Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

fisun gökduman kökcü

http://blog.milliyet.com.tr/kokcuffgk

12 Temmuz '18

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
151
 

Çocukluğumun Karartma Geceleri...

Çocukluğumun Karartma Geceleri...
 

Evin bahçe kapısının ardına taşlar yığıyordum ki, düşman giremesin.


.     Bugün, yine geçmişin tozlu sayfalarını araladım yavaşça... Peşimi bir türlü bırakmayan bir anı, yazmam için adeta yalvarıyordu. Beni çok etkilemiş olmalıydı ki, sık sık aklıma geliyor bu anı... 
 
.    Bin dokuz yüz yetmiş dört yılının yazı... Annem hamile... Bir kardeşimiz olacak ama kız mı, erkek mi bilmiyoruz. Anne ve babamın çalıştığı Bencik köyünden, yaz için, babaannem ve dedemin yaşadığı Pisi’ye geldik, her yaz olduğu gibi. Kız kardeşim Emel ve ben, çocukluğun tadını doyasıya çıkarıyoruz. Akşam hava kararana kadar sokaktayız. Evimizin hemen önündeki sokakta, mahallemizin çocuklarıyla beraber, yorgun düşene kadar oynuyoruz. Bahçedeki büyük dut ağacına çakılmış tahta rafta, bir radyomuz var. Akşama kadar açık olur hep. Yaz sıcaklarında, bu dut ağacının altına büyük bir kıl yaygı yayar babaannem. Ailecek orada oturur, yemeklerimizi bile orada yeriz. Radyodan şarkılar, türküler dinleriz hep. Ajansları da dedem kaçırmaz hiç. Kulaklarını iyice açar, büyük bir dikkatle dinler haberleri...
 
.    O yaz, farklı gibiydi her şey... Radyoda, neşeli şarkılar, türkülerden ziyade, dedemin gözlerini yaşartan şeyler söyleniyor durmadan... Kıbrıs ve Makarios sözlerini çok duyuyorum radyoda. Öldürülen Türklerden bahsedildikçe, ailedeki herkes, ağlamaklı oluyor, üzülüyor. Neler olup bittiğini anlamaya çalışıyorum ama daha altı yaşındayım, anlayamıyorum. Ama olağan üstü bir durum olduğunu hissediyorum. Bu durumun Makarios adıyla ilgili olduğunu düşünüp, büyük bir hınç duyuyorum bu kişiye...
 
.    Bir gece annem sancılandı ve kardeşimiz geldi... Artık bir erkek kardeşimiz vardı Emel ve benim... Bu yazın olağan üstü durumlarından biri de buydu elbette. Yeni doğan erkek kardeşimizle oynamak istiyorduk ama oynayamıyorduk. Başında bekleyip, dokunabilmek için fırsat kollayıp duruyorduk. :) Bizim için, oyuncak bebek gibi bir şeydi kardeşimiz. :)
 
.    Kardeşimizin doğumuna alışmaya çalışırken, radyodan, Kıbrıs’a harekat yapıldığı haberleri verilmeye başlandı. Neler olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. Artık geceleri dut ağacının altında oturmuyorduk. Eve girip, bütün pencereleri, babaannemin dokumuş olduğu kalın, çaput kilimlerle örtüyorduk. Babama sordum nedenini. Karartma yapılıyormuş her yerde geceleri. Düşman uçakları uçarken, ışık gördükleri yere bomba atabilirlermiş. Bu yüzden elektrikleri de kullanamıyorduk. Gaz lambasını iyice kısarak oturuyorduk. Bütün gece radyodan haberleri dinliyorduk ne olup bitiyor diye... Büyüklerimizin gözlerinden yaşlar akıp duruyordu. 
 
.    Ben, çok etkilenmiştim bu durumdan. Bir savaş hali içinde olduğumuzu anlamış, ailemizi, evimizi koruma içgüdüsüyle hareket eder olmuştum. Artık, akşam hava kararmaya başlayınca çok tedirgin oluyordum. Evin bahçe kapısının ardına taşlar yığıyordum ki, düşman giremesin. Sonra tavuklarımız da çok önemliydi benim için. Düşman, tavuklarımızı öldürmesin diye, kümesin kapısını sımsıkı kapatıyor, üzerine ne bulursam örtüyordum. Aklımca, kümese de karartma uyguluyordum. :) Çocukluk işte. :) Bahçede bağlı koyunları da içerideki ahıra alması için babaannemi delirtiyordum resmen. Koyunlar önemliydi, düşman alabilirdi onları. :) Kardeşlerimin yanından da hiç ayrılmak istemiyordum, kaybederim korkusuyla...
 
.    Böyle böyle, yaz geldi geçti... Bizim Bencik’e dönme vaktimiz geldi. Birinci sınıfa başlayacaktım o yıl. Bu yüzden heyecanlıydım. Ama savaş halleri tedirginliğini, sevdiklerimi kaybetme korkusunu, içimden hiç atamadım. O yazın anıları, belleğimden hiç silinmedi. Yıllar sonra bile, sanki dünmüş gibi capcanlı... O yaz doğan erkek kardeşimi ne zaman görsem, bu anılar yeniden canlanıveriyor doğal olarak. Bu yüzden de unutamıyorum belki, kim bilir?
.    Hoşça kalın...
.
.
Dr.F.Fisun Gökduman Kökcü---Muğla-Menteşe--- 12.07.2018
Fotoğraf çekimi: F.Fisun Gökduman Kökcü
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Başlığınızı görünce Fisun hanımcığım, “Karartma Geceleri” başlığından Rıfat Ilgaz’a ulaştım. O da 1974’de, ll. Dünya Savaşı sırasında yurdunda yaşadığı karartma gecelerini yazmış, yayınlamış. Demek siz gibi gündemden etkilenip kendi anısından bir roman yaratmış. Belki de yazdığınız ve yazmayı planladığınız tüm anılar bir gün roman olur; hem de ne güzel olur. Benim için ilginç olan tesadüf ise, benim de ikinci erkek kardeşimin o yıl aramıza katılması. Ben sizden yedi yaş büyüktüm yalnız... Anılarınız sanki bulaşıcı; hafızayı canlandırıyor, düşündürüp bazen hüzünlendiriyor bazen gülümsetiyor. Elinize zihninize sağlık. Sevgiler, selamlar...

Tuğba Şardan 
 14.07.2018 1:20
Cevap :
Bu başlığı atarken,intihal olma durumu oluşmasın diye epeyce düşünmüştüm sevgili Tuğba hanımcığım.Rıfat Ilgaz'ın"karartma geceleri"kitabını okumuştum çok eskiden.Ama o gecelere verilebilecek başka bir isim yoktu.Her yer karanlık ve zindan gibiydi.Tek bir ışık göremezdiniz köyümüzde.Her gün camilerden,"gece karartma uygulanacaktır" diye müezzinler halkı uyarırdı.O yüzden bu başlığı attım ben de mecburen.Konunun özü,bu başlığı gerektiriyordu.Etkilenmemem çok zordu çünkü o günler hiç aklımdan çıkmıyor.Kitap çıkarmayı düşünmüyorum.Sizlerle paylaşmak bana yetiyor.Ben yazar ya da şair sayılmam zaten,amatör bir paylaşımcıyım.En küçüklerimizin yaşıt olması çok güzel.Biz de yaşıt sayılırız.Yaş elliyi geçince,bir kaç yılın hiç bir önemi kalmıyor:)Anılarıma gelen güzel ve dostluk dolu yorumları görünce,ben de bulaşıcı olduğunu düşünmeye başladım:)Çok içten bir insansınız.Bende özel bir yeriniz oldu.Çok teşekkür ederim.Sevgi ve selamlar gönderdim yüreğimden.Sağlıcakla kalın Tuğba hanımcığım.  14.07.2018 16:19
 

Neler düşündüm ve hissettim neler... Yazması uzun sürer. Ben en iyisi dört beş gündür sizin oralardaydim, diyeyim. Bencik'ten gectim. Bir de Pisili Dede mi türbe mi bir yer gördüm. Bu isimlendirmeler ilgimi çekti doğrusu. Güzel memleketimizin kıymetini bilecek kadar akıl ve izan diliyorum herkese. Savaş tatsız cok tatsız bir konu. Sevgiler, selamlar Sayın Yazarım...

aykar sönmez 
 13.07.2018 14:49
Cevap :
Ne güzel,yüreklerimiz bu ara çok yakınmış demek ki sevgili Aykar hanım.Memleketime hoş gelmişsiniz.Yazılarımda bahsettiğim Bencik ve Pisi'yi görmüş olmanız ise beni çok mutlu etti.Bencik'te doğdum,Pisi'de yaşadım.Sonra da Muğla merkeze taşındık.Evet,bizim isimlendirmelerimiz oldukça ilginçtir.Eski isimler değiştirildi,Pisi mesela,şimdi Yeşilyurt oldu.Neden değiştirirler bilmem,tarihe darbe vurmaktır bu bana göre.Pisili hoca türbesi var evet.Gezmişsiniz her yeri ne güzel.Benim,Pisi'de ve Bencik'te çok anım vardır.Savaş yıllarına ait bu anım da,beni en çok etkileyen anıydı.Dilekleriniz,benim de dileğimdir.Duygudaşlığınız için çok teşekkür ederim.Sevgi ve selamlarımla,sağlıcakla kalın değerli yazarım...  13.07.2018 18:05
 

Fisun Hanım, o günlerdeki olayları birebir gözlemleyen ben ne tesadüf ki Kıbrıs Barış Harekatının en önemli çıkartma yapıldığı gün ferkında olmadan belimdeki şiddetli sancıyla beni hastaneye götürdüler doktor taş düşürüyorsun dedi ve bir iğne yapıp eve yolladı. Özel durum dolayısıyla hastaneler boş tutuluyordu. Sağlık esenlik dileklerimle hoşça kalınız.

Şahin ÖZŞAHİN 
 13.07.2018 0:15
Cevap :
Çok özel günlerdi o günler.Ben hastanelerin boş tutulduğunu bilmiyordum mesela,şimdi sizden öğrendim.Ama normaldir tabii savaş hallerinde.Biz güneydoğuda çalışırken,çatışma haberi bildirildiğinde,hemen poliklinikleri kapatırdık,yaralı gelme olasılığından dolayı.Yorumunuz için çok teşekkür ederim üstadım.Saygı ve selam ile,sağlıcakla kalın efendim...  13.07.2018 9:50
 

Hayatımızı etkileyen önemli olaylar; hele de çocuklukta yaşanıyorsa belleğimizden silinmiyor bir türlü. Siz anlatınca benim de gözümün önüne geldi o günler. Ağacın dalına radyo asma ise Anadolu'nun hemen her yerinde görülen bir seramoni sahnesi. Gözümde canlandırınca bir sıcaklık kapladı yüreğimi. Güzel bir anı anlatımıydı. Elinize ve yüreğinize sağlık.

Nurbanu Kablan 
 12.07.2018 18:21
Cevap :
Ortak geçmişlere sahip insanlar,her zaman birbirlerini buluyor,nerede olursa olsun.Aynı duygular canlanıyor yüreklerde.Bizler de burada bulduk birbirimizi,ne güzel.Köylerde büyüyen çocukların hemen hepsi görmüştür ağaçta asılı radyoyu.Şimdiki çocuklara anlatamazsınız bile ama :) Yüreğinizi sıcaklık kapladıysa,çok mutlu oldum sevgili Nurbanu hanım.Duygudaşlığınız için çok teşekkür ederim.Sevgi ve selamlar gönderdim yüreğimden.Sağlıcakla kalın...  12.07.2018 20:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 236
Toplam yorum
: 678
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 263
Kayıt tarihi
: 24.08.11
 
 

Evli ve bir oğul annesi, emekli tıp doktoruyum. Paylaşacağım linkte, halk müziği ile ilgili çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster