Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '07

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
20810
 

Çocuk Kalbi

EĞİTİMLE İLGİLİ ROMANLAR (14)

ÇOCUK KALBİ

Yazarı: Edmando De Amicis

Çeviren: Faruk ÇİL-Yeşim ADA

Romanın Edebi Özeti:

Çocuk Kalbi dünyanın en sevilen ve en çok okunan çocuk romanlarından biridir. Bu kitap özellikle dokuz-onüç yaşları arasındaki ilkokul çocuklarına adanmıştır. Bu eser, İtalyan Belediye Okulu üçüncü sınıfından bir öğrencinin yazdığı bir okul yılının öyküsüdür. Bu öğrenci okulda ve dışarıda gördüklerini, işittiklerini, düşündüklerini algıladığı şekliyle defterine not etmiş, yıl sonunda babası bu notların özünü değiştirmeden, oğlunun kullanmış olduğu sözcükleri koruyarak bu eseri meydana getirmiştir. Eserin kahramanı Enrico bundan dört sene sonra eğitimine Ginnosio’da devam ederken babasının el yazmalarını okur ve çeşitli olaylarla, kişilerin henüz taze olan anılarını da bu notlara ekler.

Romanda Enrico’nun bir yıl boyunca başından geçen veya gözlemlediği olaylar kendi ağzıyla anlatılmaktadır. Enrico’nun sınıfında toplumun her kesiminden öğrenci vardır. Zengin ve asil öğrenciler fakir öğrenciler üzerinde üstünlük kurmaya çalışır. Sağduyulu öğretmenler, veliler, öğrenciler buna izin vermez. Eserde Enrico’nun anne ve babasından aldığı mektuplar dikkat çekmektedir. Sevginin, dostluğun, paylaşmanın, insan olmaya dair en sıcak duyguların dile geldiği Çocuk Kalbi, sadece çocukların değil yetişkinlerin de okuması gereken bir klasiktir.

Romanın Eğitimin Öğeleri Açısından İncelenmesi:

I. ÖĞRENCİ

Enrico’nun sınıfında toplumun her kesiminden öğrenci vardır. Zengin çocuklar fakir çocuklarla alay edip onlar üzerinde üstünlük kurmaya çalışmaktadır. Şımarık çocuklar kolu sakat olan fakir, annesi pazarcılık yapan bir öğrenciyle sürekli alay eder. Öğrenci, özürlü olmasına rağmen çok başarılıdır. Çocuklar, özürlü çocuğun annesiyle de sınıfta dalga geçer. Masası olmadan gözlerini bozmadan çalışabileceği ışığı olmayan fakir ama çalışkan öğrenciler varken her şeye sahip olup da çalışmak, kendilerine güç gelen çocuklar da vardır.

Garrone; sınıfın en uzun boylu en güçlü iyi yürekli öğrencisidir. Herkesin yardımına koşmak için can atan biridir.

Carlo Nobis, babası zengin olduğu için böbürlenen yerli yersiz övünen bir çocuktur. Sınıfta zamanını boş geçirmeyen annesine-babasına yardım eden çocuklar vardır. Bu çocuklar Enrico’ya özenirken Enrico da bunlara özenir.

Franti yaramaz arsız bir çocuktur. İnsanların fiziksel özürleriyle alay etmekten çok hoşlanır. Franti; sınıfa arkadaşlarına huzur vermeyen yalan söyleyen hırsızlık yapan arkadaşlarını döven itici bir çocuktur.

Derossı sınıf birincisidir. Her yönden üstünlüğü ve çalışkanlığı ile tanınmıştır.

II. ÖĞRETMEN

Enrico’nun ikinci sınıf öğretmeni çok iyi kalpli birisidir. Öğrencileri ile beraber güler ve ufak tefek haliyle öğrencilere arkadaş gibi davranır.

Enrico’nun üçüncü sınıf öğretmeni uzun kır saçları olan sakalsız boylu poslu birisidir. Asla gülmez.

Enrico’nun birinci sınıf öğretmeni kendini öğrencilerine adadığından çok yorulur, sağlığına dikkat edecek vakit bulamaz. Öğrencilerini asla unutmaz. Öğrencilerinin ilerleyip ilerlediğini sürekli kontrol eder. Bir anne gibi iyi kalpli ve içi sevgi dolu bir öğretmendir.

Okulda sürekli dualar mırıldanıp siyah elbiseler giydiği için kendisine “küçük rahibe” denilen bir öğretmen vardır. Öğrencilerine asla bağırmaz, yine de öğrencileri sessiz tutmayı başarır. Bay Perboni bir gün rahatsızlanır ve yerine yedek öğretmen derse girer. Öğretmen sınıfı kontrol edemez. Sınıfın en güçlü öğrencisinin yardımıyla sınıfı kontrol altına alır.

Ayrıca bütün bir kış boyunca tutuklulara ders vermek için ceza evine giden bir öğretmen vardır. Sınıf yerine ceza evinin kilisesini kullanmış çatık kaşlı, sakallı, katil ya da hırsız bakışlı insanlara okuma-yazma öğretmiştir. Okuma-yazma öğrendikten sonra işlediği suçtan pişmanlık duyan bir mahkum öğretmene bir hokka hediye eder. Hokka öğretmenin hayatı boyunca aldığı en değerli hediye olur.

Bay Perboni yıl sonu sınavlarında öğrencilerinin başarısı için elinden geleni yapar. Sözlü sınavlarda jest ve mimikleriyle öğrencilerini cesaretlendirir. Öğrencileri cevaplayamadığında “yapabilirsin, başarabilirsin” dercesine el-kol hareketleri yapar.

Enrico’nun babasının öğretmeni Bay Crosetti seksen dört yaşındadır. Altmış yıllık öğretmenlik hayatı vardır. Milli Eğitim Bakanlığı onun altmış yıllık öğretmenliğini ödüllendirmek için madalya vermiştir. Öğretmenlik yıllarında çok serttir fakat zalim değildir. Öğrencilerini baba gibi sever. Hiçbir suçu bağışlamaz Enrico ve babası kırk sekiz yıldan beri görmemiş olduğu öğretmenini ziyarete gider. Yolda öğretmeniyle karşılaşır ve kendini tanıttıktan sonra öğretmeni onu tanır. Geçmişten konuşurlar. Öğretmen, küçük paketler bulunan bir çekmece açar ve paketlerin birinin içinden Enrico’nun babasının kırk yıl önceki okul ödevi çıkar. Enrico’nun babası için duygulanmamak elde değildir. Öğretmen, tüm hatıralarını saklamıştır. Zaman zaman onları gözden geçirir ve geçmişi yaşar.

III. ÇEVRE

Enrico’nun anne ve babası gerçekten bilinçli bir ailedir. Oğullarının terbiyeli yetişmesi için ellerinden geleni yapar. Ona nasıl davranması gerektiğini, yazdıkları mektuplarda bildirmişlerdir. Enrico’nun ders çalışması gerektiğini, sevgi-saygı çevresinde hareket etmesi gerektiğini, dostluğu, arkadaşlığı paylaşmayı bilmesi gerektiğini anlatır. Yoksulluğa, yaşlılığa, ana sevgisine, sakatlığa, yorgunluğa ve ölüme her zaman saygılı olması gerektiğini hatırlatır. Annesi-babası Enrico’yu sürekli iyiye, güzele, sevgiye ve saygıya en önemlisi de çalışmaya yöneltir.

Romanın Değerlendirilmesi:

Sevginin, dostluğun, paylaşmanın, insan olmaya dair en sıcak duyguların dile geldiği “Çocuk Kalbi” sadece çocukların değil, yetişkinlerin de okuması gereken bir klasiktir.

Zengin ve asil öğrencilerin, fakir öğrenciler üzerinde üstünlük kurmaya çalışmalarına rağmen sağduyulu öğretmenler, veliler ve öğrenciler buna izin vermemiştir. Hem aileler hem de öğretmenler yıkıcı değil yapıcı tavır içindedir. Sınıf yönetimi açısından öğretmenlerin gösterdiği davranış en doğru davranıştır.

Öğrencilerin; terbiyeli, saygılı, anlayışlı olmaları, onları yetiştiren anne ve babalarından kaynaklanmaktadır. Tabi öğretmenlerin de emeklerini göz ardı edemeyiz. Bahçe, bir okulsa; bahçedeki çiçekler, fidanlar öğrencilerse; o bahçenin bahçıvanı da öğretmenlerdir. Çiçeklerini yetiştirmek, onları şekillendirmek bahçıvanın görevidir. Enrico’nun okulundaki öğretmenler, mesleki özelliklerini tam anlamıyla yansıtır. Meselâ; derste sıranın üzerine çıkan çocuğa, “bir daha yapma” diyor. Hatasından dolayı öğrenciyi hemen cezalandırmıyor. Ayrıca arkadaşlarının arasında küçük düşmesini önlüyor. Böylelikle öğrencinin güvenini kazanıyor. Öğretmenler, öğrencilerine gerçekten değer verdiklerini hissettiriyor. Öğrenciyi kazanmak daha da kolaylaşıyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 414
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 97
Ort. okunma sayısı
: 1870
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi Planlaması ve Ekonomisi A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster