Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
478
 

Çocuk olmak vardı şimdi

Çocuk olmak vardı şimdi
 

Belleğimde bir çocukluk oyunu o uzak geçmişi anımsamak yeniden oynayıp oyunu sonra geri döneceğim. Başım yine ıssızlığın dizlerinde, gözyaşlarıma içime dökeceğim. Başım yine ıssızlığın dizlerinde. Sonra bir gün geriye döneceğim. (Orhan Kural 'ın Gizemli Coğrafyalar kitabından, Teslime Nesrin. Türkçesi: Engin Aşkın)

Şimdiki nesil, Küçük kızlar topluluğunun büyük olmaya uğraştığı, çırpındığı bu dönemde diyorum ki bazen, çocuk kalabilsem, geçmişte bir zaman tüneli yapsam da o anlara geri dönebilsem. Bir dip not;daha ben de çok büyümedim, yetişkin bir kadın olma yolunda ilerliyorum :)

Belki bundandır, ara sıra ortaya çıkan hiç ama hiç kaybetmek istemediğim, hep elma şekeri isteyen çoçuk ruhum, belki bundandır, bu ruhun bende yarattığı, içi içime sığmaz hallerim, bağıra bağıra şarkı söylemelerim, bu şarkılarla bütünleşen komik danslarım, çoçukluklarım, şımarıklıklarım işte diyorum ya belki bundandır .

Belki de çok zor, sıkıntılı dönemlere rast gelen yaşlarım belki bazen beni o anlara götürmek istiyor. Hiç büyümeseydik, hep çocuk kalabilseydik diyen 80 -81 -82 -83 neslinin şanssız çoçukları.

Şimdiki nesle baktığımda yaşlarından çok daha büyük görünmeye uğraşan çoçuklar görüyorum. Yüzüne baktığında çocuk ama bedeni büyük çoçuklar. İlerleyen yıllarda onlar için yapabilceğimiz en güzel ve doğru tanımlama sanırım küçücük bedenlerdeki yaşlı ruhlar olucak. Daha sonraki yaşlarda yaşamaları gereken bir çok şeyi bu yaşlarda yaşıyorlar. Okula değil gezmeye gider gibi giyilinip, hazırlanılıyor. O masum, tertemiz sağlıklı ciltlerini küçük yaşta makyajla yoruyorlar, yaşlandırıyorlar. Küçük yaşlarda flörtler ilişkiler başlıyor.Girilmemesi gerken bir çok ortama, bara takılınıyor. Küçücük bedenler vücüduna sigarayı aşılıyor daha kötüsünü düşünmek bile istemiyorum. Belirli yaşlara geldiklerinde herşeyden o kadar çok yorulmuş, yıpranmış olcakları ki. Düşünüyorum da, biz her şeyi yaşında , dozunda yaşadık, yaşamaya çalıştık. Okullar bitti, kendimize çeki düzen vermeye başladık. Ne istediğini bilen , kendini yetiştirmeye çalışan akıllı gençler olmaya çalıştık.. İdeallerimiz var dı, hedeflerimiz, isteklerimiz vardı .Hala da var.Şimdi gözlemliyorum da ne istediğini bilmeyen geleceğe dair somut bir düşüncesi, hayat görüşü olmayan gençlerimiz var. Yine de genelle yaymamak en doğrusu .Sadece büyük olmaya uğraşmak mı bizi sonrasında yıpranmamıza, yaşlanmııza neden oluyor. Hayır tabi ki. Biraz daha kendi neslimden bahsedersek; Reklamcı Kimliğiyle bildiğim Sevgili Ali Atıf Bir 'in bir yazısı vardı.Anımsadığım kadarıyla, yazısında şöyle demişti :

Evde Reklamları izlerken coca cola reklamının sonundaki yavaş yavaş sürdür gençliğini sloganı bana 80-83 kuşağını çağrıştırdı.Onlara baktığımda henüz o yaşlarında bir çok şeyden umudunu kesmiş, her şeyi ağırdan alan, zamana bırakan , hayatlarını yavaş yavaş sürdüren bir gençlik görüyorum diye anlatmıştı düşüncelerini, yazısında.

Kendi adıma da şunu söyeleyebilirim, son bir kaç senedir gerçekten zor dönemeçlerden geçtik, bir aile olarak. Eskiye oranla bazı şeylerin daha çok yolunda girdiği, hepimizin az çok kendi ayaklarının üzerinde durduğu , ama yine de bir o kadar zor dönemler yaşamaya devam ettiği yıllar geçiyor önümüzden .Ve hayat şu an o kadar zor ve bazen acımasız ki.Pollyanacılık oynamak ta kısa bir mutluluk hali veriyor sana, uzatmaya kalkarsan da senin eline bir üzüntü yumağı olarak geri dönüyor .Çıkar ilişkilerinin çok ön planda olduğu, hiç kimseyee çok güvenmemen gerektiğin , adaletsiz bir dünyada yaşadığımızı düşünüyorum . Ama öyle :(

Hayatı güzellşetiren, hayatı mutlu kılan küçük mutluluklar vardır derim her zaman, işte böyle düşündüğüm tüm anlarımda çoçuk ruhum çıkyor ortaya, beni huzurlu ve iyi kılan küçük mutluluklar yaratıyorum.

Bugüne dair yarattığım en önemli, küçük mutluluğum, yüzümde gülücükler açtıran biraz soguk olsa da güneşli bir hava. Böyle havalarda deniz o en ışıl ışıl, kamaştırıcı güzelliğiyle ortaya çıkıyor. Saatlerce seyretsem sıkılmam yani.

Bugün biraz, kısa bir an için de olsa çocukluk yıllarına geri dönmek isteyen, sitemleri, üzüntüleri olan hafif depresif bir yazı çıktı kalemimden. İçinize biraz sıkıntı verdiysem affola.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kesinlikle dünyada adalet yok ve dediğin gibi küçük mutluluklar var kendi kendimize verdiğimiz... O da bir yere kadar yetiyor... Kendi kendimize mutlu olmaktan çok huzurlu oluyoruz zira mutluluk 2 den geçiyor... Sevgiyle...

Barış 
 04.04.2007 19:26
Cevap :
Birde Bunları yazmışsın,ama dedim ya bir türlü sisteme geçmedi:)Ve dediğin gibi kendimize küçük mutluluklar veriyoruz sadece... Büyük mutluluk tek başına olmuyor çünkü... Sadece tek başına huzurlu olabiliyorsun galiba... O da kimse çomak sokmazsa... Bu da yeterince depresif sanki ;) Bende bu yorumuna şöyle demiştim;Söylediklerine kelime ,kelimesine katılıyorum barış!O yüzden diyorum ki iyiki ama iyiki hayatı kılan küçük mutluluklar var ,belki bir yere yetiyor ama onlarda olmasa... Sevgiyle ,  05.04.2007 8:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 1227
Kayıt tarihi
: 24.08.06
 
 

  Bir şair, bize Güzellikten Söz Et, dedi. O da yanıtladı: ''Nerede arayıp, nerede bulacaksınız g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster