Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1322
 

Çocukluk Arkadaşları

Çocukluk Arkadaşları
 

Çocuklukta edindiğimiz arkadaşlıklar hayatımızın en sorunsuz yıllarını paylaştığımız insanlardır!
Hem de aileden gelen terbiyeli çocuk referansımız sayesinde hiç bir tereddüt olmadan!
Hele ki birde şahitler huzurunda düzenlediğimiz törende kanun kadar geçerli "kan kardeşi" yemini etmişsek!
Sevgililer eşler bir takım gerekçelerle hiç tereddütsüz değişebiliyor belki.
Ama çocuklukta inşa edilen dostluklar çok daha uzun ömürlü olabiliyor!
Ekmeğin üzerine mahallenin bir yakasında tereyağı, diğer yakasında vita yağ sürülüyor olması çok fark etmiyor!
Ailenizin içerisinden birileri gibi olup çıkıyorlar adeta!
Eş dost toplantılarında çocukluk arkadaşımızı gurur duyarak tanıştırmak istememiz bu olguyu ne kadar önemsediğimizin ispatı değil mi?
Bu samimiyet duygusunun önemini yıllar geçtikçe daha iyi anlıyorsunuz!
Sımsıkılığımıza o denli bağlı kalamasakta tesadüfen de olsa bazen bir yerlerde karşılaşabiliyoruz!
Cüce alaylarıyla ağlattığımız bir minik çocuk bugün çam yarması endamıyla karşımıza çıkabiliyor yıllar sonra!
Ya da saçlarını çekiştirip viyaklattığımız sümüklü bir kız, sürpriz bir sarışın afet görüntüsüyle bizi hayretler içinde bırakabiliyor!
Hani ağızlarında kocaman sakızların hiç eksik olmadığı sulu göz kızlardan bahsediyorum.
Biliyorsunuz, bacımızdı onlar, kollamalıydık ya ille de!
Aksi halde babamıza şikâyet edilir ve tabii ki bir araba dolusu dayak yerdik.
Ne anneleri ne de babaları tek bir damla gözyaşına kıyamazlardı niyeyse?
 Şu kızlar da ne garipti doğrusu!
Ağlamak o günden bugüne kendi tekellerindeydi sanki!
O dönemleri hatırladığımızda kocaman bir tebessüm konuyor yüzümüze mutlu oluyoruz.
Dünyayı adeta kendimiz sığacak kadar daraltıyor ve o anları acı ve tatlı yönleriyle yeniden yaşıyoruz!
Anılarımızı anlatmaya, dinlemeye doyum olmuyor, hatta zaman yetmiyor!
Çünkü geçmişinizi, yaşadıklarınızı bilen insanlar sizi daha iyi anlayabiliyor ve bu yüzden konuşacak ortak konularınız oluyor!
Çocuklukta çok abarttığınız ama mutlaka kimilerinin kulağına çıtlattığınız masum sırlarınızın ilk günkü tazeliğini koruduğunu hayretler içinde görüyorsunuz!
Ve bugün ihlal etmekte hiç bir sakınca görmediğiniz tutarsız davranışlarınızdan aslında nasıl utanmanız gerektiğini!
Yıllar sonra nasıl bir kişilikte insan olduğunuzla yüzleşmek aslında size bazı dersler de veriyor.
Terbiye ediliş biçimlerimizle alakalı keşkelerimiz geleceğimize ışık tutabiliyor!
Öyle ya, çocuklar kafalarındaki çelişkileri kendince çözmek zorunda kalırdı hep.
Öğrenme açlıkları arkadaşlıklar sayesinde öğrenilirdi.
O dönemler ne anne ne de babaya soru sormak ne mümkün?
Kimse hayatta ne olup bittiğini ona doğru düzgün anlatmaz, aklın ermez daha diyerek sustururlardı.
Hele ki ayıp olarak karşılanan bir davranışınız sonrasında ağzına biber sürerim haa” tehditlerini unutmamız asla mümkün değil!
İlkokulda öğretmenlerimizde her lafın başında susun konuşmayın bakayım dememiş miydiler?
Hastanelerde de sus işareti yapan hemşire abla fotoğrafının daha çok bizlere yönelik olduğunu da unutmamak gerek!
Yani ille de susmamız gerekti, çünkü susmak uslu çocuk olmak demekti.
O günleri hangimiz özlemedik sahi?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1021
Toplam yorum
: 4165
Toplam mesaj
: 254
Ort. okunma sayısı
: 1561
Kayıt tarihi
: 19.10.07
 
 

Çok eski olmayan bir tarihte tıpkı sizler gibi Melek'lere gülümsermişim uykulu hallerimde!  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster