Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '10

 
Kategori
Bebek - Çocuk
 

Çocukları oruç tutmak için zorlamayın!

Çocukları oruç tutmak için zorlamayın!
 

Oruç ve Çocuk Psikolojisi


Çocukları Oruç Tutmak İçin Zorlamayın!

Sevgili Anne Babalar,

11 ayın sultanı Ramazan ayı geldi. Ramazan ayının heyecanı sizi olduğu kadar çocukları da sardı. Ramazan ayı çocuklara dinimizin güzelliklerini öğretmek için iyi bir fırsatken, bir taraftan da çocuklarınızın psikolojisini olumsuz etkilememek için çok dikkatli olunması gereken bir aydır.

Somut düşünme döneminde olan çocuklara onların algılayamayacağı şekilde soyut konulardan bahsetmek, zorla oruç tutturmak veya oruç tutmayan çocuğun günah işlediği mesajını vermek, çocuğun psikolojisini olumsuz yönde etkileyebilir. Amaç orucun ve ramazan ayının manevi anlamını göstermektir. Çocuğa oruç tutamadığı için suçluluk duygusu yüklenmek değil.

Ramazanda çocukların psikolojisini bozmayın!

Bazen aile büyükleri bu dengeyi nasıl sağlayacaklarını bilemiyor ve çocuğa yaşının kaldıramayacağı sorumluluk ve suçluluk duygusu yüklenebiliyor. Bu nedenle çocuklar birbirini oruç tutmadığı için dışlayabiliyor, küçük düşürebiliyor. Oysa ergenlik dönemine kadar çocukların oruç tutması farz değildir ve bunun için kendilerini suçlu hissetmemeliler.

Çizgi filmlere dikkat!

Maalesef bu olumsuz mesajlar sadece bazı aile büyükleri tarafından değil, Türkiye’nin resmi kanalı tarafından da verilebiliyor. Bunun bir örneği geçen sene TRT çocuk kanalında yaşandı ve büyük tepki gördü. Bu programın videoları hala internette yayınlanıyor ve gerek yetişkinler, gerekse çocuklar tarafından bu programın videosunu izleniyor. Kısaca orucu olumsuz şekilde konu alan 02.01.2009 tarihinde TRT Çocuk kanalında sabah ve akşam yayın kuşağında yayımlanan 'Arthur' adlı çizgi filmden bahsetmek istiyorum.

“Çocuk, "oruç tutmak, yemek yemek kadar kolay" diyerek, heyecanla oruç tutmaya başlar. Ancak bir süre sonra açlığa dayanmakta zorlanan çocuk zaman geçirmek için televizyon izler. Televizyondan yemek reklamları görünce bundan vazgeçer ve kitap okumaya karar verir. Fakat kitaplarda da yiyecek resimleri görünce bundan da vazgeçer ve arkadaşlarını ziyaret etmeye kadar verir. Arkadaşının evine gidince, oruç tutmayan çocukların pizza yediğini görür ve bir dilim pizza yiyerek orucunu bozar. O anda gökyüzünde kanatlı bir melek belirerek " Oruçlu iken nasıl yemek yedin? Artık küçük prensesim değilsin. Sana yüz kararsı diyeceğim" diyerek çocuğu azarlar. Hemen ardından da çocuğun arkadaşları ortaya çıkar ve "yapamayacağını biliyorduk" diyerek küçümserler. Hem gökyüzünde beliren meleğin, hem de arkadaşlarının kendisine yönelik tavrı nedeniyle suçluluk duyan çocuk ailesiyle konuşur.

Büyükannesi çocuğa: "Yüz karası olmadığını, orucun amacının günahlardan arınmak olduğunu" anlatırken annesi de kendisinin de ilk orucunun sonunu getiremediklerini açıklar.

Bu rencide edici yaklaşım büyükannenin konuşmasıyla ne kadar dengelenmeye çalışılsa da çocuk kendini suçlu, işe yaramaz ve büyük bir günah işlemiş gibi hisseder. Bu programı izleyen tüm çocukların alacağı mesaj da bu olacaktır.

Çocuklara oruç nasıl anlatılmalı?

Türkiye'nin resmi bir televizyon kanalında toplumsal olarak önemli olan "oruç tutma" konusunda çocukların psikolojisini olumsuz etkileyecek şekilde değinilmesi, hem çocuk hem de ilerideki toplumsal gelişim açısından gerçekten ürkütücüdür.

İlk kez oruç tutan ve açlığa dayanamayarak orucunu bozan çocuğun TRT' de "yüz karası olduğu" mesajının verilmesi çocuklara büyük bir suçluluk duygusu yükler ve bu suçluluk duygusu çocukta patolojik semptomlara neden olabilir.

Ayrıca çocuklar yanlış veya istenmeyen şeyler yaptıkları zaman, hemen yaptığının günah olduğu düşünecektir. Çocuğun yaptıkları nedeniyle Allah tarafından cezalandırılacağı söylendiğinde ise; çocuğun zihninde insanı kısıtlayan, hayatı zehir eden bir din imajı canlanacak ve bu da zamanla çocukları dinden soğutacaktır. Bu yüzden çocuklara verilen mesajlarda çok dikkatli olunmalı ve din eğitimi çocuğu korkutularak değil, dini sevdirerek verilmelidir.

Çocukların Allah katında davranışlarından henüz sorumlu olmadıkları unutulmamalıdır. Bu nedenle çocukları psikolojik olarak verilen mesajlarla oruç tutmaya zorlamak yerine, henüz küçük olduğu için oruç tutmak zorunda olmadığı ve bu nedenle de günah işlemiş olmayacağı mesajı verilmelidir.

Çocukların toplumsal birlik, beraberlik, dostluk ve paylaşma ortamı yaratan Ramazan ayının güzelliklerini, suçluluk duygusu duymadan yaşamalarına izin verilmelidir.

Çoçuk oruç tutmaya nasıl alıştırılır?

Çocuklar büyüklerini model alarak oruç tutmaya heveslenirse de bu hevesi kırılmadan, kendisinin küçük olduğu için yarım gün de oruç tutmasının kabul olacağı söylenerek, oruç tutmaya severek alıştırılabilir.

“Sen yemek yedin, orucun sayılmaz”, “Bir boğazına sahip çıkamıyorsun, yemek yemeden duramıyorsun”, “Ben seni yaşındayken kaç gün oruç tutuyordum. Sen bir gün dayanamıyorsun” gibi rencide edici cümlelerden kaçınmak gerekiyor. Eğer çocuk tüm gün oruç tutması gerektiğini düşünürse; bunu başaramadığı için kendini yetersiz hissedecektir. Ayrıca tüm gün dayanamayıp, orucunu bozarsa da orucu bozmanın ne kadar günah olduğunu bildiği için kendini büyük bir günah işlemiş olarak görecektir.

Ramazan ayı dostluk ayıdır !

Bu nedenle çocuğun tüm gün oruç tutmak zorunda olmadığını, isterse yarım gün ya da birkaç saat oruç tutabileceğini mesajını mutlaka verin. Bu şekilde birkaç saat bile oruç tutması onu çok mutlu edecek ve gururlandıracaktır. Orucun anlamını çok katı kurallar ve günah odaklı anlatırsanız; bu hem çocuk için, hem de arkadaşları için tehlikeli olacaktır. Bu katı kurallarla büyüyen çocuk arkadaşlarını oruç tutmadığı için dövecek, hakaret edecek ve dışlayacaktır. Hem dışlayan, hem de dışlanan çocuk bundan zarar görecektir. Unutmayalım ki Oruç ayı dostluk ayıdır ve bu ayda kin, nefret ve yetersizlik gibi olumsuz duyguların yeri yoktur.

Çocuklara oruç ne zaman farzdır?

Oruç, kişi mükellef olunca üzerine farz olur. Henüz mükellef olmayan bir çocuk oruç tutmakla yükümlü olmaz. Nitekim Peygamber Efendimiz (sav);<ı> "Üç kişiden kalem (sorumluluk) kaldırılmıştır: Bunlar; uyanıncaya kadar uyuyan, büluğa erinceye kadar çocuk ve aklî dengesine kavuşuncaya kadar deli" şeklinde buyurmuştur. Mükellef olma yaşı kişinin akıl- baliğ olduğu yaştır. Buluğ, biyolojik ergenlik demektir ve kişinin çocukluk döneminden çıkıp yetişkinler gurubuna katıldığı dönemin başlangıcıdır. Bu yaş iklim şartlarına ve çocuğun biyolojik ve psikolojik yapısına ve yaratılışına göre değişiklik arz edebilmektedir. Ergenlik çağı net olarak, erkek çocuklar için ilk ihtilâm olduğu yaşta; kız çocuklar için ise ilk âdet görmeye başladığı yaşta başlamış olmaktadır.<ı> Bunu yaş olarak rakamlara da döken İslâm Hukukçuları bu konuda bir alt sınır, bir de üst sınır belirlemişler;<ı> alt sınırın altındakileri ergen saymamışlar; üst sınırı geçenleri ise, her ne kadar ergen olmadıklarını iddiâ etseler de ergen saymışlardır. Alt sınır kızlarda dokuz, erkek çocuklarda on ikidir. Üst sınır ise, İmam-ı Azam Ebû Hanife´ye göre kızlarda on yedi, erkeklerde on sekiz; İmam-ı Malik´e göre her iki cins için on sekiz; <ı>Hanefî Fukahasından İmam-ı Ebu Yusuf ile İmam-ı Muhammed´e göre ise her iki cins için de on beş yaştır.

Her çocuğun kapasitesi farklıdır!

Oruç, ergenlik çağındaki çocuklara farzdır. Ergenlik öncesinde çocuğun oruç tutması dini olarak beklenmez. Ayrıca ergenlik dönemine her çocuk farklı yaşlarda girecektir. Yine her çocuğun biyoloyik yapısı , bünyesi ve yaşam şartları farklıdır. Bir çocuk 15 yaşında tüm gün oruç tutabiliyorken, 16 yaşında bir çocuğun zayıf bir biyolojik bünyesi veya sağlık problemi varsa tüm gün tutamayabilir. Aynı şekilde 11 yaşında bir çocuk yarım gün oruç tutabiliyorken, 12 yaşında bir çocuk ancak 2 saat açlığa dayanabiliyor olabilir.

Biyolojik olarak açlık çocuklarda nelere neden oluyor?

Gelişim çağında olan çocukların günlük belirli bir kalori ihtiyaçlarını karşılamaları gerekiyor. Yapılan bilimsel çalışmalara göre çocukların üç ana öğün, iki veya üç de ara öğün almaları gerekiyor. Çocuklar, enerji ihtiyaçlarının 1/5'ini sabah kahvaltısından 1/3'ünü öğlen yemeğinden karşılar. Ayrıca günlük 1-1, 5 litre de sıvı almaları gerekiyor. Oruç belli bir süre açlık gerektiren dini ibadetlerden biridir. Belirli bir bedensel ve zihinsel olgunluğa erişen bireylerin yerine getirmesi gerekir. Özellikle küçük çocuklar bu kadar uzun sure açlığa dayanamazlar ve bu durum zaten sağlıklı da değil. Doktorlar uzun sure açlığın çocuklarda halsizlik, yorgunluk, uyku hali, baş dönmesi, baş ağrısı, bayılmalara neden olabileceğine ve uzun süren susuzluğa bağlı tansiyon düşüklükleri olabileceğini belirtiyor. Bütün bunlar, okul çağındaki çocuklarda hem fiziksel hem de zihinsel aktivitede azlığa neden olabiliyor.

Ramazan Ayının hangi mevsimde olduğu önemlidir!

Bunun yanı sıra orucun hangi mevsime ve okul dönemine denk gelip gelmediği de önemlidir. Özellikle bu sene kavurucu sıcaklara denk gelen Razaman ayında, çocuklar nem oranın da yüksek olması nedeniyle yarım gün bile oruca dayanamayabilir. Doktorlar özellikle yaz dönemine denk gelen ramazan ayında oruç tutmak çocuklarımız için tehlike yaratabilir diyerek uyarıyorlar.

Açlık okul başarısını da olumsuz etkiliyor!

Yapılan araştırmalar okul zamanında açlığın okul başarısını olumsuz etkilediğini de ortaya koymuştur. Okulda sınavların yoğun olduğu dönem oruç tutmak yerine, okul programının hafif olduğu hafta sonları oruç tutabilir. Eğer çocuğa sınavların yoğun olduğu dönemde oruç tutturuyorsanız, düşük not aldığı için eleştirmeyin ve anlayışlı yaklaşın.

Ailelere tavsiyeler

Çocuklarınıza Ramazan Ayını açıktan ölme ayı olarak değil, sevgi, dostluk, paylaşma ayı olarak sunun. Çocuğunuza psikolojik baskı yaratmaktan, onların algılayacağı şekilde dini öğretin ve yaptıkları için bu sevap, bu günah şeklinde psikolojik baskı yaratmamaya çalışın. Soyut düşünce dönemine girmemiş çocuğa bu tarz soyut, anlam veremedikleri kavramları açıklamaktan çekinin. Özellikle kaygı düzeyi yüksek olan çocuklarda , bu kavramlar takıntı haline getirebilir ve çocuğun günlük hayatını etkileyecek şekilde hastalık halini alabilir. Örneğin bir danışanımın çocuğu, Allah’ın onu izlemesini takıntı haline getirmiş ve bundan korku duyuyordu.

Ramazan ayının da çocuklar toplu gezilerden, iftar yemeklerinden, akşam feshane gibi yerlere gitmekten hoşlanırlar. Bu sosyal etkinliklerde yaşadıkları eğlencelerle Ramazan ayını severler ve oruç tutmayı ve dini sevmeye başlarlar. Ramazanda yakınlarınızla buluşun ve bol bol çocuklarınızla ailecek gezin. Bu mutlu günler, gelecekte çocuklarınızın en değerli anları olarak hafızalarında canlanacaktır.

Mutlu ve hayırlı ramazanlar dileğiyle...,

Pedagog Psk.Dan. Sevil Yavuz Gümüş

Çocuk & Ergen Psikolojisi Uzmanı,

Filial Oyun Terapist

Parenting Skills & Counseling Center Kurucusu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 244
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2593
Kayıt tarihi
: 02.07.10
 
 

Dr.Sevil Yavuz- Pedagog & Klinik Psikolog | Oyun Terapisti | Akademisyen | Köşe Yazarı | | Boğaziçi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster