Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aile ve Çocuk Danışmanı Burcu Polatdemir

http://blog.milliyet.com.tr/yasamsenin

28 Ocak '18

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
616
 

Çocuk Gelişiminde Anne-Babanın Rolü

Çocuk Gelişiminde Anne-Babanın Rolü
 

Biz ; insanlar olarak doğduğumuz andan itibaren bakıma muhtaç varlıklarızdır. Öncelikle fizyolojik  sonra barınma ve güvenlik  ihtiyacımızın sağlanması gerekmektedir. Ünlü  Psikoloji  Profesörü Maslov’un ihtiyaçlar  piramidinde bu basamaklar olmazsa olmazdır. Önce fizyolojik ihtiyaçlarımız ardından hayatımızı güvenli bir şekilde devam ettirebilme olan güvenlik  ihtiyacımız ve daha sonra da sevgi ve ait olma ihtiyacımız gelir. Tüm bu basamaklar çerçevesinde insan kabul görmek,bir yere ait olmak ister.Bizler insan olarak işte tüm bu ihtiyaçlarımızı ilk olarak ailemiz vasıtasıyla  karşılarız. Aile, bizim sosyal varlık olmamızın ilk basamağıdır. Fizyolojik ve güvenlik ihtiyacımızın ardından sevgi ve kabul görme ihtiyacımızı da ailemizle karşılarız. Onlara ihtiyaç duyarız. Onları örnek alırız davranışlarımızda,iyiyle kötüyü ayırırken ,doğru yanlışın ne olduğu konusunda farkındalığa ulaşırken,  onlar hep bizim modellerimizdir.

Tüm bu görerek, izleyerek aldığımız bilgiler ve onlardan tarafından verilen eğitimlerle ailemizin de birer yansıması oluruz. Doğduğu andan itibaren oldukça ekonomik zorlukların yaşandığı bir ailede büyüyen çocuk, para konusuna diğer çocuklardan daha farklı yaklaşabilir. Paraya fazlaca bağımlı ya da tepki olarak parayı yok sayabilir. Ya da fanatik dini öğelerle yetiştirilen çocukların aynı doğrultuda fanatik davranış geliştirdiğini  ya da bunun tam tersi ailesine tepki olarak bu konulardan tamamen farklı durum da geliştirebilir. Büyüme ve gelişmenin kalıtımsal getirileri olduğu gibi çevrenin bu konuda  en önemli etken olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ünlü filozof John Locke ‘İnsanoğlu boş bir levha şeklinde doğar’’ sözü bunu doğrular. Yani eğitim ve çevre bir bireyi bir konu üzerinde eğitmek için, bulundukları çevreye, ortama göre adapte edilebilineceğine dikkat çeker. Burada aile içinde yetişen çocuk ağırlıklı olarak onun eğilimini alır. İyi eğitim alan bireyler, aldıkları eğitim vesilesiyle bu konuda farklı başarılar elde ederler bu konuda  tabi bazı istisnaları da unutmamak gerekir. Bazı fırsat yokluğu ya da yeterli,sağlıklı ilgi ve uygun çevre koşulları oluşamamış olsa da büyük başarılara imza atmış başarılı yetenekli  bilim adamları ve tarihe adını yazdırmış Edison, Van Gogh gibi isimleri de burada anmak doğru olur.

Aileler, dünyaya gelen bireyin bakımını üstlenir onun ihtiyaçlarını karşılar demiştik tam da burada Maslov’un piramidine tekrar dönersek insanoğlu üçüncü basamak olan sevilme ve ait olma ihtiyacından sonra sosyal bir varlık olduğunun bilinciyle saygı görme ,ben de varım diyeceği bir mecrayı da aramaya başlar. Bu ne demek: Kendisinin artık ilk sosyal topluluk olan aile dışında kendini var etmesi gereken ve ona  sosyal  bir varlık olduğunu ispat eden saygınlığıdır. Benliğine,k endi beklentilerine, özgür bir birey oluşuna, aldığı kararlara ve en önemlisi de kimliğine gösterilen saygının kanıtıdır. Bu da ilk önce aile içinde gösterilen saygıyla kazanılır. Ailede sağlıklı saygı görme ihtiyacını elde eden birey daha sonra bulunduğu diğer sosyal topluluklarda çok daha fazla tatmin olur ve kendini farklı gösterme gayreti içine girmez. Bununla birlikte ailenin sorumluluğu burada bireyin saygı görme ihtiyacı açısından hayati önem taşır: Bununla söylenmek istenen; bireyi kazandırılan özgüvenin niteliğidir. Birey, aldığı kararların kendi benliği ve özgür iradesi doğrultusunda alırken sosyal rolünü de sağlıklı şekilde bu yolla kazanmış olur. Örneğin; ailesinin onayıyla gireceği tiyatro sınavına hazırlanan çocuk ,rakibi gördüğü bir arkadaşını hedef seçerek kaybetmesinin nedeni olarak diğer sınıf arkadaşını gösterebilir. Burada kişinin bireysel performans gösteriminin olduğunun da farkına varan öğretmen çocuğun yenilgiyi hırs ve öfke olarak yansıttığını görür. Eğer ailesi tarafından başarısız atfedilen çocuğa uygulanan  davranışlar dışlanma ve onları hayal kırıklığına uğrattığı şeklinde bir eğilimdeyse çocuk bu gerçeği yadsır ve etrafında suçlayacak bir mekanizma arar. Burada çocuğun davranışı ailesinin ona  bu konuda verdikleri  eğitimin niteliğini de gösterir. Ebeveynlerinden herhangi birini sosyal hayatta yansıtıcı suçlayıcı olarak gören çocuk bu davranışı alır ve normal kabul etmek suretiyle kullanır. Akranları ve okul arkadaşları tarafından fark edilip adaletsizce yargıladığından dolayı etrafı tarafından dışlanana kadar bu süreç devam eder.. Trafikte, kalabalık insan gruplarının olduğu yerlerde ya da ailenin diğer insanlarla etkileşimine tanık olan çocuk bunları normal sayıp modelleştireceği için aynı davranışları sergilemesine de şaşırmamak gerekir. Kavgacı ve uzlaşmadan uzak  tavır sergileyen ve herhangi bir eksiklik söz konusu olduğunda karşı tarafı suçlayan ebeveyn, çocuk için de bir modeldir. Ona neden olumsuz davrandığını soran öğretmenine de aynı  cevabı verecektir.

Toplumda bazı öznel  konular doğru ve yanlı olarak ayrıldığında göreceliyken ; toplumsal konuların ağırlıklı oranında ortak doğrular bulunur. Sosyal ilişkileri başarılı, şeffaf  ve  açık olan bireylerin çocukları da bu doğrultuda ilerler. Biz her ne kadar ebeveyn  olarak davranışların nasıl olması gerektiği ile ilgili çocuklara örnekler anlatıp göstersek de onların bizi sürekli izlediklerini bilinçdışına kendileri dışındaki dünyadan aldıkları verileri kaydettiklerini unutmayalım. Doğduğumuz andan itibaren dış uyarılarla zihin haritalarımızı oluşturan bu veriler,bizim nasıl insan olduğumuzu,nasıl davranışlar sergileyeceğimiz hakkında da ipucu verir. İleriki yaşlarda bu kayıtların yararsız olanları; birey tarafından farkedilip değiştirmeye gidilse de  7 yaşına kadarki süre oldukça büyük önem taşımaktadır. Oyun parkında küçük yaşta oynarken arkadaşına hızlıca koşarak ani bir hamlede bulunan bir köpekten etkilenen diğer çocuğun tepkisi kişinin zihninde kötü bir etiket yaratabilir. Köpekten uzak durmak gerekir etiketini oluşturan birey ,hayatında gördüğü her hızlı hamle yapan köpeğe de aynı tepkiyi verebilir. Birey her ne kadar kendindeki olumsuz değişikliğin nedenini anlayamasa da seanslar sırasında bu anısı bulunur ve telkin yöntemiyle giderilir. Dolayısıyla gerek aileden aldığımız  modellemeler,gerek fark edilmeden zihnimizde yer etmiş anılar  7 yaşına kadar bireyin ileride dış dünyaya vereceği tepkileri belirleyeceği için ebeveyn olarak farkındalık sahibi olmalı,onlara iyi örnek olabilmemizin  önemini  unutmamalıyız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 138
Kayıt tarihi
: 12.04.15
 
 

Çocukların duygu ve davranışlarının sonuçlarından yola çıkarak ,çocuğun ruh dünyasında oluşan değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster