Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
2211
 

Çocuklarımız neden kitap okumuyor?

Çocuklarımız neden kitap okumuyor?
 

okuyan çocuk


Ebeveynlerin çokça şikayet ettikleri konulardan biri de çocuklarının kitap okumamaları konusudur. Herkes çocuğunun kitap okumasını ister ancak bu istek bir türlü gerçekleşemez. Bunun onlarca sebebi vardır. Bunlardan bazıları şöyle özetlenebilir. -Başta günümüz eğitim sistemi (buna ne kadar eğitim sistemi denebilir onu da siz düşünün) kitap okumayı teşvik etmemektedir. Sadece sınavlara odaklanmış bir eğitim sistemi öğrencileri okumaktan alıkoymakta, onları ezberci yapmaktadır. Hayatın test çözmekten ibaret olduğu yanılgısını hem ebeveyne hem de öğrenciye farkında olmadan aşılamaktadır. Sistemin özü: sınavlara kadar bilgi yüklenmek, sınav geçtikten sonra da kaldırıp atmaktır. Çocuğunuzu ezberci olmaktan kurtarın. -Bazı durumlarda kitap seçimi yanlış yapılıyor: Kitap seçerken çocukların ilgi alanları, merakları, heyecanları, dikkate alınmalıdır. Bazen kitabın kapağı okuyucuyu yanıltabiliyor. Böyle durumlarda kitap seçiminde anne baba sadece öneride bulunmalı ama kararı çocuğa bırakmalı. -Bazen okutulmak istenen kitap çocuğun algı seviyesinin üzerinde olabiliyor: Çocuğun kelime dağarcığı kitabın algılanması için yeterli olamıyor. Kelime dağarcığı ne kadar genişse kitapla iletişim de o denli güçlü olacaktır. Bu yüzden çocuğun kelime dağarcığına paralel kitap seçimi yapılmalı. -Birçok ailede çocuğa örnek olunmuyor. Anne babanın kitap okumaması çocuğun da kitap okuma alışkanlığı edinmesine engel oluyor. Çocukların ilk örnek aldıkları kişiler ebeveynleridir. Kitapla iletişimi olmayan bir ailenin çocuğundan şikâyet etme hakkı yoktur. Çünkü çocuğun anne ve babanın aynası olması kaçınılmazdır. Kıssadan Hisse Bir gün adamın biri İmamı Azam'a' bir çocuk getirir ve çocuğunun çok fazla bal yediği için her tarafının yara-bere içersinde kaldığını, şifanın ALLAH''cc' dan olduğunu, çocuğunu okumasını rica eder.
Kaynak : yorumla.net - Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... İmamı Azam çocuğun babasına dönerek, 40 gün sonra gelmelerini ister. Baba çaresiz geriye döner ve tam 40 gün sonra çocuğunu alıp gelir.
Ebu Hanife, çocuğa dönerek, başını okşar ve:''Bir daha bal yeme evladım'' der, çocuk ta olur amca yemem der.
Çocuğun babası şaşkın, imamı Azam ebu Hanefiye: “40 gün evvel bu dediklerini deseydin ya” der.
Ebu Hanife hazretleri bunun üzerine:''40 gün evvel ben de bal yemiştim, eğer o gün deseydim sözümü dinlemez bal yemeye devam ederdi, ben tam 40 gün bal yemedim bi iznillah çocuğun bir daha bal yemeyecek ve vücudundaki yaralar kapanacak''der.
Gerçekten de çocuk bir daha bal yemez ve yaraları kapanır. (Biz ise çoğunlukla yapmadığımız işleri çocuklarımızın yapmasını isteriz).

-Çocuk kitap okumanın önemini, kendisine sağlayacağı yararları kavrayamamış olabilir: Özellikle bilgisayar ve internet tarafından kuşatılan günümüz çocukları kitabın ne işe yaradığını akıllarına bile getiremiyorlar. Televizyon ve bilgisayar sayesinde her türlü bilgiye ulaştıklarını, artık kitap okumanın gereksiz olduğunu düşünüyorlar. Çünkü kendilerine lazım olan bilginin sadece sınav kazandıracak bilgi olduğu beyinlerine işleniyor. Oysa kitabın yeri asla doldurulamaz. Hiç öyle olmasaydı son dinin ilk emri “oku” olur muydu? İnternet ve televizyonun da eğitici, öğretici yönleri muhakkak ki vardır. Ancak çocuk bu yönünü ne kadar kullanıyor Allah bilir. -Okuldaki öğretmenlerin yanlış tutumları da okuma konusunda problem teşkil edebilir: Öğretmen çocuklar için örnek alınacak kişidir. Öğretmende edebi bir dilin olmaması, genel kültürün olmaması, sadece kuru bilgi aktarması çocuğun okumaya ilgi duymamasına yol açar. Öğretmen çocuğa değer vermeli, onu aşağılamamalı, azarlamamalı, okuma alışkanlığı kazanması için onu teşvik etmelidir. -Çocuklara zorla kitap okutmak onlarda zaman içinde okuma fobisi oluşturabilir: Tıpkı sevmediği bir yemeği zorla yedirmek gibi öğrenciye (çocuğa) isteği dışında veya zorlayarak kitap okutmak çocukta kitaba karşı sevgisizlik oluşturur. -Okul kitapları okumaya karşı çocukları ilgisiz hale getirmiş olabilir: Çoğunun ilk tanıdığı, ilk göz ağrısıdır ders kitapları. Bu yüzden ders kitapları sadece kuru bilgi aktaran basılı evrak olmamalı. Okul kitaplarının baskı kalitesi iyi olmalı, eğlendirici yazılarla, hikâyelerle, fıkralarla desteklenmeli. Ders kitapları çocukla bütünleşmeli, okumaya karşı istek uyandırmalı. -Çocuklara aşırı televizyon izlettirmek: Bu durum çocuğu ileride kitap okuma özürlüsü yapmaktadır. Çocuğun yemek yemesi, susması için bir nevi rüşvet olarak başlayan bir hastalıktır çocuğa televizyon izlettirmek. Çocukları avutmak için televizyonun karşısına çivilemek ona yapılacak en büyük kötülüktür. Sadece izleyen, okumayan ve düşünmeyen, bunun sonucu olarak da tükettiği kadar başarılı sayılan gençlik yetiştiriyor televizyon kanalları. Uzmanlar ilk iki yaşına kadar çocuklara televizyon seyrettirilmemesi gerektiğini söylüyorlar. “Prof. Dr. Yaramış, reklamlar ve kliplerin bu yaş grubu çocuklarda sakıncalı olduğuna dikkati çekerek, ''Toplumda 'bakıcı sendromu' olarak da bilinen evdeki bakıcıların sürekli televizyon izlettirmesinin çocukların sağlığı açısından son derece yanlıştır. İki yaşından önce çocuklarınıza mümkünse televizyon izlettirmeyin'' dedi.” Basından -Oyun ile ders çalışma ve kitap okuma arasındaki dengenin kurulamaması: Her şeyin aşırısı zarar olduğu gibi aşırı oyun da zarardır. Elbette çocuklar oyunla büyür ve gelişir. Ancak pek çok çocuk fiziksel olarak gelişmesine rağmen oyun alışkanlığından vazgeçemiyor. Bu durum çocuğun hayata hazırlanmasını, dünyayı algılamasını, sosyalleşmesini hatta kendisini tanımasını geciktirir. Bu durumda ebeveynlerin her şeyi onların inisiyatifine bırakmaması gerekir. Onların geleceğini hatta milli serveti de düşünerek (bir ülkenin milli serveti gençliğidir) bazen tatlı sert müdahalelerde bulunmaktan kaçınmamalı. -Çevrenin de okuma üzerinde etkisi vardır. İlgisiz alakasız insanlarla iç içe olmak, onları dost edinmek ve böyle insanlara misafir olmak çocuklar üzerinde olumsuz etki yapmaktadır. Çocuk bir kamera gibi sürekli kayıtta bulunur. Görmüyor, duymuyor, anlamıyor diye düşündüğümüz pek çok şeyi o aslında kaydediyor. Onlara "okuyup da ne olacaksın, okuyanlar işsiz geziyor", türünden sözler söylenmemeli. “Kayserilinin okuyanı iş adamı, okumayanı memur olurmuş” tarzındaki asılsız söylemler okumayı sevdirmeyen söylemlerdir. -Evde bir kütüphanenin olmayışı: Aslında çocuklarımıza ayrı bir kütüphane oluşturulabilirsek çok iyi olur. Çocuğumuzun kütüphanesi için arada hediye olarak kitap almak teşvik için çok önemlidir. Hele bunu dedesinin yapması çok daha teşvik edici bir yöntem olabilir. Doğum günlerinde onlara envai türlü hediyeler alınır ama bir kitap almak hiç aklımıza gelmez. Çocuğun harçlığının bir kısmıyla veya takviye harçlıkla kitap alması sağlanabilirse kanaatimce iyi olur. -Bilginin ne işe yaradığını kavrayamamış çocuklarda kitap okuma isteği de gelişmez. Yaşadığımız çağ bilgi çağı olmasına rağmen günümüzde insanımızın çoğunluğunda bilginin önemi henüz kavranmış değil. Batı, yaklaşık 300 yıldır bilgiyi tekelinde tuttuğu için refah içinde yaşamaktadır. Bilgiyi üretenler, ürettiklerini ürüne dönüştürenler ve onu dünyaya pazarlayanlar hep önde oldular. Bilgiye sahip olan milletler dünyayı yönetiyorlar. Bilgiye uzak kalan doğu toplumları batının kölesi, hizmetçisi olarak yaşadı hala daha yaşıyor. Bütün zenginliklerini batının ürettiği teknolojiye harcıyorlar. -Okuma ortamının uygun olmaması: Gerçi okuma isteği gelince ortam mortam dinlenmez. Batılı ülke insanı her ortamda okuyabilme becerisi kazandı bir nevi evrimleşti. Uçakta, otobüste, tirende kısaca her yerde okuyabiliyorlar. Biz yine de çocuklarda okumayı cazip hale getirmek için; okuma ortamını iyi ışık alan, sessiz bir ortam haline getirirsek onları teşvik etmiş oluruz. -Aile içi iletişimsizlik de çocuğun okumaya karşı ilgisiz kalmasına neden olur. Böyle ailelerde çocuk psikolojik olarak içe kapanık yetişir, okumaya karşı ilgisi gelişmez. İyi anlaşan, muhabbeti bol ve içten olan ailelerde çocuklar daha rahat ve daha çok okuyorlar. -Başkalarının çocuklarıyla kıyaslama çocukta okumaya karşı soğukluk yaratabilir: Çocuklar için en olumsuz davranışların başında başkalarıyla kıyaslanmaları gelir. Ne yazık ki toplumumuzda çok yaygın olan bir durumdur bu. Bu da anne babanın zamanında okumayışından ileri gelir. Çocuklar kendisinin başkalarıyla kıyas yapılmasını asla kabul etmezler. Aslında aile büyükleri iyi niyetle, teşvik için bunu yaparlar ama sonuçları hoş olmaz. Çocuklar farklı mizaçlarda yaratılmıştır. Her çocuğun yetenekleri, zekâ düzeyleri farklıdır. Onları başkaları gibi olmaya zorlamamak gerekir. Onlara iyilik yapıyorum derken farkında olmadan kötülük yapmış oluruz. Hiç bir anne baba çocuğuna kötülük yapmak istemez. Çocuğumuzun okumamasının nedeni yukarıda anlatılanlardan biri veya birkaçıdır. Eğer bunlara dikkat edersek çocuğumuz okumayı ihtiyaç haline getirecek, okudukça da gelişecek ve bu durumdan zevk alacaktır. Kişisel gelişimin, sağlıklı ailenin ve müreffeh toplumun yolu okumaktan geçer. Esin Kaynağı internet.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Kutsi Kaya'nın yeni öğretmenler için "Yeni yetme" demesini ayıplıyorum. Diğer taraftan üç maddede belirttiği nedenler tamamen doğru, katılıyorum. Diğer taraftan Kutsi Bey anladığım kadarıyla öğrencilere zorla kitap okutmaya çabalıyarak yazdığı üç maddeyide çöpe atıyor. Bu davranışıyla eski, klasik bildiğimiz öğretmenlerden biri olduğunu ortaya seriyor. İronik bir durum.

DG 
 01.12.2010 21:47
Cevap :
iginize teşekkür ederim. Anne baba çok öneli. Onların görevi sadece çocuk doğurmak değil sağlıklı bireyler yetiştirmektir. Çocuğun sağlıklı veya sağlıksız birey olmasının birinci derecede sorumlusu ailedir diye düşünüyorum. İhale yoluyla çocuk yetiştirilemeyeceği kanaatindeyim.  02.12.2010 11:32
 

Yazınızda da anladığım gibi en büyük neden öğrencilerin ailesinin okumayla pek ilgisinin olmaması. Aileler kendileri okumuyorlar. Gazete almıyorlar. Okulda da öğretmen okumuyor. Öğrenci nasıl okusun?

DG 
 01.12.2010 21:40
 

İsmet Bey, görselliğin tepeden tırnağa beyinleri uyuşturduğu bir dönemde, çocuktan kitap okumayı beklemek pekte gerçekçi değildir. Okumak hayal dünyasını zenginleştirir, görsellikse hayal dünyasını bitirir. Uyku dışındaki saatlerde yoğun bir şekilde görselliğin muhasarası altıda kalanlar, belki zaman zaman okusalar da, ne doğru dürüst okuduklarını anlarlar, ne de bu okumaları onların hayal dünyasında bir hareketlenmeye yol açar. Gerçek bu olunca, şu sorular geliyor aklıma: Kendileri de okumayan büyükler, neden bu sorunu görmezden geliyorlar… Çocukları ve kendilerini görselliğe mahkum ediyorlar?.. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar…

Rıza Üsküdar (Anadolu'm ayağa kalkarken) 
 25.11.2010 10:40
Cevap :
Hocam yorumunuz için teşekkürler. Evet, görselliğin insanları bir kanser gibi kuşattığı bu devirde kitap okumanın, gerçeklerin farkına varabilmenin çok zor olduğunu hepimiz biliyoruz. Televizyonların tüketen, ne pahasına olursa olsun tüketen insan yetiştirme çılgınlığında yarış yapmaları günümüz problemlerinin ana kaynağıdır. Ancak bizler bilinçli anne baba, öğretmen ya da bireyler olarak susmamalıyız. Bildiklerimizi aktarmak zorundayız. Yoksa tarih bizi de sorumlu tutacaktır. Başarı ve sağlık dileklerimle.  27.11.2010 22:20
 

Bu sorunun birkaç basit cevabı var: 1) Öğretmenleri okumuyor. Yeni yetme öğretmenlere baksanıza allasen şekil mükemmel ama öz bomboş. Elinde milyarlık cep, evinde milyarlık dizüstü var ama çekyatının rafını dolduracak kitabı yok. 2) Çocuklar çevresinde (ebeveyn bağlamında mesela) okuyan rol modeller görmüyor. 3)Çocukların ilgi alanları değişti. (Cep, bilgisayar vb.) 4) Okumak zor bir iştir. Öyle 8-10 puntolu karınca duası gibi sayfalarca bir kitabı okumaz. Hiçbir çocuk da bu fiile kolay kolay yönelmez. Çözümü var mı bu işin? Var elbette hem de çok kolay. Ben bunu 27 sene uyguladım hicbir sıkıntıyla da karşılaşmadım. Sınıf mevcudu kadar farklı kitap Sırta birer numara Dağıtıyorsun sınıfa Kendin de bir kitap alıyorsun. 5-6 saatlik Türkçe veya edebiyat dersinin haftada bir saatini okumaya ayırıyorsun. Herkes okuyor. Kitapları 15 günde bir değiştiriyorsun. Okuyanlardan birini kaldırıp aynı kitabı okuyanlara soru sorduruyorsun. Bir de matbu özet kağıdı veriyorsun. Hepsi bu. Selam ile...

Kutsi Kaya 
 25.11.2010 0:19
Cevap :
hocam ilginize teşekkürler. Elbette her şeyin bir çözümü var. İstemek gerekiyor. Siz bulmuşsunuz ne güzel. Her şeyin başı sevmektir. Yaşam boyu mutluluklar dierim  25.11.2010 10:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 142
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 887
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

1963 yılı trabzon doğumluyu. 20 yıldır kimya öğretmenliği yapmaktayım. Eğitimle ilgili konulara il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster