Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
2853
 

Çocukların zekice cümleleri

Çocukların zekice cümleleri
 

imgesel.wordpress.com


Yıllar önce Bilim ve Teknik dergisinde bir yazı okumuştum. Çocukların söylediği en zekice, en yaratıcı cümlelerden örnekler veriliyordu yazıda. Birinci seçilen yazı öyle güzeldi ki. Türkçe isimler yazarak aktaracağım yazıyı.

Annesi Ali'ye diyor ki; Ali, Mehmet'le oynama, o iyi bir çocuk değil, çocukların hep iyi arkadaşları olmalı. Ali, annesinin bu sözleri üzerine dalıp gidiyor uzun süre. Sonra annesine dönüp şu soruyu soruyor; Anne, ben iyi bir çocuk muyum? Evet, diyor annesi. O zaman Mehmet benimle oynayabilir deyip gülümsüyor Ali.

Çocukların pırıl pırıl dünyalarından süzülüp gelen bu güzelim cümleleri hayranlıkla dinlemiş, okumuşumdur daima. Kendi çocuklarımın, arkadaşlarımın çocuklarının, torunlarının söylediği bu tür cümleleri hiç unutmam bu yüzden.

Bunlar arasında en sevdiğim, senaryo gereği de olsa Doris Day'in bir filminde çocuklarının söylediği sözlerdir. Doris Day eşiyle birlikte bir davete gidecekti ve harika bir gece kıyafeti giymişti. Eşinin yanına geldi ve kıyafetini nasıl bulduğunu sordu. Eşi de laf olsun diye bir göz atıp kupkuru bir ifadeyle ' güzel ' dedi. O sırada kapı açıldı ve minik kızlarıyla oğulları girdi odaya. Annelerini görünce çığlık attılar ve şöyle dediler; anne, kremalı pasta üstündeki süs gibisin. Doris Day eşine baktı ve ' böyle bir cümleyi senden beklemiştim aslında ' dedi.

Kendi çocuklarımdan örnek vermem gerekirse, büyük oğlumun henüz 5 yaşında iken babama sorduğu soru gelir aklıma. Hep birlikte dışarıdaydık. Oğlum hamile bir kadın görmüş ve babama şunu sormuştu; Dede, kadınlar evlenmeden hamile olmaz mı? Babam öğretmen olmasına rağmen bir an ne cevap vereceğini şaşırarak duraklamış ve ' olmaz ' diyebilmişti. Oğlum hemen diğer sorusunu sordu biz kahkahamızı bastırmaya çalışırken. ' Karnındaki çocuk annesinin evli olup olmadığını nasıl biliyor peki? ' Biz dört yetişkin, sokağın ortasında böyle iki soruya nasıl cevap yetiştirebilirdik ki?

Küçük oğlum ise bir kelime türetme ustasıydı âdeta. Çatala 'takılık', anahtara 'açılık', salatalığa 'tufla', tel kadayıfa 'elektrik teli tatlısı' gibi sevimli isimler bulurdu.

Bir yakınımızın torunu, babaannesinin, bacaklarını göstererek ' ayaklarım çok ağrıyor ' deyişine hemen kızmış ' babaanne o gösterdiğin yer ayak değil bacak, bacak ' diye babaannesinin yanlışını düzeltmişti.

Beni en çok güldürenlerden biri de arkadaşımın minik torunu Sevim'in göbeği açık bluz giymek için ısrarına, arkadaşımın üşütür, hasta olur gerekçesine kılıf olarak uydurduğu ' hayır, olmaz, baban kızar öyle giyinmene ' sözüne aldığı karşılıktır. ' Tamam anane, ben de o zaman babam ölünce giyerim '.

Arkadaşımın öğretmen kızı 3. sınıfta tahtaya yazı yazarak ders anlatırken çocuklardan birinin elindeki kibrit kutusundaki böceği arkadaşlarına gösterdiğini, dersle hiç ilgilenmediğini görmüş. Çocuk sürekli ' öğretmenim size bir şey göstereceğim ' diye sesleniyormuş. Arkadaşımın kızı ' dönüp baksam çocukların dikkati dağılacaktı, o yüzden 'şimdi yazı yazıyorum, sonra bakarım '' demiş. Elinde kibrit kutusu olan çocuk tekrar seslenmiş; öğretmenim, siz aynı anda iki şeyi birden yapamıyor musunuz?

Ağabeyim küçükken ayaklarını pencereye dayar ' baba bak, ayaklarımla aydedeyi seyrediyorum ' dermiş.

Komşumun haşarı kızı Şeyda annesi kendisine kızıp ' şimdi polis çağıracağım ' deyince ' polisler insana kızmaz, yardım ederler, öğretmenimiz öyle söyledi ' diye yaramazlığa devam etmiş.

Bir diğer komşu çocuğumuz asansör bozulunca ' asansörün pili mi bitti? ' demişti.

Dedim ya, içinde zekâ pırıltıları olan bu cümleler çocuklara duyduğum hayranlığın hiç de haksız olmadığını gösteriyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Söz konusu ,ocuklar olunca,onların hiç bir tavrını bşa atmamalıyız,doğumlarından bu yana.Bern hep rüyasında katıla katıla gülen bebeğin multluluğunu ve irkilerek uyanan bir bebeğin ağlamasının arkasındaki nedenleri ,merak ederim.Yapılan incelemelerde de anladım ki,Çocuklar,buluğa erinceye kadar,birer diktatördür.Çevresine her istediğini ille de yaptıracak kadar zeki ve zorba.Bunu beceri ve söze dökmnek onlar için çok kolay.Çünkü saf haldeler.Yanetkilerle köreldiklçe,yapma etme gibi emir cümleleriyle içe döndüklerinde,şaşırıyorlar.Eğitim de iyi kötüyü öğretirken stenotip olarak değil,kendi iyilerini buldurarak izlemek daima olumlu sonuç veriyor.Derler ya onlar mı bizim mirasçımız,biz mi onların...Saygı ve sağlıklı mutlu nice yazılara ve yıllara...Aileniz,sevenleriniz sevdiklerinizle birlikte..Temennilerim sedece bir gün için değil her gün için geçerli olduğundan zaman aşımına pek önem vermedim ,Sevgili komşum...arkadaşım,güzel insan..

ütopik 
 09.01.2009 8:22
Cevap :
Sevgili ütopik, ben de en çok ne düşündüklerini merak ederim çocukların. Hani gözleri dalar gider ya bazen...Keşke aynı temizlikte kalabilse insanlar. Ben de yeniyılın senin ve ailen için güzelliklerle dolu bir yıl olmasını diliyorum. Sevgiler...  09.01.2009 21:37
 

Gülümseyerek okuduğum, çok hoş bir yazıydı, sağolun paylaştığınız için. Size bir şey sormak istiyorum. "Falanca, İstanbul'dan Antalya'ya uçakla gitti.." diye duyuyorum hep. Antalya havada mı?" Sevgiler, selamlar... Mutlu bir yeni yıl. Tüm sevdiklerinizle birlikte..

zelinartug 
 30.12.2008 22:53
Cevap :
Sevgideğer Zelin, sorunuzu okuyunca gülümsedim. Hem hak verdim, hem de şunu açıklamak istedim. Birkaç yıldır uçak fiyatları otobüs fiyatlarından ucuz. Tabii takip etmek, önceden bilet almak koşuluyla. Yıllar önce eşimin yeğeni İstanbul'dan 23 saatte gelebilmişti Antalya'ya, otobüsle. Bayramda İzmir-Antalya arası otobüsle 45, uçakla 35 ytl idi:) Tabii sorunuzun tam karşılığı bu değil, biliyorum:) Ben de size güzelliklerle dolu bir yıl diliyorum...  31.12.2008 15:22
 

yaz tatilinde,kaldığımız pansiyonda,sevgili hayatta olmayan köpeğimiz Petoş'un çişini bacağını kaldırarak yaptığını izleyen çocuk,merak ederek babasına şu soruyu sorduğunu duydum''baba neden Petoş durmadan harmandalı oynuyor?''yine bir başka dikkatini çeken durum,''baba bak Petoş'un yaprakları dökülüyor.'(tüyleri için)'Bu çocuklara has dilin ben hayranıym. Sene 1970 Anadolu'nun bir köyünde görev yapıyorum,Atatürk ve hayatını anlatacağım, Sınıfa döndüm,Atatürk kim dedim?çocuklardan adı Reyhan olan öğrencim,''Alişar'lı Ekrem Dayım''dedi. Alişar bulunduğumuz köyün bir yukarısında ki köyün adıydı. Tülin'ciğim yazınla anı defterimi açtın,kareler sığmayacak bana,çok hoştu, gülümsemek ne güzeldi,seninde yüzün hep gülsün .SEVGİLERİMLE.

Şerife Mutlu 
 30.12.2008 21:57
Cevap :
Şerife'ciğim, sana sitem ediyorum, bunları bana anlatmadığın için:) Ve hemen bir ödev veriyorum, yılbaşı tatilinde, öğrencilerinle yaşadığın hoşlukları yazar mısın bizlere? Ay, özür dilerim öğretmen olan sendin, ben nasıl ödev verebilirim?:) Sevgiyle kal gül yaprağı arkadaşım...  31.12.2008 15:26
 

Bunu anlatmadan geçemeyeceğim,geçen gün yeğenime gittik,2 yaşında oğlu ege oynuyor yeğenim ondan bahsediyor ve bize diyorki ege şöyle bir şey yaptı ama ben kızmadım diyor,,,,,,,o sanki oynamıyormuş gibi annesini pür dikkat dinlemiş,,,,,'Kızdın anne' kendi diliyle 'Kıştın anni' demezmi,bayıldık gülmekten,,,,,çocuklar hep harika,her çocuk harik zaten,onlarsız ASLA olmaz,,,,,,,çocuklar çocuklar hep mutlu olsunlar,,,,,,,,,sevgiler arkadaşım,,,,iyi ve mutlu yıllar size,,,,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 30.12.2008 15:47
Cevap :
Çocuklardan hiçbir şey saklanmaz zaten:) Yeni yılda sağlık ve mutluluklar diliyorum sevgili Alyoşa.Sevgiyle kal...  31.12.2008 15:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2133
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster