Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Kaygı Terapisti ve NLP Uzmanı Burcu Polatdemir

http://blog.milliyet.com.tr/yasamsenin

30 Mart '18

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
253
 

Çocuklarda Vicdan ve Ahlak Gelişimi

Çocuklarda Vicdan ve Ahlak Gelişimi
 

Ailede vicdan ve ahlak eğitimi


Çocuk yetiştirirken genelde ebeveynlerin bazen cevap vermekte zorlandıkları ‘’onların anlayabileceği dili’’ belirtirken ne yapsam dediği bir konu ahlak gelişimi.. Ahlak; Bireyin toplumun değer yargılarını benimseyerek içinde bulunduğu çevreye uyum sağlamasını ve kendi ilke ile değer yargılarını oluşturmasını amaçlayan bir süreçtir. Burada çocuğun bu süreci geçirirken ebeveyn olarak bizler değer yargılarını oluştururken neler yapacağız?

4-6 yaş bu gelişimin yavaş yavaş tohumlarının atıldığı bir dönem aslında.. Doğru, yanlış, öyle yapılmaz, böyle söylenmez ayıp diyen ebeveynlerinden duydukları  kavramlarla ilk karşılaşmaları..

 ‘’Peki burada arkadaşının elmasını izinsiz alan diğer bir çocuk hakkında çocuğunuz nasıl bir yorumda bulunması gerektiği’’ ile bir doğru var mı?.  Bunlara bir göz atalım. Toplumun değer yargıları demiştik.. Çocuklar ne zaman bir şeyin doğru olup olmadığını anlar?  Önce modelledikleri ebeveynleri yakın izleme noktalarıdır. Yalan söylemenin ne olduğu, paylaşma konusunda ailesinde örnekleri göremeyen çocuk bu konuda çok da geniş bir kaynağa sahip olamaz. Fakat gireceği  akranlarının da bulunduğu bir ortamda bu örneklerle   farkları  görürken bulur kendini.  Çocuk bu dönemde yalan söylemenin çok kötü bir şey olduğunu ,izinsiz başka birinin eşyasını  almanın uygun bir davranış olmadığını, vücudundaki kendi ait özel yerlerini kalabalık içinde göstermemesi   gerektiği gibi genel yargıları öğrenmeye ve zihninde yerleştirmeye başlar. Burada ailenin rolü tartışılmazdır. Okulda  anlatılanlarla ilgili yapılan sözel uyarıları bir kenara bırakıp sürekli birbirine yalan söylediğini gören aile bireylerini gözlemleyen çocuk söyleneni değil  onlardan gördüğü modelleyeceği davranışı uygular. Burada tutarsızlık olduğunu gören çocuk, bunu normalleştirme eğilimine girer ki bu gelişim açısından oldukça sakıncalı bir durumdur. Çocuğun aileyi  yansıtan bir ayna olduğunu sürekli hatırlatmakta fayda olduğunu burada tekrar belirtmek isterim. Yalan söyleyerek ödevini yapmadığı  halde öğretmeni  tarafından övgü alan çocuğun bunu sorgulaması sağlıklı olmakla birlikte burada durumu öğretmene fark ettirmek aslında doğrusunun bu olmadığını belirtmek ve olumlayıcı bir davranışla örnek vererek  anlatmak  ailenin görevidir. Eşitsizliğin ve adalet anlayışının olmadığı ya da az olduğu toplumlarda kişilerin daha saldırgan daha ‘çoğunluğa uyarsam yara almam’  anlayışıyla hareket etmeleri  toplumsal oluşmuş değer yargıların sonucudur. Bu durum toplumlar arasında farklılık göstermektedir. Hindistan’da evlerinde yiyecek olmayan bir çocuğun ;ailesiyle birlikte kutsal tapınaklarına gittiklerinde ailesinin değişik çeşitteki meyveyi tapınağa  hediye etmesine anlam veremeyen çocuğun bunun daha sonra dini anlayış gereği sorgusuz yapıldığını anlar ve bu durumu normalleştirir. Ve böyle davranmaya başlar. Bizim ülkemizde bunu bilmeyen bir çocuğun Hintli akranını anlayamaması  kültür farklılığından ileri gelir. Çocuklar soyut kavramları  9-10 yaş itibariyle idrak etmeye  başlarlar yani ayıp, günah, duygu, ahlak ,vicdan o yaşa kadar sadece büyüklerin kullandığı terimlerden öteye gitmeyecektir. Bu da çocuğun sosyalleşmeye başladığının kanıtıdır.

Ailenin ; arkadaşının izni olmadan kalemini beğenerek  eve getiren  çocuğunuza ‘’ benim çocuğum hırsız mı olacak ‘’ diye kaygılanmak yerine arkadaşına giderek onun eşyasını izinsiz aldığı için geri vererek ondan özür dilemesi gerektiğini  anlatarak bu davranışı olumlu pekiştireç haline getirmek en doğru yol olacaktır. Başka bir örnek olarak; sizin de olduğunuz bir ortamda çocuğunuz ,komşunuzun çocuğuna  beraber yaşadığınız bir olayı farklı anlatıyorsa onu ‘’yalan söylüyorsun’’ diye etiketlemek yerine yalnız kalınca sence onlara ‘’ başka türlü nasıl anlatabilirdik’’ diye arkadaşçıl ve anlayışlı bir dille doğru olanın her ne olursa olsun olayın gerçeğine bağlı kalmamızın güzel bir davranış olacağını anlatabiliriz. Bir de; bazı yetişme dönemlerinde  annelerin kız çocuklarına  ‘’öyle oturulmaz’’ tarzında yaptıkları uyarıları ;ayıp nedir bilmeyen çocuğa yaptırım uygulatmak ne kadar saçma geldiğinin ne kadar farkındayız?  Neyden utanması gerektiğini bilmeyen çocuk için açılmayan konuşulmayan  bir konunun anlaşılmasını beklemek.. Daha farkındalık yaşı gelmeyen çocuklarımıza yaptığımız uyarı üstüne uyarılar dizisi. Önce idrak etmeleri gereken süreyi  kendimize hatırlatıp daha sonra uygun bir dille böyle yapmaya ne dersin diye seçenek sunmak,bu olumlu dil gereği  onun da ılımlı yaklaşmasını sağlayacaktır.

Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 141
Kayıt tarihi
: 12.04.15
 
 

Merhaba, İstanbul Üniversitesi mezunuyum. NLP  (Sinir Dili Programlaması) ile önce kendi hayatımı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster