Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
498
 

Çocukluğum ve Çocuklarım

Çocukluğum ve Çocuklarım
 

çocuklarımız çocukluluğunu yaşayabilseler.....


Seksenli yılların çocuklarıyız aslında. 70 ‘ leri Tam hatırlamasak da ; silah sıkılırsa içeri girmesin diye camlara dizilen yastıkları, mahalle çeşmesindeki su kavgalarını, sonra Büyükbabamın babam eve sağ dönsün diye her sabah ettiği dualarını hatırlıyorum. Hele hele Büyükbabamla, halalarımla aynı odasında uyuduğumuz bahçeli evimizi çok iyi hatırlıyorum.  

Tek katlı, bahçeli, kerpiç evin en güzel yanı aslında kalabalığıydı. Düşünsenize oğlum gibi sürekli odada test çözüp aynı yatakta uyumak zorunda değildim. Her gece Büyükbabamın anlattığı masalların muhteşem huzuruyla uykuya dalmak, kalabalığın içinde konuşulanları dinlemek için uyuyormuş numarası yapmak ve sonra nasıl uyuduğumu bile hatırlamadan aynı odada çay ve taze ekmek kokularıyla uyanmak ……  

Zihnimde hepsi fazlasıyla yer etmiş. O anların aklıma geldiği her an huzur doluyorum. Bahçeli evimizde beslenen güvercinler, köpeğimiz Gümüş, halamın kulağına küpeler takacak kadar sevdiği bembeyaz kedileri, hepsi o günlerdeydi ve hepsi benimdi aslında. O kocaman evdeki her an benimdi.  

Okula giderken katettiğimiz her adımdan zevk alırdık. Arkadaşlar arasında sohbet eder, herkes neyi var neyi yok anlatırdı. Diğer sokakların çocuklarıyla dalaştığımız her an arkadaşlığımızı güçlendirir, dostluğumuzun tadını daha da artırırdı. Sonra Milliyet Çocuklarım vardı . Haftalık aldığım ve biriktirdiğim dergileri kitaplık olmadığı için divan altlarındaki karton kutularda muhafaza ederdim. Dergimi alma günüm belliydi, satıldığı bayiye adeta uçarak gider, yeni maceraları hikaye ve çizgi romanları daha yoldayken bitirirdim. Her boş vaktimde ise yıllarca biriktirdiğim o dergilerde eski maceralara dalar, adeta eski dostları bulmuş gibi heyecanla tekrar tekrar okur ve dergilerimi aynı düzende yerlerine yerleştirirdim.  

Televizyon daha yeniydi, siyah beyaz büyülü ekran pek bize düşmüyordu. Genelde “acanslar” ( büyükbabamın tabiriyle) izlenir sonra kapatılırdı. Gerçi bizlere uygun olan ! “ Buz pateni şampiyonası, Pazar konseri” gibi programlar boldu ama pek izleyemezdik. Sonra Rahmetli Büyükbabamın programı “İnanç Dünyası” vardı. En çok Prof. Agah Çubukçu ile Yaşar Nuri Öztürk ‘ ü severdi.)  

Radyo ise daha aktifti çocukluğumda. Her öğlen okula gitmeden dinlediğim TRT Çocuk Kulübü programları, arkası yarınlar merak ve zevk veriyordu bizlere.  

Sonra Büyükbabamın vefatı ve ardından evimizden ayrılışımız …. Artık büyümüştüm. Ne evimizin bahçesi ne köpek ve kedilerim ne dergilerim ne de çocukluğum kalmıştı. Yeni taşındığımız evden okula belediye otobüsü ile gelip gitmeye başlamış, sınavlar, sorular, dershanelerle tanışmıştım ve her şey buraya kadardı……  

Şimdi benimde çocuklarım var. Ama onların ne bahçeleri ne de dergi ve radyoları var. Play Station, MP4 , bilgisayar, dershane ve testlerle o kadar erken tanıştılar ki bazen ne dediklerini neyle uğraştıklarını ben bile anlayamıyorum.  

Ne kadar anlatmaya çalışsak da arkadaş ve okul ortamları alıp sürüklüyor çocukları. Okutmaya çalıştığım dergi ve kitapların çocuklarımı doğru yolda tutması için çaba sarfediyorum. Ama bizler çocukken konuşulup ima edilmesi bile yüz kızartan hatta kavga çıkartan mevzuların, gayet rahat icra edildiği bir devirde yaşıyoruz ve hiçbirşey de bu anlamda iyiye gitmiyor. Her ne kadar ümit var olmak inancımız gereği olsa da ; çocukluğunu apartman dairelerinde bilgisayar, televizyon karşısında geçiren, bizlere göre hiç çocuk olamamış evlatlarımız ve neslimiz için sanırım dualarımızı hiç eksik etmememiz gerekecek.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

minibüste bir yaşlı teyze oturdu yanıma, bir iki kısa sohbet geçti aramızda, şöyle dedi ' bilgi arttı, bereket kalktı' camdan dışarı dalarak uzunca düşünceye daldım bu söz üstüne... yazınız için ellerinize sağlık derim.

DUYGUALTN 
 25.08.2011 0:11
 

Ama huzuru olmayan çocuklar, bugünün çocukları. Tabii,sokakta mendil sattırılan,dilendirilen veya sefalet içinde büyüyenleri ayrı tutuyorum.O çocuklar önümüzdeki yılların potansiyel suçluları, hepsi sizin benim çocuklarımızla birlikte yaşayacaklar bu gezegende...Keşke onlar için bizler bir şeyler yapabilsek... Dünya güzeli bir oğlan çocuk, daha 3-4 yaşında, elinde mendil, oturmuş...Vermek kötülük yapmak biliyorum ama insanın içi dayanmıyor.Benim torunumun oyuncakları salonu dolduruyor neredeyse,annesi,yani kızım 81'li.Çocuk yetiştirme konusunda çok farklı bakıyoruz...Hangisi doğru bilemiyorum...Bilgisayar bağımlısı olmamaları için,çocuklarla birlikte doğada vakit geçirmek, kültürel etkinlikleri beraber izlemek, insan ilişkileri ve kişilik gelişimi açısından olumlu bir eğitim olur düşüncesindeyim.Günümüzün koşuşturması içinde güç koşullarda çalışan genç ebeveynler, bunlara ne kadar fırsat bulabilirler o da ayrı bir sorun...Selam ve iyi dileklerimle...

Nur Eşmeli 
 24.08.2011 12:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 164
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 657
Kayıt tarihi
: 21.10.10
 
 

İnşaat Mühendisiyim, olaylara anlık değil öncesi ve sonrasıyla bakmaya çaba gösteririm. Dağ havas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster