Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '10

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
913
 

Çocuk pornografisi: Fanteziden gerçekliğe

Çocuk pornografisi: Fanteziden gerçekliğe
 

Afiş: Yeniden Sağlık Derneği


Sabah gazatesi yazarlarından Gülay Göktürk'ün 2002 yılı 9 Ocak tarihli yazısında, "Ben arzunun lanetlenişini haklı bulmuyorum. Yani insanlara zarar vermedikleri sürece kişilerin sübyancı olma hakkını savunuyorum" sözüne karşılık, Doğan Kökdemir'in yazısını* okudum bugün. Kökdemir'in, bu düşünceyi bir "düşünce özürü" olarak kabul eden yaklaşımına katılıyorum. Kendisi özetle şunları demiş:

1. Kesinlikle patalojik olan bir davranışın, "bir hak olarak" nasıl kabul edilebileceği
2. Hastalıklı fantazilerin ifadesinin, eyleme geçme olasılığını yüksek kıldığı

Yıllardır suçlularla ve pedofili hastalarıyla (çocuklara karşı cinsel arzu duyan kimseler) yapılan çalışmalar sonucu, kesinlikle bilinen bir gerçek, EYLEME GEÇİLMEDEN ÖNCE, BU TÜR PATOLOJİLERİN HER ZAMAN FANTEZİ BOYUTUNDA YAŞANDIĞIDIR. Bu durumu, eyleme geçmiş suçlular, kendi görüşmelerinde de belirtmişlerdir.

İlk aşama FANTEZİ, ikinci aşama pasif konumda izleyici yani ÇOCUKLARI İZLEME (RÖNTGENCİLİK), ÇOCUK PORNOGRAFİSİ bulundurma ve izleme, üçüncü aşama CİNSEL TACİZ ve/veya TECAVÜZ olmaktadır.

Göktürk'ün aynı yazısında şöyle devam ediyor: "...Çocuk pornografisi çekilen filimlerde, gerçek değil sanal çocuklar ya da animasyon kullanılsaydı itirazım olmazdı" Yani birey olarak çocukların zarar görmesi düşünülmüş ama "çocukluk" kavramının ne denli zarar göreceği düşünülmemiş.

Fantezi mi Eylem mi?

Çocuk pornografisinin yasaklanmasına en büyük eleştiri, fantazi yanlıları ve "düşüncelerine gem vurmak istemeyenler" tarafından gelmektedir. "Çocukla cinselliğin fantaziside mi yasak?" diyenler için belirteyim, bir şeyi fantezi olmaktan çıkaran iki kriter vardır:

1. Olabilme ihtimali
2. Fantezi kurduğunuz kişinin mağdur edilebilecek konumda olması

Aramızdan kaç kişi, "eğer bir kızı olsa, onunla cinsel ilişki kurma fantezisi olan" birinden çocuk yapmaya cesaret edebilir yada çocuğunu ona emanet edebilir?

Ya da aramızdan kaçı, "işyerindeki kadınları dövme ve tecavüz etme fantezisi" olduğunu söylediği biriyle, çalışma arkadaşı olmak ister?

"Ama sonuçta fantezi..." deyip geçebilir miyiz?

Aynı bakış açısı nedeniyle; jinekoloğun hastasıyla, öğretmenin öğrencisiyle, bir babanın çocuğuyla ya da bir erişkinin belirli bir çocukla ilişki kurma fantezisi (özellikle kimliği belli ise, isim veriliyorsa ya da detaylı tanımlanıyorsa) , sadece fantezi olarak kabul edilemez. Çünkü bunun hem olabilme olasılığı, hem de korunmasız birilerini mağdur etme olasılığı kuvvetlidir.

Bu nedenle "fanteziler açıkça yaşanmalı, gem vurulmamalı" diye düşünmek, bir çok gizli patolojiyi su yüzüne çıkartabilir.

Böyle durumlarda en doğrusu, bu duygu ve düşüncelerimizi tanımak, ama bu patolojik davranışımıza mazeretler yaratıp, bunları "düşünce özgürlüğü" ya da " cinsel yaşama renk katmak" adı altında, kendimizi kandırmamaktır.

Bu tür insanların en büyük savunması "YASAKLAR ARZUYU KÖRÜKLER" olmaktadır. Ben de hayır diyorum. Çocuk pornografisi yasaklanırsa, bir takım insanların, sokaktaki çocuklara saldıracağını düşünmüyorum. Aksine rahatça ifade edilmesi tehlike doğurmakta olduğunu şuradan görebilrisiniz:

Birazcık mal varlığı olan görgüsüz kişilerin Tayland' a "çocuk seks turizmi" için gittiklerinin, balllandırılarak anlatıldığı bir ülke haline geliyoruz. Rahat ifade, bazı şeyleri "yapılabilir" kılar, yasaklarsa bazen engeller.

Çocuk pornografisi de yasakların, oluşumunu engelleyeceği nadir konulardan biridir.

Eda Erdener.

______________________________________________________________________________________

*Doğan Kökdemir (2002). Çocuk Pornografisi: Şiddetin En Şiddetli hali, Türk Psikoloji Bülteni, XCilt: 8, Sayı 24

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1102
Kayıt tarihi
: 22.02.10
 
 

Klinik Psikolog Eda Erdener, 1998 yılı İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü Lisans, 2002 yılı İ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster