Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '12

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
14058
 

Çocuklar anne babalarını sevmek zorunda değildirler

Çocuklar anne babalarını sevmek zorunda değildirler
 

Ananı babanı niye aramıyorsun? Onlar seni büyüttü bugüne getirdi. Üzerinde hakları var. Mecbursun onlara bakmaya.

Bizimkiler Bitlis’in bilmem ne köyünde oturuyorlar. Annem beddua ediyor oradan. “Emdirdiğim süt burnundan gelsin. Şu ananı dağ başlarında bıraktın ya. Ellerin oğulları kızları geliyor. Sen gelmeyince boynumuz bükük kalıyor. Benim hiç mi hakkım yok. Gelme. Gelmezlere gidersin inşallah…”

İstanbullarda dört çocuk ev kira nasıl geçindiğimi düşünmeden… Aaaaahhhh benim halden anlamaz anam babam! Ellerin oğulları kızları zengin. Toplu iğne bile bırakmamışsın. Sana gelecek ayaklarımdan başka bir şeyim yok. Oturmuş beddua edersin. Karı çoluk çocuk her sene beklersin. Sanki arka sokakta oturuyorsun. Sana gelsem altı ay kendime gelemem.

Para bankada yatar, bana oğlum baksın. Bağıra bağıra çıkarmış, dokuz ay karnında taşımış. Oğlu kızı bunlara mecbur bakacakmış. Kendi ağırlıkları ne ki, sırtımda taşırım; dertleri var dağlar gibi. Emekli oldular ya ver somunun gözüne, sırt üstü rahatlık, ellisinde şeker, tansiyon, kalp, karaciğer, böbrek. Erkek çocuklar sedyeci, kız çocuklar hasta bakıcı. “Anana babana karşı ıh bile demeyeceksin. Anaların hakkı ödenmez.” Çocuklarım bana bakmıyor diye çır çır çığırırlar. Rezil ederler seni konu komşuya. Aşağı köyün itine bile sızlanırlar.

Hep de onlar haklıdır; kimselere bir şey diyemezsin. Yaşlanınca çocuk olurlar, bir emzikleri beşikleri eksiktir. Ya bacakları tutmaz, ya romatizması vardır. “Oğlum beni tekkeye türbeye yan yatana götür; hemama, kalpıcaya götür.” Hemam kardinde, yan yatan Mardindedir.

Evlat küçükken evlattır; okutur everirler, boyuna posuna bakarlar gurur için ve çocuklarını everdikten sonra anne babanın yeni evlatları torunları olur.

Anne babalar çektikleri zor hayat şartlarının öcünü evlatlarından alırlar. Ya şimdi elbette anne babanın çocukları üzerinde emekleri vardır. Ve yine elbette çocuklarından saygı sevgi beklerler. Ama günümüzde sanki çocuklar anne babalarını sevmeye, saygı göstermeye ve hatta onlara bakmaya mecburdurlar.

Kendilerine bakmadıkları ve sağlıklarına dikkat etmedikleri için 50 yaşından sonraki 20–30 yıllık hayatlarını hastane köşelerinde geçiren anne babalar çocuklarını da kendileriyle beraber bu çileye sürüklemektedirler. Bilinçsizce yer, içer, sı… ar hasta olunca da oğlu kızı mecburen onlara bakar. Eğer bakmazsa bazı anne babalar akşam sabah oğluna kızına beddua eder.

Bir çocuk annemi babamı sevmiyorum diyemez. Ama aslında belki  de sevmiyordur. Tepkisini onları terk ederek gösterir. Haklı dahi olsa çevresi onu aforoz eder.

Anne baba sultasından, baskısından, anne babanın varlığından çocukların kurtarılması gerekir. Toplumumuzdaki bu anne babacı anlayış insanlarımız için ciddi sorundur. Ben mecburiyetle Allah’ı bile sevmem, sevemem. Anne baba sevgisi bazen mecburidir. Mecburi sevgi olmaz. Değil 9 ay 19 ay karnında taşısa sevmiyorsam sevmem. Annem diye mutlaka seveceğim diye bir kural yok. Felç olan babama ben 20 yıl niye bakayım? Devletin kurumları var; alsın baksın.

Bu cehalet toplumunun yerleşik saçma sapan düşünceleri hayatımızı kartartıyor. Hepimizin böyle anası, babası, kardeşi, dayısı… sırtında belası var. Yaşlanınca ben de öyle olacakmışım. 80’ine değdiğimde olurum. 5 yıl sonra da ölürüm. Buna zaten itirazımız yok ki. Elbette bakacağız. Ortada mı kalsın. Ama adam 50’sinden başlıyor öksürmeye. Ölünceye kadar 100 kere hastaneye götürüyorsun.

Karısı, kocası, oğlu, kızı değil neyi olursa olsun hiç kimse yakınının altından almaya mecbur değildir. Bu durumdaki hasta devletindir; alçaklık etmeyin! Anlayışsız, geri görüşlü toplum, bana mecburen baktırıyor. 20 yıl 30 yıl, dile kolay. Biz hiç yaşamayacak mıyız? Hayır dualarını alırmışım, cennete gidermişim; istemiyorum!

Toplum, çevremiz, akrabalarımız bize karışmasın… Yerine ve duruma göre bizler anne babanızı sever, ilgi gösterir bakarız. Bunun mecbur gibi olması insanlarımızın cehaletinden kaynaklanıyor. Hasta babama 30 yıldır bakıyorum desen aferin derler. Birisi de çıkıp yazık değil mi sana, senin de yaşaman gereken bir hayatın var demez.

Çocuk gibi de ilgi beklerler. Oğullarının karısını, kızlarının da kocasını kendilerinden fazla sevmelerini istemezler. Çoğu gelinini ve damadını beğenmez. Kendi mutsuzsa çocuklarının mutlu olmasını çekemez.

Anne babalar 50’sinden sonra hastaneye taşınıyorlar. Siz de peşlerinden tabii ki. 50 yaşından büyük bilgisiz, kültürsüz ve fakir yakınınız varsa bundan sonra sizin hayatınız olamaz. Üstelik bazen ikisi birden, varsa dede ile nine, ağabey, amca… Of ki oooofffff!

Rezzan Dangal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bana gelince:Ben oğlumu bana baksın diye diye doğurmadım.Evlat sevgisini tatmak için doğurdum.Yani bencilce davranıp,bu dünyaya bir çocuk getirdim.Ondan hiç bir beklentim yok.Sadece beni unutmasın,ara sıra arasın yeter.Kimseye muhtaç olmadan yaşamak tek dileğim.Eğer kendime bakacak halim kalmazsa,huzur evine gideceğim.Kendimin ve eşimin ana-babası için düşüncem ise,ben onlara bakarım.Çünkü onları çok seviyorum.Onlar üzülürlerse ben de çok üzülürüm,mutsuz olurum.Ama dileğim,sağlıklı bir ömür sürsünler,yaşadıklarına değsin.Yatmak çok zor çünkü.Benim düşüncem bu.Saygılar,selamlar...

fisun gökduman kökcü 
 22.11.2019 14:39
Cevap :
"Eğer kendime bakacak halim kalmazsa huzurevine gideceğim" Çok şey anlatıyor bu cümle...   25.11.2019 18:43
 

Günümüzün önemli sorunlarından birisini yazmışsınız.Biz ataerkil bir toplumuz.Erkek evlatlar evlenir ama baba evinde oturmaya devam ederlerdi eskiden.Kalabalık aile yapısının içinde,yaşlılar da çocuklar da el birliğiyle bakılırdı gelinler ve evdeki bekar kızlar tarafından.Severek mi bakarlardı bilmem ama bakarlardı mecburen.Şimdi çekirdek aile yapısına geçilince,Çocuklar bakıcılara ya da kreşlere verilmeye başlandı.Haliyle yaşlılar da aynı konumdalar.Evin kadını da çalışıyorsa eğer,bu mutlak zorunluluk.Yani dönemin getirdiği bir olgu artık bu.Bir de sevgi mecburen olmaz.Sevgi,hak edilir.Ne babalar var,oğlunu kemerle döver,kızını taciz eder,ne analar var,çocuğuna eziyet eder.Bu ana-babaları çocuk nasıl sevsin?Evden bir an önce kaçmaya bakar bu çocuk,kendini kurtarmak için.Öte yandan,çok fedakar,vefakar ana-babalar da var.Çocuklarından hiç karşılık beklemeden yaşar giderler.Bu insanların çoğunun çocukları,severler ana-babalarını.Zamanı gelince de bakarlar onlara.>>>

fisun gökduman kökcü 
 22.11.2019 14:38
Cevap :
"Severek mi bakarlardı bilmem ama bakarlardı mecburen" Büyük zahmetle özen göstererek yazımı yorumlamışsınız, teşekkür ediyorum.   25.11.2019 18:40
 

Yazınızı görünce çok heyecanlandım. Ebeveyn evlat ilişkisinin sorgulanamaz kurallar üzerine oturtulmuş olmasına isyanım hat safhaya ulaşmıştı. Sıkıntılarıma yanıt bulabilmek umuduyla birkaç başlık altında araştırmak istediğimde ''Bütün anneler melektir.'' ''Ne kadar kötü olurlarsa olsunlar onları sevmeliyiz.'' ''9 ay karnında, yedirdi, uyumadı...'' gibi ilişkinin sınırlarını çizmiş birkaç cümleden fazlası ile karşılaşamadım. Attığım başlıkları değiştirerek araştırmayı sürdürürken nefesimi kesen yazınızla karşılaştım. Yüreğinize Sağlık. Her cümlenizin altını kalın çizgilerle çiziyorum. Evlatlar ebeveynlerinin uzantısı değillerdir. Kadına şiddet konusuna gösterdiğimiz hassasiyeti, hatta daha fazlasını niçin ebeveynlerin evlatlarına uyguladıkları duygusal ve fiziksel şiddetlerine karşı gösteremiyoruz. Ebeveynler olarak masum olmadığımız için mi, ebeveynlere kayıtsız şartsız itaat kültürüne sıkı sıkıya bağlı kalıyoruz? Sorgulamadan itaat kültürünün temeli de doğumla atılmış oluyor.

Rezzan Dangal 
 22.10.2017 2:27
Cevap :
"Hayat ölünce biter" ve "Kambur doğan çocuklar" gibi bir çok aile yazımızdan bazısını okumuş ve çok güzel duygulandırıcı bir şekilde değerlendirmişsiniz, teşekkür ederim selam ve saygılar efendim.   24.10.2017 17:15
 

Bazı düşünceler vardır seneler eskitir bazıları vardır seneler sonra değişir bu satırlar hangi gruba giriyor öğrenmek istedim yazının 2012 yılında yayınlanmış olduğunu görünce...

Minel Alya Bayrak 
 01.05.2017 5:31
Cevap :
Tabii ki söylediğiniz gibi bazı şeyler bugün biraz değişmiştir...Teşekkür ediyorum yorumunuza.  05.05.2017 13:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 4918
Toplam yorum
: 13029
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 671
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster