Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1004
 

Çocukluğumun yaylasına dönüyorum; burnumda çıra,dilimde kekik kokulu süt tadı...

Çocukluğumun yaylasına dönüyorum; burnumda çıra,dilimde kekik kokulu süt tadı...
 

Küçüklüğüm; çook uzaklarda kaldı. Tıpkı, giden arabanın içinde, dönüp, arka camdan bakarak, arkada kalanlara el sallayışımız gibi.

Tıpkı bu, yaşamak. Her gün uzaklaşıyoruz ve biz el sallıyoruz da geri dönüp kalamıyoruz o an’ da. Hızla uzaklaşıyoruz hızla… Varacağımız noktayı henüz koymadan el sallıyoruz ardımıza dönüp, ardımızda kalanlara..Yanımızda geçenlerin yada sabit kalanların yanından geçtikçe, onlara bile bakamıyoruz.sanki onlar yok, bir geçmiş, bir gelecek var. Halbuki, yol kenarlarında ne yaşamlar, ne nesneler fark edilmeyi bekliyor.

Hayat hiç geri sarmıyor beni, oysa ne çok isterdim geri sarmasını.Zaman makinası değil tabi, aklımdan geçen.Arada bir uğrasam babaanneme, anneannemin titizliğinde sinirlensem çocuk aklımla, oyuncak bebeğime sarılsam.Bir kez daha merak ettiğim ama ne olduğunu bilmediğim, henüz çocuk aklımla kavrayamadığım şeylere.Boyum kısa olduğu için ve elektrik düğmeleri yukarda olduğu için uzanamadığımda, abimlere çağırışımlar vardı, korkardım karanlık holde, yürümekten.Hoş, eski ahşap evimizden büyük kocaman evimize taşındığımızdan biraz sonra gelmişti elektrik.Direkleri babamlar dikmişti o zamanlar, Eski evimizde geçmişti bebekliğim.Gaz lambalarının kandilin sönük ışıkları altında, babaannelerimin koruması altında.Rahmetli dedem giderken iki babaanne bırakmıştı bize.Orada sevilmiştim ben, ailenin son çocuğu olmanın verdiği tatla sevmişti beni annem, babam, kocaman, kalabalık ailem. İlk yürümeyi, ilk konuşmayı orada öğrenmiştim halbuki.

Hayat, anılarla sarıyor şimdi geriye.Yeni evimizden okumak için ayrılıp 3-4 km yolu ilk zamanlarda anne-baba sırtında taşımıştı beni okula.sonraları kendi ayaklarım tabii…İlk çıplak kadın resmini gördüğüm ortaokul çağlarımda nasılda utanırdı yüzüm.Kimseye göstermemenin ama o kadarda bilmişliğin tadıydı şimdi ağzımda kalan..

Hayat geriye sarmıyor ne yazıkki.şimdi dönsem geriye mesela, İlk patakladığım erkek arkadaşım gelirdi aklıma.Nasıl yapışmıştım yakasına ama niye yapışmıştım? Unuttum tabii.İlk şarkımı söylemiştim ilkokul birde mi yoksa iki, üç? ..O zamanlar İbrahim Tatlıses Ferdi Tayfur vardı, en çok dinlenen kasette.Hatta akrabam ikizlerine ferdi, tayfur adını vermişti.Ve ben, “Ayağında Kundura”söylemişimdir herhalde...

O dönemlerde ben, her yaz yaylaya babaannemin yanına giderdim, ona “ses”olmak için. Sırf bu yüzdendir yayla çocuğu oluşum.Arabanın arka camından olmasa bile, hayatta el salladığım anılarımdan birde yayla çocukluğumdur.İinatla, sevgiyle, özlemle hep yayla çocukluğumu özlerim ne hikmetse…Her pazartesi kurulan pazarını, peynirini, biber-ekmek molalarını, babaannemin ben kalkmadan topladığı mantarları, ille de kekik kokan sütünü, fırınından çıkan kaynar ekmeğini, buz gibi akan suyunu, Cenikten gelen (cenik; yaylada kalanların, geldiğimiz asıl yaşadığımız köyümüzün yaşadığımız yerin adıydı) canım babaannemle yetiştirdiğimiz, patates ve yayla pancarını, kuruttuğumuz küçük gostilleri (patatesin ufağına verilen isim), birde güneşin bende bıraktığı kırmızılığı ile bağlakta(arazi, arsa) yatıp, bulutların hızla nereye gittiğini sorgulamalarım, bir görünüp bir çıkan güneşi anarım hep.Ağlarımda bazen ve her yıl çıkarım yaylaya.Sırf çocukluğumla bir kez daha buluşayım diye.Bir evimiz vardı, hayır ev değil, taş ve çıra kokan ağaçlardan birde hartama (ince kıyılmış, kurutulmuş, evlerin üstüne kiremit yerine kullanılan çam ağacından yapılma en fazla 10 ml.kalınlığında, yarım metre uzunluğunda ve 25 eninde filan yapılmıştı, öyle anımsıyorum, anımsadıklarımın arasında; o hartamaları koparıp uçurtma yapardık rengarenk, boşuna değil gözyaşlarım) ile kapatılan bir odasında bizlerin, bir odasında ineklerimizin yada ben çook küçükken var olan atımızın kaldığı bir evdi, şimdi amcamlar aldı.Sırf babamın sessizliği amcamların uyanıklığı nedeniyle o evde kaldı her şeyim.anılarım, çocukluğuma ait ne kaldıysa belleğimde.Ansızın gelen, göz gözü görmez eden, hafif ıslaklık bırakıp, peşinden ya yağmur, ya dolu, ya güneş açan sis gibi, Arada bir sırf koklamak için girerim, ama ev onarım nedeniyle modernleşti.Alamıyorum o kokuyu artık.Benim küçüklüğümde o evde, ne elektrik, ne tv, ne radyo vardı.Şimdi kızıyorum bu teknolojiyi yaylalara çıkartanlara…Hatırlıyorum birde namaz dualarını camimizin imamından öğrenmiştim.Ahh ne güzeldi o camiden çıkışlarımız.Bir curcuna ile oyuna başlayışlarımız, sırf yarış olsun diye son hızla ezbere oturduğumuz heyecanlarımız..Acaba kaç kişiydik?, kaçımız o günü hatırlarız acaba…

Hayat, sen ne çabuk büyüttün beni…

Şimdi ise tek düşündüğüm, çocukluğumun yaylasında buluşma isteğim.Ne tatil yöresindeki curcuna, ne denizin dalgası, güneşin bronzu, ne gecenin sabahına bağladığım dost sohbetleri.Hayır ben yaylaya, çocukluğumla buluşup, el ele verip ormana gitmek, buz gibi derelerinde oynamak, kekik, papatya toplamak, bulutları izlemek, göz göz görmeyen dumanın içinde yürümek, kasabından mis gibi kuzu pirzolasını yemek, fırınından yeni çıkan odun kömüründe pişen ekmeğini yemek, güneşin altında saatlerce miskinlik edip, kitap okumak, zihnimde biriken negatif düşünceleri temizlemek, çocukluğumun yayla adresinde kalan anılarını teker teker hatırlamak, taze biçilmiş ot kokan havasını içime çekip hesapsızca yürümek istiyorum bozkır dağlarında…Her ne kadar yayla, eski yayla görüntüsünden çıkıp, eskiye ait ne varsa yıkıp, sırf modernleşme adı altında , birer beton yığınına dönüştürüldüyse de evet, ben bunu istiyorum.

İşyerimin belirlediği tarihte, izine ayrılacağım sanıyorum.Bu kez kafamda kestim bileti, adres yayla, yer çocukluğumun ayak seslerini dinlediğim her yer, mekan tüm zamanlar, yoldaş kitaplar, kendim.Başarma oranımı kestirmek güç tabii…Ama yinede denemek için bir fırsat, sizinle paylaştıklarım, paylaştıkça akan gözyaşım…

Ve sizler, sizlerinde çocukluğunda illaki yaşanılan, el salladığınız bir çocukluk adresiniz vardır, benimde anlatmak istediğimi, yaşamak istediğimi sizlerinde yapmak isteyeceğinizi düşünüyorum, kuşkusuz. Neden olmasın? bu yılda gitmesem tatil yöresine, gitsem bir bilet alsam çocukluğuma deseniz…

Resim:Çocukluğumun yayla adresi

Not:09.07.2007 tarihinden itibaren 11 iş günü olan senelik izinime ayrılıyorum galiba, Beni merak edenler için hatırlatmak istedim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çocukluğumun anılarında dolandım tatilde, bir gün mutlaka anlatacağım. Yazdıklarını okuyunca anneannemin evinde, Ferdi Tayfur'un çıkan ilk şarkılarını anımsadım; "takma başına gül çiçeklerini çiçeklerden daha çok güzelsin yarim" diyordu... Sevgiler, maviyle... mavi umut.

derinmavi.. 
 27.07.2007 20:22
Cevap :
Hakikaten öyle,büyüklerimizin yanında ne hoş günler gçeirmişiz meğerse:))  30.07.2007 8:15
 

Soruyorum daha doğrusu kendime. Neden herkes çocukluğunu özler? Uzakta kaldığından mı, yoksa cidden mi bu kadar güzeldi çocukluğumuz diye? Sahi; yamalı olsa da ayakkabılarımız, çoraplarımız, televizyonlar olmasa da evlerimizde koca koca adamların o küçücük kutuların içine nasıl girdiğini sorduğumuz dedelerimizle, anneannelerimizle, hala, dayı komşu evlerimizle, akşamlarında lamba aydınlığını paylaştığımız dost sohbetlerimizle biz mutluyduk evet; o zamanlar çok daha mutlu! Sen git ve bize de biraz yayla yeşili getir, yayla havası, kekik kokusu. Dönünce paylaşalım? Sevgilerimle.

Ayrıntıda gezinmek 
 05.07.2007 11:51
Cevap :
güzel yorum ve katkın iin teşekkürler,dedimya kafamda bileti kestim.Sorun önümün kesilmesi,kesilmezse ben bunları yapacağım öptüüümmmm  05.07.2007 12:05
 

Yaylarında çağla,koş,gül ,doğaya karış...havaya,suya karış...Hayatımızı esir alan teknoloji denen canavara inat...sevgiler.

Ufaklık 
 04.07.2007 16:48
Cevap :
zaten senin isyanın değilmiydi,beni yalaya çekip bu satırları yazdıran.Sağol canım bir kez daha teşekkür ederim.  04.07.2007 16:59
 

en güzeli vallaha, en güzeli. içim gitti bak benim de şimdi. sakın durmayasın, hemen gidesin valla. hem kimbilir belki orada seni bekleyen küçük bir kız çocuğu da görürsün. eskilerden bahsedip, hasret giderirsiniz sessizce...iyi tatiller :))

beenmaya 
 04.07.2007 16:35
Cevap :
bakalım her gidişlerde biraz daha iz sürüyor yüreğim.Yine aynı kasabım,yine aynı fırıncım(rahmetlik oldu amaben galiba çook sadakatliyim.Fırın el değişse bile yine gider o fırından alırım)günü birlik gitmeerden ne çıkarabilirsem artık.Sağol cnaım yürekten paylaşımların için...  04.07.2007 16:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 359
Toplam yorum
: 3043
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 1583
Kayıt tarihi
: 29.11.06
 
 

Deli-dolu, akıllı,  yalandan yere çamura yatan, normal değerlerde zekalı, esprili, şakacı, kendin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster