Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '11

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
498
 

Çocuk ve Sanat

Sanatın kaynağı oyundur. Resim: çizgiler ve renklerle oynamak, Müzik: seslerle oynamak Dans: hareketlerle oynamak, Edebiyat: sözlerle oynamaktır. Çocuğun dünyası oyunla başlar, oyunla biter. Oyun çocuğun deneme, yaratma ortamıdır. Oyun çocuğun özgürlüğüdür. Çocuğun en iyi gözlemlenecek yer oyun ortamıdır. Gizli yetenek ve güçleri oyunları ile dışarıya yansır. İlerde yapacağı iş hakkında ipucu verir. Çocuğun oyunu, özgürlüğü ile bütünleşen bir sanat eğitimi olmalıdır. Çocuk oyunda yönlendirilmemelidir. Oyunda yönlendirme ne kadar hatalı ise, çizerken, boyarken de yönlendirmek o kadar hatalıdır. Çocuğa kılavuzluk edilmeli ama onu anlayarak, ona sorarak ve onu belirli bir kalıba sokmadan. Bizim meslekte, çocuk resimlerini, onu tanımak için kullanırız. Çocuk çiziyor ve onun çizdiği, yaptığı resimleri yorumluyoruz. Ona yorumlatıyoruz. Aslında üretilen her türlü sanatsal yapıya bilinçli yaşam süreçleri değil, bilinç dışındakiler yansır. 

Bizde toptancı bir eğitim vardır. Bireysel farklılıklara önem verilmiyor. Oysa yaratı için bireysel farklılıklar çok önemlidir. Bu farklılıklar öne çıkartılmaya çalışılmalı ve desteklenmelidir. Bizde çocuğun sanatsal eğitimi çok zayıf. Çocuğun oyununa değer vermiyoruz. Onu özgür bırakmaktan korkuyoruz. Belirli kalıplara sokmaya çalışıyoruz. Bu da yaratıcılığı kısıtlıyor ve engelliyor. Çocuğun her türlü gelişmenin dinamizmi özgürlüğünde yatar. Çocuğun eğilimleri özgür bırakılmalı, bireysel özellikleri ciddiye alınmalıdır. Çocuğun soru sormasına, tartışmasına fırsat tanımalı, onun ile özgür bir iletişim kurulmalıdır. Çocuk elbette ki büyürken büyüklerinden etkilenecektir. Ancak bu büyüklerin koyduğu bazı kalıplara girecek anlamı taşımamalıdır. Çocuk kendi eğilim ve yetenekleri ile büyüklerden edindiği bilgileri kaynaştırmalıdır. Düşünceye sınır çekilmemelidir. Tartışma, eleştirme ve soru sorma cesaret işidir. Ders kitabı dışında özgür okumaya yönlendirilmeyen çocuk bu cesareti bulamaz. Çocuk oynarken nasıl özgürce hareket etme denemelerine girişiyorsa, konuşurken de bu özgürlüğü kullanabileceği eğilimlere izin verilmelidir. Örneğin matematikte 3x3 =9 eder. Bu sonuca çeşitli yollardan gidilir. Bu sanatta da öyle olmalı ve sonuca gidiş yolları özgürce seçilmelidir. Sanat eğitimi, genel eğitimden soyutlanmamalıdır. Eğer eğitim; kalıba sokmak, hizaya getirmek amacına göre yapılırsa, elbette bir şeyler öğretirsiniz ama çocuğu eleştiremezsiniz. Çünkü onu özgür bırakmadınız. Kendi özgürlüğüne dışarıdan müdahale ettiniz. Yaratıcılığını önlediniz. Resimde, beden eğitiminde, müzikte not olmamalıdır. Her öğrenci kendini geliştirdiği ölçüde bir ilişki kurabilmeli, bu derslerle yeteneği ve özgür ortamı şekillenebilmelidir. Her okulun bir serbest boşaltım duvarı olmalıdır. Çocuk istediği resmi yapabilmeli, istediği yazıyı yazabilmelidir. O zaman ancak bazı saplantılar ortadan kalkar, tuvalet kapıları yazı tahtası olmaktan kurtulur. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

YAZINIZI ÇOK SEVDİM.BÜTÜN YAZDIKLARINIZA KATILIYORUM.SINIFIMDA YAPMAYA ÇALIŞIYORUM ANLATTIKLARINIZI .KEŞKE SANAT DERSLERİNE SANATÇIKLAR VE SPORCULAR GİRSEYDİ.MESELA MÜZİK DERSİNE GERÇEK BİR MÜZİSYEN,RESİM DERSİNE GERÇEK BİR RESSAM,BEDEN EĞİTİMİNE GERÇEK BİR BRANŞ SPORCUSU GİRSEYDİ.HAYAT NE KADAR DA SANAT,RESİM ,SPORLA İÇ İÇE OLURDU DEĞİL Mİ? TEŞEKKÜRLER.

EBRU TÜTÜNCÜ 
 25.03.2011 21:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 154
Toplam yorum
: 46
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 856
Kayıt tarihi
: 25.01.10
 
 

Rize nin Çamlıhemşin ilçesinde doğdum. 1969 yılında ilkokul,1972 yılında ortaokul,1975 yılınd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster