Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '12

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
3198
 

Çocuklar anne babalarını sevmek zorunda değildirler

Çocuklar anne babalarını sevmek zorunda değildirler
 

Ananı babanı niye aramıyorsun? Onlar seni büyüttü bugüne getirdi. Üzerinde hakları var. Mecbursun onlara bakmaya.

Bizimkiler Bitlis’in bilmem ne köyünde oturuyorlar. Annem beddua ediyor oradan. “Emdirdiğim süt burnundan gelsin. Şu ananı dağ başlarında bıraktın ya. Ellerin oğulları kızları geliyor. Sen gelmeyince boynumuz bükük kalıyor. Benim hiç mi hakkım yok. Gelme. Gelmezlere gidersin inşallah…”

İstanbullarda dört çocuk ev kira nasıl geçindiğimi düşünmeden… Aaaaahhhh benim halden anlamaz anam babam! Ellerin oğulları kızları zengin. Toplu iğne bile bırakmamışsın. Sana gelecek ayaklarımdan başka bir şeyim yok. Oturmuş beddua edersin. Karı çoluk çocuk her sene beklersin. Sanki arka sokakta oturuyorsun. Sana gelsem altı ay kendime gelemem.

Para bankada yatar, bana oğlum baksın. Bağıra bağıra çıkarmış, dokuz ay karnında taşımış. Oğlu kızı bunlara mecbur bakacakmış. Kendi ağırlıkları ne ki, sırtımda taşırım; dertleri var dağlar gibi. Emekli oldular ya ver somunun gözüne, sırt üstü rahatlık, ellisinde şeker, tansiyon, kalp, karaciğer, böbrek. Erkek çocuklar sedyeci, kız çocuklar hasta bakıcı. “Anana babana karşı ıh bile demeyeceksin. Anaların hakkı ödenmez.” Çocuklarım bana bakmıyor diye çır çır çığırırlar. Rezil ederler seni konu komşuya. Aşağı köyün itine bile sızlanırlar.

Hep de onlar haklıdır; kimselere bir şey diyemezsin. Yaşlanınca çocuk olurlar, bir emzikleri beşikleri eksiktir. Ya bacakları tutmaz, ya romatizması vardır. “Oğlum beni tekkeye türbeye yan yatana götür; hemama, kalpıcaya götür.” Hemam kardinde, yan yatan Mardindedir.

Evlat küçükken evlattır; okutur everirler, boyuna posuna bakarlar gurur için ve çocuklarını everdikten sonra anne babanın yeni evlatları torunları olur.

Anne babalar çektikleri zor hayat şartlarının öcünü evlatlarından alırlar. Ya şimdi elbette anne babanın çocukları üzerinde emekleri vardır. Ve yine elbette çocuklarından saygı sevgi beklerler. Ama günümüzde sanki çocuklar anne babalarını sevmeye, saygı göstermeye ve hatta onlara bakmaya mecburdurlar.

Kendilerine bakmadıkları ve sağlıklarına dikkat etmedikleri için 50 yaşından sonraki 20–30 yıllık hayatlarını hastane köşelerinde geçiren anne babalar çocuklarını da kendileriyle beraber bu çileye sürüklemektedirler. Bilinçsizce yer, içer, sı… ar hasta olunca da oğlu kızı mecburen onlara bakar. Eğer bakmazsa bazı anne babalar akşam sabah oğluna kızına beddua eder.

Bir çocuk annemi babamı sevmiyorum diyemez. Ama aslında belki  de sevmiyordur. Tepkisini onları terk ederek gösterir. Haklı dahi olsa çevresi onu aforoz eder.

Anne baba sultasından, baskısından, anne babanın varlığından çocukların kurtarılması gerekir. Toplumumuzdaki bu anne babacı anlayış insanlarımız için ciddi sorundur. Ben mecburiyetle Allah’ı bile sevmem, sevemem. Anne baba sevgisi bazen mecburidir. Mecburi sevgi olmaz. Değil 9 ay 19 ay karnında taşısa sevmiyorsam sevmem. Annem diye mutlaka seveceğim diye bir kural yok. Felç olan babama ben 20 yıl niye bakayım? Devletin kurumları var; alsın baksın.

Bu cehalet toplumunun yerleşik saçma sapan düşünceleri hayatımızı kartartıyor. Hepimizin böyle anası, babası, kardeşi, dayısı… sırtında belası var. Yaşlanınca ben de öyle olacakmışım. 80’ine değdiğimde olurum. 5 yıl sonra da ölürüm. Buna zaten itirazımız yok ki. Elbette bakacağız. Ortada mı kalsın. Ama adam 50’sinden başlıyor öksürmeye. Ölünceye kadar 100 kere hastaneye götürüyorsun.

Karısı, kocası, oğlu, kızı değil neyi olursa olsun hiç kimse yakınının altından almaya mecbur değildir. Bu durumdaki hasta devletindir; alçaklık etmeyin! Anlayışsız, geri görüşlü toplum, bana mecburen baktırıyor. 20 yıl 30 yıl, dile kolay. Biz hiç yaşamayacak mıyız? Hayır dualarını alırmışım, cennete gidermişim; istemiyorum!

Toplum, çevremiz, akrabalarımız bize karışmasın… Yerine ve duruma göre bizler anne babanızı sever, ilgi gösterir bakarız. Bunun mecbur gibi olması insanlarımızın cehaletinden kaynaklanıyor. Hasta babama 30 yıldır bakıyorum desen aferin derler. Birisi de çıkıp yazık değil mi sana, senin de yaşaman gereken bir hayatın var demez.

Çocuk gibi de ilgi beklerler. Oğullarının karısını, kızlarının da kocasını kendilerinden fazla sevmelerini istemezler. Çoğu gelinini ve damadını beğenmez. Kendi mutsuzsa çocuklarının mutlu olmasını çekemez.

Anne babalar 50’sinden sonra hastaneye taşınıyorlar. Siz de peşlerinden tabii ki. 50 yaşından büyük bilgisiz, kültürsüz ve fakir yakınınız varsa bundan sonra sizin hayatınız olamaz. Üstelik bazen ikisi birden, varsa dede ile nine, ağabey, amca… Of ki oooofffff!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Önceki nesiller çocuklarını ilerde bize bakar diye doğururlardı büyük ihtimalle. Ve evdeki büyük yaşarken onların kendi yaşamları söz konusu olmazdı. Herşey ona sorulur, bütün kararlarda danışılır, hastalanınca bakılır,istemeseler de ölene kadar yanlarında taşırlardı.Başka türlüsü olamazdı. Bir bakımevine, huzurevine koymaları asla mümkün değildi. Bu etrafa karşı biraz da el ne der düşüncesiydi. Hala 90 yaşında annem var çok da iyi biliyorum. Ama artık bu katı düşünce yok. En azından ben kendim için öyle düşünüyorum. Ben yaşlanınca çocuklarıma muhtaç olmak istemem. Bir bakımevinde yaşamayı tercih ederim. Beni çekmek zorunda olmamalılar, onların da kendi yaşantıları var. Mecbur edemem. Selamlar, sevgiler...

Şükran Okyay 
 10.01.2012 2:25
Cevap :
Annenize sağlıklı uzun ömürler diliyorum arkadaşım.Ya ben hiç yaşlanmak istemiyorum; ne yapsak bilmem ki...  10.01.2012 18:12
 

Öncelikle selamlar.Daha önce sizi okumamıştım yazımdaki yorumlarınızı görünce yazılarınıza baktım,okudum. Teşekkür ediyorum ziyaretinize...Bu yazınızda sizi biraz katı bulduğumu söylemek istiyorum.Bir anlamda evet haklısınız, anne babalar yarınlarının garantisi gibi görüp öyle davranmamalı çocuklarına, evet.Fakat,biz aile yapısını koruyan bir ulusuz.Anne baba çocuklar üçgeni bizler için hala geçerli.Çocuklarımız dünyamızın merkezi.Anne baba olarak çocuklarımızın merkezinde olma talebi evet fazla belki ama, çocuklarımızın dünyasında olma istediği de fazla değil sanırım.Eziyet boyutuna getirmeden çocuklarımın yanımda olmasını isterim bende anne babamın yanında olmaktan keyif alırım.Bana biraz sert geldi bu düşünceniz.Sevgilerimle...

Lilacan 
 09.01.2012 1:42
Cevap :
Size de selamlar.Aslında sizi daha önce okumalıydım çünkü önemli bir yazarsınız. Yerleşik düşünceler hep doğrudur.Çünkü onlara alışmışızdır.Biraz çizginin dışına çıkınca,derinden düşününce yanlışlar sırıtır.Ben de bilirim ana babanın çocuklaına düşkünlüğünü.Çünkü ben de babayım ve benim de annem var.Fotografa bakarak doğruları tespit edemezsiniz.Düşüncenize derin saygı duyuyorum.Beni onaylamanız şart değil.Ama doğru ya da yanlış kendi özgür düşüncelerimizi söylemeliyiz.  09.01.2012 19:34
 

Merhabalar...Sevgili KERİM bey, (Biraz rötarlı geldim,zira biliyorsunuz mazeretim vardı..!) :-)) Gelelim Çocuklar Anne ve Babalarını sevmek veya sevmemek konusuna.. Bence bu konuda her insandan insan, her kişiden kişiye , her aileden aileye göre değişen sinüsoidal (Bugi-Bugi) yani değişken bir hareketdir.Aslında annenin (ANANIN) ve babanın sosyal, ekonomik ve kültürel durumları her bakımdan doğurup, dünyaya getirdikleri veletleri (Çocukları)çok yakından etkiliyen bir faktördür... Aslında yazınızda çok önemli ince noktalar var bencede.. Neyse şimdilik bizim çocuklar bizleri seviyor, ancak gelecek zamanda ne olur..? Vallahi onu bende bilemem şimdiden.. :-) Çünkü çocukları ASİLER,YARAMAZLAR,VEFALILAR,MÜLAİMLER gibi gibi kategorilere koyabiliriz herhalde... :-)) Tabii ki bu konuda insanların görüş projeksiyonlarıda açısal yönden çok çok önemlidir..! Size sonsuz sevgiler ve selamlar..! :-)) NECİP KÖNİ - UŞAK / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 08.01.2012 16:20
Cevap :
Bazı şeyleri sorguluyor olmamız bozguncu olduğumuz anlamına gelmez inşallah.Yorumunuzda yaklaşımınız cesaret veriyor.Ben iş olsun diye böyle yazmıyorum.Gördüğüm yanlışlar var.Teşekkür ediyorum değerli yazarım.  09.01.2012 19:25
 

Kerim bey yine bam telinden yakalamışsınız konuyu.Çok hassas bir konuda cesur satırlar dökülmüş kaleminizden.Bir çok kimsenin iç sesini dışa yansıtmışsınız.Elbette anne babalara bakacağız, bakmalıyız.Ama bu işi devlet yaparsa daha iyi olur.Gerçekten bir çok genç insanın hayatı kararıyor yaşlı ve hasta yakınlarına bakmaktan.Psikolojileri bozulmuş insanlar olarak aramızda dolaşıyorlar çok yakında çökmeleri kaçınılmaz olarak.Yazık bu gençlere de.Ben şahsen çocuklarıma kıyamıyorum.Diyorum ki;"Çocuklar bakın, şu anda sağlıklı düşünce yapımla söylüyorum.Şayet ben ileride size sıkıntı verecek bir duruma gelirsem beni lütfen bir bakım evine yerleştirin.Ya da bir bakıcı ayarlayın arada kontrole gelin.Size şimdiden haklarımı helal ediyorum." Onların da yaşamak hakları.Hasta yakınları bir kuruma yerleştirmek ya da bir bakıcıya baktırmak ayıp olmamalı...Bu cesur yazı nedeniyle kutluyorum sizi. Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 07.01.2012 13:16
Cevap :
Bu tür irdelemeler yerleşik toplum anlayışımıza ters olup genelde tepki görüyorum.Ama işte sizin gibi elit düşünce yapısına sahip insanlar aslında neyi anlatmak istediğimizi görüyorlar.Bu nedenle asıl tebrik edilecek olan siz ve sizin gibiler.Gerçekten teşekkür ederim.  07.01.2012 14:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1286
Toplam yorum
: 4095
Toplam mesaj
: 191
Ort. okunma sayısı
: 666
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster