Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '15

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
2755
 

Çocuklarla etkili iletişim kurmanın 12 etkili yöntemi

Çocuklarla etkili iletişim kurmanın 12 etkili yöntemi
 

Anne-baba ve çocuk ilişkisinde mücadele yaşanılan anlara oldukça sık rastlanabilir. Anne-babanın çocuğa verdiği komutlar (ellerini yıka, dişini fırçala, yemeğini ye, odanı topla, ödevini bitir, yatağa gir, uyu vb.) çoğu zaman çocuğun olumsuz tepkisine neden olabilir. Bu tepki “Ben canım ne istersem onu yaparım!” şeklinde ortaya çıkabilir. Kısaca ebeveyn benim istediğimi yapacaksın dediği anda çocukla mücadele başlaması olasılığı yüksektir.

Peki çocuklarla kaliteli iletişim kurabilmek için hangi yolları izlemeli?
1.      Çocuklara vaaz verir tarzı yaklaşmanın olumlu bir faydası olmaz. “Yapmalısın, etmelisin!” mesajları çocuğu karşı koymaya zorlar. Emretmek yerine fikir vermek veya seçenekler sunmak daha verimli iletişim kurmayı sağlayabilir. Burada anne-baba, çocuğu suçlarken,  tehdit ederken, emir verirken, uyarırken, şu soruya kendi kafasında yanıt bulmalıdır: “Çocuk olsaydım bu durumda ben neler hissederdim?”. Anne ve baba kendisini çocuğun yerine koyduğunda suçlama ve tehdit etme içermeyen davranışlarda bulunacağından bu durumda çocuğa, karşısında olmak yerine onun yanında olduğu mesajını verecektir. Kendinizi çocuğun yerine koyarak durumu değerlendirin. Çocuğunuzun duygularını yaşamaya, çevreye ve olaylara onun gözleriyle bakmaya çalışın.

2.      “Sen” mesajı iletişimi engeller. Genellikle kızgınlık ifadesi için kullanılır. “Ben” mesajı gönderen bir kişi kendi hakkında yaptığı değerlendirmeyi karşısındaki kişiyle paylaşmak üzere sorumluluk yüklediğinden dolayı karşısındaki kişinin davranışını değiştirme olasılığı da yüksektir.

3.      Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, çocuklar hakkında yapılan olumsuz değerlendirmeler çocuğun kendisini değersiz, yetersiz görmesine neden olur. Aşağılamak, suçlamak, çocuk adına karar vermek yerine, çocuğu dinleyin. İletişim çocuğun her türlü sorununu dinlemektir,dinliyormuş gibi yapmak değil; onu, gerçekten, yürekten, can kulağıyla dinlemek, onu anlamaya çalışmak ve ona dinlendiğini hissettirmek... Çocuğun yaşı kaç olursa olsun onu dinlemek gerekir. Çocuklar dinlenmemeleri ve ciddiye alınmamaları konusunda aşırı duyarlıdırlar. Dinlenmediklerini hemen fark ederler. Çocuk dinlenmediğine inandığında, anne babasının onunla ilgilenmediğini, duygularına saygı göstermediğini belki de onu dışladığını, dikkate almadığını düşünür. Size bir şeyler söylemek istediğinde, gerçekten ona zaman ayıramayacaksanız uygun olmadığınızı ve ne zaman uygun olacağınızı söyleyin.

4.      Çocuk konuşmasını bitirinceye kadar dinlenmeli, sözü kesilmemelidir. Genellikle çocuklarla iletişimde yaptığımız davranış, daha o sözünü bitirmeden konuşmak olur. Kendini ifade edememek çocuğu kızdırır ve hırçınlaştırır. Onları ciddi bir şekilde dinlemeli, ne demek istediklerini anlamalı ve sonra ne söylemek istediğinizi anlatmalısınız. Burada göz teması, dinlediğine dair baş sallamak, onay işaretleri vermek de çocuğun dinlendiği mesajını ona verebilir. Her zaman onunla konuşurken, yanına çömelerek ya da oturarak ya da onu sizin seviyenize çıkararak göz kontağı kurularak konuşulmalıdır. Bu daha yakın bir iletişimi sağlayacaktır. Dinlendiğini düşünen çocuk kabul edildiğini, kişiliğine saygı duyulduğunu ve sevildiğini düşünerek iletişimini sürdürür.

5.      Çocuklar en çok anlaşılmak ister. Çocuğun duygu ve ihtiyaçları hakkında karşılıklı konuşun. Karşılıklı olarak uygun bulacağınız çözüm yolları arayın. Çocuğunuzun herhangi bir konuda düşüncesini sormanız, onun duygularının, gözlemlerinin ve algılayışının değerli olduğunu düşünmesini sağlayacaktır. Anne ve babasının kendisini dinlediğini gören çocuk rahatlar ve duygularını ifade etme olanağı bulduğu için  “anlaşıldım” duygusunu yaşar. Karşılıklı anlaşmak ve önemsemek yalnızca maddi isteklerin karşılanmasıyla bitmiyor.

6.      Çocuğunuzun korkularını ve negatif duygularını onları reddetmektense ciddiye alın ve onları yenmesine ve kendi çözümünü bulmasına izin verin.Onun korku ve endişelerine saygı duyun. Çocuğunuzun duyguları sizinkinden ne kadar farklı olursa olsun onun duygularını, çocuğunuzun sizden ayrı duyup düşüneceğini, farklı bir yapı ve bünyeye sahip olabileceğini kabul etmelisiniz.

7.      Eğer çocuk yanlış bir davranış sergiliyorsa bunun kendisince geçerli bir nedeni vardır. Çocuklar kötü bir şey yaptıklarında ilgi çekmek, iyi bir davranışta bulunduklarında da onaylanmak istemektedirler. Olumsuz davranışın nedenini düşünün, bulmaya çalışın. Çocuk olumsuz davranıyorsa düşündüğünüzün aksine başka nedenleri, giderilmemiş bir ihtiyacı olabilir.Olumsuz bir davranışta bulunduğunda bu davranışından dolayı yaşadığınız olumsuz duyguları ve sizde yarattığı etkileri ona belirtin.

8.      Davranışı yönlendirirken yapılan ilk hata yanlış davranışı görmezlikten gelme, ikinci hata ise ilk çare olarak cezaya başvurmaktır. Tehditle,cezayla ya da bağırıp çağırarak çocuğunuzun olumsuz davranışına o an engel olabilirsiniz ama davranışı ortadan kaldıramazsınız. İstenmeyen davranışta bulunduğu zaman çocuğa verilen ceza çocukta bir korku meydana getirebilir. Bu nedenle çocuk davranışı yapmak istemediğinden değil de sadece cezadan korktuğu için yapmaz. Ama çocuk cezaya da alışır; ceza da zamanla etkinliğini kaybeder.

9.      Sözlerinizle beden dilinizin de birbirine uymasına dikkat etmelisiniz. Çocuğa doğru model olabilmek için ona söylediğinizi siz de yapmalısınız, çelişkili mesajlar vermemelisiniz. Bir söz verdiğiniz zaman verdiğiniz sözleri tutmalısınız.

10.  İstekleriniz ve kurallarınız açık ve net olmalı, ne hissettiğinizi ya da ne düşündüğünüzü çocuğa net ve anlaşılabilir şekilde söylemelisiniz.

11.  Aile içindeki etkileşim çocukları ya “ben değerliyim” ya da “değersizim” duygusuna götürür. Bu gereksinim aile içinde yerine getirilmezse çocuk her türlü davranışla bu duyguyu elde etmeye çalışır. Onun diğer çocuklarla karşılaştırılması, kendini değerli bir insan olarak görmesini engeller. Çocuk, anne babası tarafından önemsenmek, değerli bir insan olarak kabul edilmek ihtiyacındadır. Çocuğun kendine olan saygısını arttırmanın bir yolu da, onun tercihlerini ve duygularını kabul etmektir. Ebeveynleri tarafından kucaklanma  çocuklarda, kendine saygının gelişmesine yardım etmektedir.

12.  Ebeveynler genellikle çocuklarının yapmakta zorlandığı işleri üstlerine alarak onlara yardımcı olduklarını düşünürler. Bu yardım, "Sen bunu yapamazsın, beceremezsin. Sen bunu yapmak için yeterince iyi değilsin." mesajlarını verebilir ki bu da çocuğun kendine olan saygısını azaltır. Çocukların bir işi başarmak için mücadeleye davet edilmeleri, kendilerine fırsat verilmeleri gerekmektedir. Çocuğunuzun sorunları olduğunda yanında olmalı fakat sorunlarını kendisi çözmesi için onu yalnızca cesaretlendirmelisiniz. "Sen bunu başarabilecek güçtesin, sana güveniyorum." sözleri, anne babanın çocuklarına gerektiğinde söyleyebilecekleri etkili sözlerdir.  

Yeşim BUYURGAN
Yaşam ve İlişki Koçu, Eğitmen


*Yazılar kaynak ve yazar ismi belirtilmeden kopyalanamaz.                         


Çoc




 

Ayşegül HAYVAR bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biz anne babalar çocuklarımıza gerekli ilgiyi gösterebilmiş olsak sanırım sorunlu insan kalmazdı Yeşim Hanım. Yazınız çok değerli anne babalar için. Umarım tüm anne babalar çocuklarına gereken ilgiyi yerinde ve zamanında gösterebilirler...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 09.07.2015 0:56
Cevap :
Haklısınız. Aslında hayatımızın geleceğini şekillendiren genetiğimiz kadar çocuklukta yaşadıklarımız... Bilinçli bir toplumun oluşumundaki en büyük etkenleren biri yetişme şeklimiz, sevgimle  09.07.2015 12:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 402
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 3601
Kayıt tarihi
: 10.11.10
 
 

İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü'nden Kimyager olarak mezun olmuştur. 1996-1997 yılları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster