Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '11

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
814
 

Çocuklar büyüdükçe

Çocuklar büyüdükçe
 

Ne bileyim işte, insanoğlu bu anlaşılmıyor…

İnsan ruhunun nerede coşacağı, ne zaman durulacağı belli olmuyor…

Kızım, ilk göz ağrımdı…

Onu çok genç denecek bir çağda, 21 yaşındayken kucağıma aldığımda, sanırım dünyada benden mutlusu yoktu...

Bir yandan yaşam koşulları, diğer yandan oynamaya çalıştığım iyi anne, iyi eş, iyi gelin, iyi evlat, iyi iş kadını rolleri beni çok yorsa, yıpratsa da bebeğimle aramdaki ilişkinin keyfi, tadı hiçbir şeyle ölçülemezdi.

3-4 yaşlarında, kreşe gittiği zamanlardı. Hafta arası onu uyandırmak çok zordu ama tatil günleri erkenden uyanır, yatağımın yanı başındaki karyolasının parmaklıkları arasından sessizce beni izler, uyanmamı beklerdi.

Gözümü açtığımı görür görmez yatağında doğrulur, yüzüne düşmüş uzun bukleleri düzelterek, neşeyle benim yatağıma geçerdi.

Oynaşır, şakalaşır, öpüşür, koklaşırdık. Beni kıvama getirdiğini anlayınca söylediği ilk söz ise; “Televizyonu açcan mı?” olurdu.

Onun tatil sabahı ritüeli, videoya kaydettiğim ve belki yüzlerce defa izlediği Esteban ya da Heidi gibi o klasik Japon cizgi filmlerini bir daha bir daha izlemesiydi.

Ancak bu, kahvaltıda önüne koyduğum her şeyi yiyeceği sözünü vermesiyle mümkündü…

İkinci çocuğum 6 yıl sonra dünyaya geldi.

Kocaman sesli, çirkin ama sevimli mi sevimli bir tosuncuktu…

Benim öyle bir beklentim asla olmadı ama başımızdaki büyüklerin erkek çocuk düşleri ve beklentileri sonunda onunla gerçekleşmişti (!)

Belki saçma gelebilir ama ikinci kez anne olmak, ilk kez olduğu kadar beni heyecanlandırmamıştı. Oğlum, sanki kızıma rakip olarak doğmuştu. İçimde sanki kızıma haksızlık yapmışım gibi bir suçluluk duygusu vardı...

Üzerimde,”Yeni doğanla ilgilenirken, onu ihmal eder miyim? Ya herkes oğlumu kızımdan daha çok severse!” tedirginliği vardı…

Yanılmışım; Öyle olmadı tabi, dengeler kısa zamanda kuruldu.

Hele hele kızımın kardeşini herkesten çok sevmesi, kıskansa da bunu belli etmemeye çalışacak kadar olgunluk göstermesi(!)..

Velhasıl travmalarımı çabuk atlattım...

Oğlum rahat, gazsız, tuzsuz, sağlıklı bir bebekti.

Göz kayması nedeniyle 1,5 yaşındayken takmak zorunda kaldığı gözlük, eş dost tarafından ona “profesör” lakabını getirmişti.

Zekiydi, cin gibiydi...( Her anne için çocuğu öyledir ya:))

Erken konuşmuştu. Arabalara, motosikletlere tutku derecesinde meraklıydı…Öyle ki, “anne- baba” dan sonra öğrendiği ilk kelime ”araba” sözcüğüydü.

2-2,5 yaşlarındaydı...Sabahları erkenden uyanır, ama bana hiç seslenmez, ablasından devrolan karyolasında doğrularak, ayakucunda duran oyuncak otomobillerle oynamaya başlardı. Sonra, yavaşça yatağından iner, diğer oyuncaklarının durduğu odaya gider, hayalî yarış pistindeki arabalarını birbiriyle yarıştırırdı.

Çoğu kez belli etmeden izlerdim onu...

Sonra dayanamayıp ona sarılıp, mıncıklarken, o sevilmekten hoşnut, ama ciddiyetini ve istifini bozmadan oyununa devam ederdi.

Büyüdükçe, biraz da o günlerin modası gereği, oyuncak tercihleri değişti. Arabaların yerini Ninja Kaplumbağaları, transformesler , dinazorlar aldı…

...

Şimdi…

“Bunca laf nereden çıktı, hani tatil yazısı yazacaktın, ne alâka” dediğinizi duyar gibiyim…

Haklısınız!

Sen binlerce kilometre yol gel, elin memleketinde, kentinde, sokaklarında günlerdir dolaş… Nasıl gezdiğini, neler gördüğünü, neler yaptığını anlatman gerekirken kalk çocuklarından bahset…

Peeehhh!

Peh de, ne yapayım?

Bu sabah ilginç bir şekilde aniden uyandım veee...

Yattığım odanın kapısının açılmasını, ardından buklelerini elinin tersiyle geriye iterek yavaşça yanıma sokulan ve gülümseyerek ”Televizyonu açcan mı? diye kıkırdayan tatlı kızımı...

Sonra da o kalın ve mızırdanan sesiyle “Hadi ya artık, benim karnım acıktı!” diyen araba delisi, asi profesörümü bekledim; Garip(!)... Biraz buruk ve biraz hüzünle…

...

Özlemden mi?

Bilmem!

Yoksa, çocuklar büyüdükçe üzerime çöken yaşlanmışlık duygusundan mı?

BİLMEM!

PınarG bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ne tatlı olmuş.... Bu duyguyu bir gün yaşarmıyım bilmem ama anladım ki anne olmak zor zanaat ... sevgili teyzeciğim evlendiğin gün gün gibi aklımda ... Hani gelin arabasına yanına oturmak istemiştimde izin vermedilerdi sanırım enişteme 10 yaşına kadar enişte dememekteki direnişimin altında bu sbebp vardı bir tanecik teyzemi benden alması sonra çocuklar geldi .... bense ... ahh çocuk kıskançlığımı tahmin edersin şimdi ben tabiri caizse eşşekkk kadar oldum ve sanırım artık arkadaş olduk .... iyiki varsın ... gel artık buraya konuşacak çokkkkk şey var ...

ENGIN D 
 01.08.2011 11:55
Cevap :
:)) Tamam, yakında oralara da geleceğim...Öyle çok birikti ki konuşacaklarımız, paylaşacaklarımız...Okuyunca yine hatırladım o şirin ve içimi incecik sızlatan anını...Çocuklarım tamam, ama sen de benim için onlar kadar özelsin...Doğduğun anda, annene ait olduğun kadar, bana da ait bir bebektin...Biliyor musun? Anneliğin ilk egsersizlerini ben seninle yapmışım aslında...Oooofff! Neyse gelince devam etmek üzere, fazla duygusala bağlamadan bitiriyorum sözlerimi...Seni seviyoruuum...Hem de çocuklarım kadar....:))))  02.08.2011 12:19
 

Beni alıp nerelere götürdün Fatma'cığım:-) Büyük oğlumun minik karyolasının içine girip, bana pişirdiği hayalî kahveyi içişimi...Küçük oğlumun yatağımıza bitişik karyolasından - hiç umulmadık bir biçimde - bizim yatağımıza pat diye inince kahraman edasıyla gülümseyişini...Ki henüz 1 yaşında bile değildi bunu başardığında:-) Burnum sızlar eskileri düşündüğümde...Seninki biraz da gurbet hüznü gibi, ne dersin?:-) Sevgilerimle; sıcak ve nemli bir Antalya gecesinden...

Tülin Aksoy 
 31.07.2011 0:13
Cevap :
:)) Anne olmanın kaçınılmaz hüznü... Çocuklarımızla geçirdiğimiz doyumsuz zamanlar...Tanrı onların eksikliğini hiç göstermesin inşallah!...Sağol Tülinciğim, benden de sana kucak dolusu sevgiler...:))  31.07.2011 16:56
 

Bazı şeyler öğrenilmiyormuş, bende bunu öğrendim.

Ahmet KARAKAYAN 
 27.07.2011 9:47
Cevap :
Günaydın...Evet... Biliriz, ama bile bile hatalar yaparız... Yaşarız, tecrübeler ediniriz, ama öğrenemeyiz... Kim bilir belki de öğrenmek istemeyiz...  27.07.2011 10:25
 

Ben deli divaneyken, aşıkken, onun bunun peşinde koşarken... "Bırak bunları" demişti biri içimden. "Yalnızlığı öğren. En çok ona ihtiyacın olacak..."

Ahmet KARAKAYAN 
 26.07.2011 23:15
Cevap :
Hııımmm...İçinizden birisi doğru söylemiş gibi gibi...Geç fark ettim kusura bakmayın, dönüşünüze sevindim, hoş geldiniz...:)  26.07.2011 23:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 247
Toplam yorum
: 2172
Toplam mesaj
: 113
Ort. okunma sayısı
: 1446
Kayıt tarihi
: 29.01.08
 
 

Antalya ve Akdeniz aşığı bir öğretmenim. Feci duygusal, iflâh olmaz bir romantiğim..:) Bol bol ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster