Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
4058
 

Çocuklarınızı kıyaslamayın!

Kıyaslama davranışı başlı başına yanlış bir davranıştır. Sadece çocukların kıyaslanması değil yetişkinlerinde kıyaslanması yanlıştır. Eşler arasında eğer diğerini başkalarıyla kıyaslama davranışı olursa kavga çıkar. Örneğin, eşinin yaptığı yemeği yerken adam tutup şunu derse; “Ya Hanım, Ayşe hanımın geçen akşam yaptığı yemeği hatırlıyor musun? Ne kadar güzeldi di mi?” Acaba eşinin cevabı ne olur? Yemek tenceresini mi boşaltır kafasından aşağı yoksa akşam beyefendi için kanepe yolu mu gözükür? Aynı şey karşı cins içinde geçerlidir. Hiç kimse kıyaslanmayı sevmez.

Çocuklarda aynı şekilde kıyaslanmayı sevmezler. Anne-babalarının kendilerini sevmediklerini düşünebilirler. Kıyaslandıkları kişiyi geçtikleri takdirde sevgiyi elde edebileceklerini zannedebilirler. Hâlbuki anne-babanın niyeti iyidir. Çocuğunu çalışmaya teşvik etmek, onu daha başarılı kılmaktır amaç. Kıyaslanma ifadeleri nasıl olur? Örneğin, kızınız denemeden veya sınavdan aldığı dereceyi siz getirir, siz ona; “Peki, Ayşe kaç almış diye sormanız. “Fatma ne kadar güzel yazıyor. Sen de onun kadar güzel yazsan.” “Ali annesine yardım ediyor, sen de onun gibi yardım etsen” demeniz.

Kıyaslama davranışı maruz kalan çocuklarda iki ayrı sonuç görülebilir. Kimi çocuklar, daha fazla çalışarak kıyaslandıkları arkadaşlarını geçmeye çalışabilirler. İlk bakışta bu durum ne kadar olumlu görünse de çocuğun sürekli kıyaslanacağı başka çocukların olduğu gerçeği durumun ne kadar vahim olduğunu gösterir. Çocuk Ahmet’i geçer, sonra Ayşe çıkar. Onunla da kıyaslanır. Onu da geçer, başka çocuk çıkar. Bunun sonu yok. Ayrıca çocuğun hırs yapıp arkadaşını geçmeye çalışması onda bir kişilik özelliği haline gelirse hayatı boyunca hep birilerini geçmeye çalışması anlamına gelecektir ki, bu da onun ileriki yaşlarda ilişkilerinde sorun yaşayacağının bir göstergesi olabilir. Örneğin, çalışarak geçemediği bir arkadaşının ayağını kaydırarak onu geçmeye çalışması gibi. Hırs, insanı hata yapmaya sürükler. Yine, çocuğun sürekli kıyaslanması ilk başlarda başarıyı arttırır gibi gözükse de bir süre sonra başarıyı düşürür. Bıkkınlığa sebep olur.

Kimi çocuklar ise kıyaslanma davranışı neticesinde anne-babasını cezalandırmak amacıyla derslerini iyice boşlayabilirler. Ben nasıl olsa Ayşe’yi hiçbir zaman geçemeyeceğim diyerek, kendisini olumsuz yönde telkin edebilir. Bu davranış onun özgüvenini zedeler ve genel bir kötüye gidişe sebep olabilir. Anne-baba ise bu durumu bir türlü çözemez. Her şeyi sunuyoruz, iyi olsun diye çalışıyoruz da niye çocuğumuz başarılı olamıyor diye sorar.

Bu iki tip tepkinin ortak yanları da vardır. Birincisi, çocuk kıyaslandığı kişiden nefret eder ve arkadaşı ise de zamanla arası bozulur. İkincisi, kıyaslanan insanların sonucunda yaşayacağı başarısızlıktır. Üçüncüsü ise kıyaslanan çocukların da ebeveynlerini zihinlerinde kıyasladıklarıdır. Hatta bazen çocuklar bunu dile bile getirir. Örneğin, siz ona “Neden Ahmet kadar başarılı değilsin?” dediğinizde o da aklından “Çünkü sende anne – baba olarak Ahmet’in anne – babasından başarılı değilsin” der. Eğer çocuk bunu sesli olarak dile getirirse işte o zaman anne-baba zor durumda kalır. Bir burukluk yaşar. Çeşitli nedenlerle okuyamamıştır veya başarılı olamamıştır.

Kıyaslanma davranışı çocukların çevreleriyle aralarında duvarlar örmeye başlar. Yalıtılmasına sebep olabilir. Ancak bazen öğrenci üzerinde hiçbir etkisi görülmeyebilirde. Çünkü her çocuğun durumu algılayışı farklıdır. Başkasıyla kıyaslamasını artık kanıksayan bir çocuk üzerinde artık hiçbir etkisi olmaz. Ancak ileriki yaşlarda bilinçaltına yer ettiği için birçok davranışı olumsuz yönde etkiler.

Bütün velilerin bu yanlış davranışa özellikle dikkat etmelerini rica ediyorum

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok önemli bir konuya değinmişsiniz teşekkürler

necmettinturgut 
 02.05.2010 1:41
Cevap :
İlgine teşekkür ederim...  03.05.2010 9:26
 

Yazınız müthiş hoşuma gitti. Adeta kendimi buldum diyebilirim. Çünkü malesef benim annem de, okul çağında bana çok kıyaslama yapardı. Bu kıyaslamaları bazen ciddiye alıp, okulda çok başarılı oldum bazen de hiç aldırış etmedim.Şu anda 30 yaşındayım ve hiç kimseyle kıyaslanmadığım için çok değişik aktiviteler yarattım kendime.Örneğin pilates eğitmenliği yapıyorum, yıllarca düşünsem aklıma gelmezdi...Benim de 5 yaşında bir oğlum var ve ben onu hiç kimseyle kıyaslamıyorum sadece ona "çok özel" olduğunu söyleyip destek oluyorum.Bu yorumumdan annemi sevmediğim fikri oluşmasın, o benim herşeyim..İyi ki var...Size de başarılar diliyorum...

sevilay gülcek sensözlü 
 01.05.2010 13:41
Cevap :
İlginize teşekkür ederim. Özgüven yazısında sorduğunuz sorunuza bir cevap da burada vereyim. Çocuğunuza özel olduğunu hissettirirken ço çok özel olduğunu hissettirmemeye gayret edin. Evrenin merkezi olarak kendini görmesin. Zaten bu benmerkezcilik dönemidir. Bu döenmde çocukların bu tip davranışları normaldir. Sosyal ortamlar ona daha da güzel yön verecektir. Saygılar...  03.05.2010 9:59
 

Hayatın en önemli evresi çocukluk bence, çok dikkatli davranılması gerekiyor.İnşallah çocuğum olunca bu uyarılarınızı dikkate alacağım.Ayrıca nerelerdesin uzun zamandır yoktun.Saygılar.

DAKTİLOCU 
 23.12.2008 14:32
Cevap :
İnşallah! İş yoğunluğundan diyelim. Fırsat olmuyor. Tabii bir de bir türlü yorum ve okuyucu trafiğini sağlayamadım. Gerçi amacım bu değil ama bakıyorum da benim yazdığım konularda daha basit yazanların yorumu yığınla ilginç... Neyse! İnşallah yeni yazılar yazacağım. Kolay gelsin!  23.12.2008 16:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 80
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 2047
Kayıt tarihi
: 07.11.07
 
 

Psikolojik Danışmanım, iki tane dünya tatlısı çocuğum var. Fanatik Beşiktaşlıyım... Psikolojiye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster