Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '08

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1220
 

Çocuklarımızı dinleyelim..

Çocuklarımızı dinleyelim..
 

Çocuklarımız bizim için çok önemli ve değerli. Peki ama bunu onlara hissettirebiliyormuyuz? Bunu hissetmezlerse işin ucu nereye varıyor? Cevaplar çok farklı türde olacak tahmin edebiliyorum. "Bize ana babamız hissettirmedi de ruh hastası mı olduk?" ya da "Ben yaklaşmak istiyorum ama o kendi havasında. Hiçbir şeyi anlatmaz konuşmaz." "Ben çocuğumla arkadaş gibiyimdir." v.s v.s

Çocuklarımız dediğimiz varlıklar, doğdukları andan itibaren bir birey. Yapacağımız her davranışı düşünerek yapmamız gerekiyor. "O çocuktur nasıl olsa anlamaz" mantığı, onu önemsememenin ilk başlangıcı. Bir konuda fikrini söylemeye kalktığında, dudaklarınızda alaycı bir gülümsemeyle "hadi söyle bakalım" dediğinizde onun kendisini laf olsun diye dinlediğinizi, fikirlerinin sizin yanınızda değerinin olmadığını düşüneceğini aklınıza getirdiniz mi hiç? Doğduğu andan ergenlik dönemi sonuna kadar ona empatiyle yaklaştınız mı? Ağzına zoraki yemek tıkmaya çalıştığınızda, yaramazlık yaptığında iğneciyle, polisle öcüyle korkuttuğunuzda, cezalandırmak için odaya kapattığınızda yada dövdüğünüzde empati kurdunuz mu hiç? Ya sonra ki dönemlerde? Okulda, arkadaşlık ilişkilerinde, ergenliğe geçiş ve ergenlik döneminde? Bir insan yetiştirdiğinizin ve o insanın sizin aynanız olacağını fark ettiniz mi?

"Çocuk yetiştirmek iğneyle kuyu kazmaktır" derdi büyüklerimiz. Çocuklarımıza karşı, anlayışlı, sevgi dolu ve sabırlı olalım. Bir şey anlatmak istediklerinde onları gözlerinin içine bakarak dinleyelim. Dizi yada maç seyrederken yada haber dinlerken bir şey anlatmak için geldiklerinde "dur şimdi sonra söylersin" dediğimiz an kaçırdığımız zamanı telafi etmemiz mümkün değil. Onda açılacak yarayı da. Bu "sonra söyle " ler bir süre sonra "bir şey anlatmıyor ki haberimiz olsun"a dönüşüyor. Çünkü o kendinin önemsenmediğini düşünüyor. Onlar hayatta stajyer. Desteğimize , sevgimize, değerli olduklarını hissetmeye, onlara güvendiğimizi bilmeye ihtiyaçları var. Anlatacakları size çok ters bile gelse tepkinizi o an vermeyin. Sabırla dinleyin. Dinleyin ki size herşeylerini anlatabilsinler. Nasıl olsa terslenecem, kızacaklar korkusuyla birşeyleri sizden gizli yapmasınlar. Okul kırmak her çocuğun denemek isteyeceği masumca bir şeydir. O denli de sakıncalı. Okulda zannetiğiniz çocuğunuz düşünün ki bir trafik kazası geçirdi. Her iki taraf içinde son derece vahim bir sonuç. Peki siz çocuğunuzu karşınıza alıp " Arkadaşlarının okulu kırdığını söylüyorsun. Eğer istiyorsan sende arkadaşlarınla gidebilirsin. Ama lütfen ben bu gün okula gitmek istemiyorum, arkadaşlarla sinemaya gideceğiz de tamam mı canım" dediğiniz an yasak olmaktan çıktığı için cazibesini de kaybeder. Anne - baba olarak ona çok iyi sırdaş olun.

Bir gün oğlumun bir arkadaşının hap kullandığını öğrendim. Dinlerken kanım dondu fakat tepkilerimi belli etmedim. Ve bunu sır olarak sakladım. Akabinde bir kız arkadaşının para karşılığı başkaları ile birlikte olduğunu öğrendim. Bu da sır olarak kaldı. Sonra ne mi oldu? O iki arkadaşı da alışkanlık ve yaşam biçimlerini değiştirdiler. Çünkü konuyu bilmem o çocuklara daha fazla zaman ayırmaya itti beni. Hem çocuğuma gelecek zararları önledim hem de o iki evladı kazanmış olduk. Anlatacağı zemini hazırlamamış olsaydım haberim olabilir miydi? Ya da kızsaydım anlatır mıydı?

Bu eğitim sisteminde ders çalışmaktan keyif alacak bir kişi gösteremezsiniz. Ya ezbere dayalı yada nota endeksli tuhaf bir sistem. Hal böyle olunca ders çalışmaktan nefret eden bir çocuğa sürekli ders çalış demeniz sonucu değiştirmeyecektir. Ekonomik kriz yaşayan, hayatından memnun olmayan bir eğitimci , bezgin bir şekilde üstün körü verdiği, belletemediği, sevdiremediği bir dersten sınav yaptığında çocuk kötü not alırsa suçlusu kim? Veli toplantısında "çalışmıyor, dersi dinlemiyor. 1 almış yazılıdan" dediğinde yüz ifadenizi tahmin ediyorum hatta eve gelince neler söyleyeceğinizi de.. Peki çocuklarınıza hiç "Haklısın. Bu sisteme biz de karşıyız. Ama sadece bizim sana hak vermemiz yeterli değil. Eğitim sistemi bu ve sen ideallerin için bu sisteme uymak zorundasın bizde seni sonuna kadar destekleyip yanında olacağız. Not almak için değil öğrenmek için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalış" dediniz mi? Haksızlar mı?

Bizim, sokakta seksek, erkeklerin se misket oynadığı yaşlarda çocuklarımız OKS ye hazırlanıyor. Okul, dershane, özel hoca , aile baskısı altında. Çocukluklarını yaşayamadan.2 yıl sonra ÖSS başlıyor.
Yine aynı 4 lü iş başında. Bu sefer, gençlik heyecanlarını, o yaşlarda yapmaları gerekenleri erteleyerek ve yaşamadan. Doğa öss tanımaz. Hayatlarında verecekleri tek sınavda bu değil. Söylermisiniz öfke, şiddet, isyan duyguları bu küçücük bedenlerde haksız yere mi oluşuyor?

Hayatta herşey iş değil. Çocuklarımızla daha fazla zaman geçirelim. Onların zevk aldığı şeyleri birlikte yapmaya çalışalım. İletişimi koparmayalım. Onun sevdiği ama sizin nefret ettiğiniz bir müziği yarım saat onunla vakit geçirmek adına dinleyemez misiniz? TV de onun izlemek istediği bir film varsa, sizinde aynı saatlerde diziniz yada futbol maçınız. İzlemeseniz ne kaybedersiniz? Çocuğunuzla birlikte onun istediği bir şeyi yapmaktan zevk alın. Başkalarının hayatlarını izlemek, yada 11 kişinin sahada koşturmasını seyretmek çocuğunuzun sizle beraber olmaktan duyacağı mutluluktan önemli mi? Dizide maçta bekleyebilir. Ama çocuklarımız bekleyemez. Onları kaybetmek çok kolay ama kazanmak emek ister. Babaların oğullarına annelerin de kızlarına cinsel konularda rehberlik etmesi ve onları dinlemesi saygısızlık yada yüzgöz olmak değil. Onları kaybetmeyelim. Dinleyelim. Şikayet ettikleri konularda hak vererek başlayalım sözlerimize "ama" diye devam edelim. Onları küçük düşürecek davranışlardan kaçınalım. Onların ekmek elden su gölden bir hayatları yok. Tek yapmaları gereken şey de sadece ders çalışmak değil. Kötü bir dünyada staj görüyorlar. Yarınlar, sizlerin doğru rehberliği ile aydınlanacak. Ve o aydınlık yarınlar onların geleceği olacak. Değmez mi sizce?

Hoşgörü ve sevgiyle kalın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hadi ye yemeğini bak yemezsen , ayşe yiyecek gel ayşe sen ye (kıskançlığı, bencilliği aşıla), bugün aldığım şeyleri babana anlatma tamam mı (yalanı aşıla), yere düşer çocuk büyükten gelen tepki düştüğü yere vurup, al,alll işte bak bende ona vuruyorum işte (intikamı aşıla), sana vurdukları zaman sende döv onları (nefreti, ve öç almayı aşıla) izlememesi gereken filmleri izlettir, arabesk dinlettir, gece yarılarına kadar büyük muhabbeti dinlet, dedikoduna iştirak et, söz ver tutma, her talep ettiğini al, kızdığın zaman hakaret et yada döv.. ödevlerini yaptırırken bağır çağır azarla, kavgaları çocuğun yanında yap,hiç kitap okuma, zamanın tv.karşısanda geçsin, ASLA SAYGI DUYMA VE GÖSTERME, okşayıp sevip onore etme, birlikte oyun oynama, başkalarının yanında çekiştir çocuğu yada çocuğa bağır, hakaret et...daha sonra ise " bu çocuk kime çekmiş (kime olacak baba tarafına) HAYIRSIZ EVLAT, yaramaz çocuk ...de...ALLAH ALLAH NİYE ACABA ??? bu çocuk böyle de, dövün:((( traji komik bir durum ...

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 16.09.2008 23:37
Cevap :
Günlüğüme hoş geldiniz sevgili Sevda Kılıçaslan. Aynı paralelde düşünmemiz, gelecek için umut verici.. Teşekkür ederim. Sevgilerimle. Nur Zeynep  17.09.2008 0:58
 

Bu yazinin egitim sitesinde yayinlanmasi gerekmez mi sizce? Her satirinda, her paragrafinda ayri bir ders olan bu yazin icin seni kutlarim arkadasim. Bn hemen ablama da okudum. Yetisme caginda cocugu olan arkadaslarima da onerdim :) Ellerin dert gormesin. sevgiler..

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU 
 23.03.2008 23:37
Cevap :
Sağol sevgili Beyhan. Hemen düzelttim. Artık eğitim bölümünde. Uyarın için teşekkürler. Bu yazının devamı gelecek. Umarım faydalı olur. Kucak dolusu sevgiler..  24.03.2008 2:49
 

Bizim anne babalarımız bizimle bu kadar ilgilenmedi, ama biz bir şekilde doğru yolu bulduk. Çünkü çevre, ortam herşey bugünden çok farklıydı. Şimdi ki çocukları, gençleri daha kötü bir ortam bekliyor. Bu nedenle söylediklerinize katılıyorum. Onları eleştirmek yerine anlamak gerek. Sevgiyle kalın...

moonlight1 
 23.03.2008 13:53
Cevap :
Teşekkürler Sevgili Yazarım. Her ne kadar bu günün çocuklarına ve gençlerine şanslı dense de ben onları şanslı bulmuyorum. Yaşamadıkları ve telafi edemeyecekleri o kadar çok şey var ki.. Sevgilerimle..  23.03.2008 18:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 348
Toplam yorum
: 959
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1314
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster