Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '08

 
Kategori
Coğrafya
Okunma Sayısı
6236
 

Çocuk nasıl yapılır?

Çocuk nasıl yapılır?
 

http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/yeni/goster.


Kolay…

R. Tayyip Erdoğan gibi sizi yüreklendiren başbakanınız varsa kolay… 1 değil 2 tane, 2 değil 3 tane, 3’de yetmez dört tane bile yaparsınız. Burada sınır en az üç.

Yanlış anlamayı önlemek için burada “çocuk yapmak” derken fiil veya eylem olarak çocuk yapmayı kastetmiyorum. Çocuk sahibi olduktan sonra yaşanacak süreci planlayanlar “nasıl çocuk yapabilirler?” içeriğindeki zorluğu kastediyorum. Tabi ki kimsenin düşüncesine zincir vuramayız. İsteyen istediğini düşünebilir.

Çocuk yapma konusunda pek de zorlanmayan aziz halkımız, dur durak demeden, gece sabahlara kadar çalışıp gereğini yerine getirir mi bilinmez. Bilinen bir gerçek var ki hiç çocuğu olmayanların önce birinciyi, sonra ikinciyi ve en son üçüncüyü yapmaları, bunun için se zaman kaybetmeden çalışmalara başlamaları gerekiyor. Hadi kolay gelsin…

İşin bu yanını bir tarafa bırakıp biz Türkiye’nin geçmişteki nüfus artışı nasıl olmuş, nereden gelip nereye gidiyoruz , Türkiye’nin izlediği nüfus politikası nasıl?, buna bakalım.

Ülkelerin nüfus yapıları gelişmişlikleri hakkında bilgi veririler. Nüfusun artış oranı, iş kollarına dağılımı, eğitim durumu, doğurganlık oranı her biri ait olduğu ülkenin fotoğrafı gibidirler.

Ya Türkiye’nin durumu nedir? Nüfusumuz hangi hızda artıyor? Başbakan Erdoğan’ın “en az üç” çocuk talebi bu soruların cevaplarını daha da önemli hale getirdi.

Çoğalma tavsiyesi Türkiye gerçekleriyle ne kadar örtüşüyor?

Türkiye’de ilk nüfus sayımı 28.10.1927’de yapılmış, nüfusumuzun 13.648.270 kişi olduğu tespit edilmiş. Nüfusumuza ait önceki dönemlerden herhangi bir kayıt olmadığı için nüfus artış oranı da tespit edilememiş. Cumhuriyet döneminin ikinci sayımı 1935 yılında yapılmış. Nüfusumuz 16.158.018’e çıkmış. 2.509.748 kişi artmışı. Bu durumda nüfus artış oranı %0 21 olmuş. Geçen zaman içerisinde sonu 5 ve sıfırla biten yıllarda düzenli sayımlar yapılmış. Sürekli çoğalmışız.

1940’da 17.820.950 olan nüfusumuzun 1945 yılında 18.790.174 çıkmış. 5 yılda ancak 969224 kişi artmışız. Bu rakam artış oranı olarak %010.59 yapar ki Cumhuriyet tarihimiz boyunca (son sayım dışında) en düşük artış değeridir.

Nüfus artış oranının düşük çıkmasının sebebi 2. Dünya Savaşı’nın yarattığı koşullardır. Türkiye fiilen savaşa katılmamıştır ama, sınırlarımıza kadar dayanmış savaş tehdidine karşı 2 milyon genç silah altına alınmıştır. Böylece evlenmeler azalmış, doğal olarak sahip olunan çocuk sayısı da düşmüştür. Yine savaşın getirdiği yokluk yılları sağlık ve beslenme koşullarının bozulmasına bu da hastalık ve ölümlerin çoğalması sonuncunu doğurmuştur.

1950’de yapılan sayım da nüfusumuz 20.947.188’e ulaşmıştır. Artış oranı ise %021.73 ile önceki dönemin iki katını bulmuştur. Seferberlik halinin kalkması, terhis edilen askerlerle birlikte evlenmelerin artması, ekonomik koşulların kısmen düzelmesi bu ve bundan sonra sürecek artışlardaki etkenlerdir.

Cumhuriyet tarihimizin en büyük artış oranı 1950-1960 yılları arasında gerçekleşmiştir ki %028.53 olmuştur.Zamanın hükümetinin çoğalmayı teşvik edici önlemleri meyvesini vermiştir.

1960-1965 yılları arasında 200 bin kadar işçinin yurt dışına gidişi, sonraki dönemlerde devam eden kentleşme ve sanayileşme günümüze değin nüfus artış hızını yavaşlatan etkenler olmuştur.

1965’ten itibaren doğurganlığı teşvik edici politikaların yerine “nüfus planlaması”na önem verilmesi de nüfus artışının hız kaybetmesinde etkili olmuştur.

2000 Yılı sayımlarına göre 67.853.315 olan nüfusumuzun artış hızı %018.35 olarak ortaya konmuştur. Bu ülkemizin nüfusunun hala hızlı arttığının göstergesidir.

Geçen yıl Adrese Dayalı Nüfus kayıt Sistemi ile yapılan sayımda nüfusumuz 70.586.256 olarak açıklandı. Bu 2000 sonuçlarından 2.732.941 kişi fazla demektir. Bu da yıllık artış hızının %05’lere kadar gerilediğini gösteriyor.

%05 gelişmiş ülkelere yakın bir oran. Ancak sadece bu rakama güvenmek yanıltıcı olabilir. Nüfus artışı bu oranda gerçekleşmişse işsizlik ve göçün bu denli yoğun yaşanmaması gerekir. Hele hele %5 üzerinde gerçekleştiği ifade edilen büyüme ile Türkiye ekonomik ve sosyal problemleri ile daha kolay baş edebilmesi gerekir.

Basit bir ifade ile artan nüfusun zaruri ihtiyaçları (sağlık, beslenme barınma, eğitim gibi) karşılanabiliyorsa nüfus artışı sorun olmaz.

Artan nüfusumuzun zaruri ihtiyaçlarının karşılanabildiğini söyleyebilirmiyiz?

Eğer söyleyebiliyorsanız buyurun, çoğalın!..

Kaynak: Rakamlar TÜİK istatistiklerinden alınmıştır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Devlet arazilerini ucuza dusurup ustune arsalar dikebiliyorsaniz, internet siteleri kursunlar diye sermaye temin edebiliyorsaniz, kiz cocuklarinizi illaki kapansinlar diye Amerika'da okutabiliyorsaniz yani paraniz varsa 10 cocuk da yapilir efendim:) Yalniz o paranin nerden geldigine bir bakmak lazim. Riziklarini Allah mi verdi, yoksa bu millet vergi olarak mi odedi orasi bilinmiyor...

Tuba 
 16.03.2008 2:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 46
Ort. okunma sayısı
: 3871
Kayıt tarihi
: 25.08.07
 
 

Samsun Terme Şuvayip Köyü'nde doğmuşum. İlk ve ortaokulu Terme'de, lise öğrenimimi Ünye'de tamala..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster