Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '13

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
257
 

Çocuk şiirine bakış

Bir öğretmen olarak çocuk şiirini ele almak için belki de konuyu en başından anlatmak gerek diye düşünüyorum.

 “Bir adam yedisinde neyse yetmişinde de odur” Bu gözleme dayanan tecrübedeki öngörüyü atalarımız yüzyıllardır söylediği halde davranış bilimciler henüz tanıyabildiler.

Çocukta dil altyapısının oluşumu bu yaşa kadar verilen dil ürünlerine bağlıdır. Bu yapı yedi yaşında oluşur ve yedi yaşından sonra ne koyarsan bu yapının üstüne koyarsın.

Çocuk dil altyapısının yedi yaşına kadar tamamladığını göz önünde bulundurursak, okul öncesi eğitimin de önemi o ölçüde büyüktür. Bu eğitimin en önemli unsurları ninni, tekerleme, sayışma, masal ve şiiri sayabiliriz.

Bundan sonraki sözel zekânın gelişimi, dil yetenekleri, sözcük dağarcının gelişimi, anlama, kavrama karşılaştırma ve yaratıcı düşünce gibi yeteneklerini geliştirmede şiir dinlemenin, okumanın, en önemlisi de ezberlemenin etkileri büyük bir yer kaplar.

Çocuklar şiire karşı her zaman ilgilidirler ve yaşamlarında şiir duyarlılığı öne çıkar. Temel dünya görüşünün ve insani vicdanın oluşmasında duygu bakımından çocuğu etkileyendir şiir.

Şiirin yapısı gereği kısa dizelerden oluşması, dilinin yalın ve açık olması, duygu yüklü ve estetik uyumu bakımından çocuğu sarıp sarmalayan ve değiştirendir.

Şiirdeki ses uyumu çocuğa ritim duygusu kazandırır. Anlamı olmadığı halde sayışma ve tekerlemelerdeki uyaklı tekrarlarda olduğu gibi şiir de aynı işlevi görürken anlam bakımından da daha etkileyicidir.

Şiirin konusu çocuğa görelik gerektirir. ( doğa olayları, hayvanlar, belirli günler, insan, sevgi vb.)  İnsan ölçülerinde ise ırkın, dilin, dinin, rengin coğrafyanın öneminin olmadığı; iyi insan kötü insan olduğu içsel değerler arasında çocukta yer edecek evrensel bir vicdan oluşmasına katkı sağlamak olan şiir bu yönüyle didaktiktir ve eğitsel bir işlev üstlenir.

Şiir, düşünce ve duygu örüntülerini anlamasına katkı sağlar. Şiirde düz ve gerçekçi bir mantık görülmez çoğu zaman: Bu da hayal gücünü besleyen bir unsurdur.

Şiir için nacizane uyarılarım olacak:

Çoğu şairin çocuğa bakışını tema etmesi çocuk şiiri değil ancak yetişkinlerin çocuğu anlamasını sağlayacak birer yetişkin şiiri olduğu halde piyasada bu türlerin çocuk şiiri olarak sunulduğunu görüyoruz.

Çocuk şiirinin fazla didaktik olması çocuğu şiire çekmek yerine yorup uzaklaştıracaktır. Bilgi alacaksa çocuk hayat bilgisi dersi okur.  Basitliğe, sığlığa bilgi yükleyip uyaklarla bunu çocuğa şiir diye sunmak çocuğun beğenisine ve şiire aykırı yaklaşımlardır, diye düşünüyorum.

Çocuğa görelikte somut, soyut basamaklar pedagojik ölçütler çerçevesinde olmalıdır.

Şairler açısından şiiri ele aldığımızda her şairin kendi çocukluğundan beslendiğini söyleyebiliriz. Ve buna bağlı olarak çoğu şairin şiirlerinde çocuk teması yer alır. Yetişkinlerin kaçış yeri olan çocukluk, şairler için de bazen umut, bazen saflık, bazen de kaçıştır. Ve çocuğun bakış penceresi şiirin temel kurgusunu oluşturur. Bu anlamda konuşmamı kendi şiirlerimden birkaç örnekle bitireceğim:

BİR KUŞ

-Bir kuş istiyorum, dedi kızım

-Sesimi sevgimi paylaşacak.

Bir avuç tüy, bir avuç can

Düşüverdi avuçlarına.

Sarı mavi sesi,

Al al kanatları vardı.

Omuzlarından tırmanıp

ta saçlarına çıkardı.

 Orada cik cik de cik cik

ederdi gün boyu.

Ekmek elden su gölden

Geçinirdi bedavadan

Ne de olsa kuştu.

Onu uçuracak kanatları vardı.

Bir gün kafesi açık buldu,

Cik cik uçuverdi.

 -Kuş uçsun

-Bulutlarla arkadaş olsun

-Kuş neme gerek,

-Bir köpeğim olsun, dedi.

Bir yavru aldık, uzun kulak.

Her gün kuyruk sallayarak

Geçti güzel günleri/ Kızım Damla’yı ablası sanarak.

KARDAN ADAM 

Uyandım sabah,

Beyaza kesmişti yeryüzü.

Uçuştular lapa lapa,

Kuş tüyü gibi kar taneleri.

Kondular saçlarıma,

Doluştular bahçemize,

Ağaçların dallarında,

Duvak oldu kar taneleri.

Yuvarladıkça büyüdü kartopu

Bir gövde, bir baş, iki de kol,

Kömürden gözleri,

havuçtan üşümüş burnu

Süpürgesi de kızım Damla’dan.

Bir kış günü doğdu,

Bizimle yaşadı bir zaman.

Fakat güneşle öldü,

Kardan adam.

GELECEK YÜZLÜ ÇOCUKLAR

Mavileri, bulutları gökyüzüne kuşlar çizmiş.

Kanatlarını çalıp ressamlar,

Düşlerini boyamış çocukların.

Sonra gelecek yüzlü,

Özlem yüzlü olmuş tüm çocuklar.

Sarılmışlar kitaplara.

Gizli sayfalar arasında,

Bekler dururlarmış,

Belki mavi gelir,

Gelecek gerçek olur, diye.

DOĞDUĞUM YER

Yeni yetme bir tepeden bakıyorum,

sonbaharı konuk eden köyüme:

hüzünle eğilen ağaçların belleğinde

kuşların çığlığı,

Bütün kokuları koynuma dolduran rüzgâr,

Yalnız bir kuytu çiçeği aşklarım,

Ve beni karşılayan çocukluğum,

işte hepsi orda.

Suların sadetli yolu, coşkun dere,

Bir yanı bulut, bir yanı suda seken yüzüm.

Aksini bilmez çiçekler.

Yalnızdı, ne söyledi sessizlikte yarılan nar.

Yaşanan bir aşk içinde mi doğa?

Bahçemize kediler,

kuşlar, böcekler dadanmış,

şarkıları anlamsız.

Haybeden geçinip gidiyor işte,

Annem görmezden geliyor.

Çardak altı hışırtısında bir kavun kesiyorum:

İçi Akdeniz ikindisi.

Yarısı benim,

Yarısı, göz hakkı komşumun.

 GUNK*

Yuvasını düşünürdüm güneşin,

Girdiği, gecelediği,

Dinlenip öbür kapısından çıkageldiği,

Kocaman kızarmış bir mısır ekmeği gibi,

Öylece şefkatli duruşunu.

Bir ata binip

Dörtnala güneşe koşardım düşümde,

Hep batıya sürerdim atımı,

Denize banıp değecekmiş gibi olduğu yere,

Uyandığımda bir karabasan gibi,

Gecenin ağırlığını duyumsardım üstümde.

Gunk gunk!

Atım bir ırmağı indiriyor midesine,

O zaman anlıyorum,

Bir kütüzlüğü* daha geçtiğimi.      

(Kütüzlük*: İşlemeyen geçilmesi güç arazi.

*Gung: Atların su içerken çıkardıkları ses.)

İÇİMDEKİ SEVGİ ÇOCUĞU                                                  

Kalbimi okşayınca,

hep içimde taşıdığım

o haylaz çocuk,

sihirli bir lambadan çıkar gibi çıkıveriyor.

Hemen şiire kalkışıyorum;

seni incitmeden,

bir çiçeğin kirpiklerine varıyorum.                  

Yapraklar dilleniyor,

Hamlıktan çıkıyor meyveler.

Dağların ayaklarına çarpıyor,

suların hırçınlığı,

Bir bir yıkılıyor uçurumlar.                          

O zaman bu çocuk

beyaz bir ata binip

Yine içime dönüyor...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 639
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Kastamonu Eğitim Yüksekokulu Sınıf Öğrt. bitirdikten sonra A...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster