Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Şubat '21

 
Kategori
Çocuk Sağlığı
 

Çocukluk Çağı Kanser Günü

Türkiye’de yılda 3 bin 500 çocuğa, yani her 3 saatte 1 çocuğa kanser teşhisi konuluyor. Bu rakam nükslerle birlikte 5 bine ulaşıyor. Dünya'da ise ilk teşhisini alan çocuk sayısı 300 bin.

15 Şubat, tüm dünyada Çocukluk Çağı Kanser Günü olarak biliniyor. Bu önemli günde, çocukluk çağı kanserleri hakkında farkındalık yaratmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

Bu vesile ile bir araya geldiğimiz KAÇUV Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İnci Yıldız ile Covid-19 pandemisinin tedavi sürecine etkilerini ve çocuklara destek olmak için neler yapabileceğimizi konuştuk.

Türkiye ve dünyadaki çocuk çağı kanserlerine dair son verileri paylaşabilir misiniz?

Günümüzde hem çocukta hem erişkinde kanser riski artmaktadır. Bunda çevresel kirlenme, nükleer atıklar ve sağlıksız beslenmenin ve radyasyonun, elektromanyetik kirliliğin etkisi büyüktür. Bütün bunları insanın kendi elleri ile yaptığını ve dünyasını kirlettiğini de unutmayalım, önlem alalım.

Neyse ki, bugün çocukluk çağı kanserlerinden eskisi gibi korkmuyoruz. Geçtiğimiz 30 yılda görülen vakaların yüzde 20’si iyileşirken, bugün yüzde 80’inden fazlası iyileşiyor.

Çocukluk çağı kanserlerinin en sık görüleni lösemi… Bilinen vakaların yüzde 30'u lösemi. Geri kalan yüzde 70 içinde, ülkemizde ikinci sırada daha öncelerde lenfoma yer alıyordu ama sinir sistemi ve beyin tümörleri ikinci sıraya yükseldi. Kemik, göz, karaciğer, yumurtalık, testis ve deri tümörleri ise daha nadir görülüyor.

Hangi belirtiler çocuklarda kansere işaret edebiliyor?

Her kanser türünde belirtiler farklı oluyor. Örneğin lösemi iyileşmeyen enfeksiyonlar, solukluk, deride kanamalar, karaciğer-dalak büyüklüğü, lenf bezi şişmeleriyle kendini belli ediyor. Çocukta aşırı halsizlik durumu görülüyor. Böbrek kanseri, böbrek üstü bezi, lenfoma dediğimiz beze kanserlerinin kendine özgü belirtileri var. Lenfomalar, beze şişlikleriyle gelir. Böbrek ve böbrek üstü bezi tümörleri, karında şişlikler veya devamlı karın ağrısıyla kendini gösterebiliyor. Kemik tümörleri daha büyük yaştaki çocuklarda kemikte bir şişlik ve ağrıyla ortaya çıkıyor. Kanserde en önemli nokta her zaman için erken teşhis. Bu nedenle aileler en ufak bir belirti bile görüyorsa ihmal etmeden mutlaka doktora başvurmalı.

Pandemi dönemi kanser tedavilerini olumsuz etkiledi mi? Bu süreç onlar için nasıl ilerliyor?

Kanser tedavisi çocuklar ve aileleri için zorlayıcı ve kısıtlayıcı bir süreç. Pandemi ile birlikte bu kısıtlamalar arttığı için hem fiziksel hem de ruhsal yönden zorlanmalar da arttı. Aileler ve çocuklarla yaptığımız görüşmelerde enfeksiyon riskinden doğan ve ertelenen tedavilerin getirdiği kaygıları, hastanede bulunma korkularını, insan temasının iyice azalmasından doğan yalnızlaşmayı ve izolasyonu, yoğun iğreti hissetme duygularını, çocuklarda el yıkamanın takıntıya dönüşme durumunu sıklıkla duyuyoruz.

Koronavirüsün kronik hastalıklarda ölümcül olabileceği bilgisi yayıldıkça çocuklar ve ailelerdeki ölüm korkusu da maalesef artıyor. Tedavi gören çocukların sık sık kullandığı maske, dezenfektan gibi medikal malzemelere erişimlerinin zorlaşması, ekonomik zorlukların artması, hastaneye ulaşımda toplu taşımanın artık tercih edilebilir olmaması tedaviyi doğrudan ya da dolaylı olarak da olumsuz etkileniyor.

KAÇUV olarak kanser hastalığının ailesel bir kriz olduğunu sık sık vurguluyoruz. Kanser tedavisi devam eden çocuğun ve ailenin de tam iyilik hali için pandemi döneminde hem fiziksel ve psikolojik olarak daha güçlü desteklenmesi gerekiyor.

Aileler hangi zorluklar ile karşılaştı?

Pandemi nedeniyle artan kaygılar, virüse yakalanma korkusu, kronik hastalık ve ölüm korkusu, artan izolasyonun getirdiği depresif duygu durumları ile karşılaştık, psikologlarımız aracılığı ile duygularla baş etme yöntemleri hakkında bilinçlendirme çalışmaları yaptık.

Aile Evleri’nde hem hastalara hem de ailelerine destek vermeye devam ettiniz mi?

Cerrahpaşa Aile Evimizde çocuklarımız ve ailelerine destek vermeye devam ettik. Pendik 2. Aile Evimizi risk grubunda olan hekimleri, sağlık çalışanlarını ve ailelerini korumak için hizmete açtık. 11 sağlık çalışanı 3 ay süresince Aile Evi hizmetlerimizden faydalandı.

KAÇUV olarak siz bu süreçte neler yaptınız? Hangi sorunlarla karşılaştınız?

Süratle çalışmalarımızı çevrim içine taşımaya çalıştık, ailelerimiz ve sağlık çalışanlarımızın kaygılarını gidermek için vakfımızın psikologları çevrim içi yöntemlerle görüşmeler gerçekleştirdiler. Gönüllülerimiz tematik etkinlikleri ve atölyeleri Aile Evlerinde çocuklarımızla çevrim içi buluşma sağladı, hastane desteklerimizi özellikle pandemi nedeni ile risk grubunda olan hekimlerimizin desteklenmesi için kullandık. Türkiye genelinde tedavisi devam eden ya da sona ermiş çocuklarımıza ve ailelerine gıda, hijyen malzemeleri ve etkinlik kitlerimizi yolladık. 24 farklı ilden çocuklara ve bakım verenlerine yönelik terapi seansı gerçekleştirdik.

Psikolojik desteğin kanser tedavisindeki yerinden bahsedebilir misiniz? Hem hasta hem de ailesi için…

Kanser tanısı alan çocuğun tıbbi tedavinin yanı sıra psikolojik, sosyal ve fiziksel açıdan yaşam kalitesini artırıcı desteğe ihtiyacı vardır. Tanı süreciyle başlayan kemoterapi, hastaneye yatış, aileden ve arkadaşlarından ayrılma, beden bütünlüğünün tehdit edilmesi çocuğun psiko-sosyal uyumunu olumsuz yönde etkiler. KAÇUV, çocuk hematoloji ve onkoloji servislerinde kurduğu oyun odaları ve bu odalarda gönüllüler desteğiyle gerçekleştirdiği etkinliklerle çocukları psiko-sosyal açıdan desteklemektedir. Pandemi süreciyle beraber tedavide kullanılan ilaçlardan kaynaklı bağışıklık sistemi düşük olan çocuklar için risk daha da arttı. Öncesinde tedavi gören diğer çocuklarla sosyalleşebildikleri ve paylaşımda bulundukları, haftada en az 10 gönüllü abla/abi ile etkinlik yaptıkları ve dışarıdaki yaşamla köprü kurdukları bir temas hali mevcuttu. Koronavirüs salgınının sonucu olarak şu an hastane odalarında izole bir şekilde sadece bakım verenleriyle temas halinde oldukları, aylardır yan odadaki arkadaşlarını dahi göremedikleri, sosyalleşemedikleri, birlikte vakit geçirip oyun oynayamadıkları bir dönemdeler.

Sağlıklı bir çocukla nasıl iletişim kurmak gerekiyorsa aslında kanser tedavisi gören çocukla da iletişim şeklimiz aynı olmalı. Çocukla hastalığı hakkında konuşmamaya özen göstermeliyiz. Çocuklarda tedaviden kaynaklı saç dökülmeleri, kilo kaybı gibi bedensel değişimler yaşanabiliyor. Çocuğa bu süreçte farklı bir gözle bakmamak, sözel iletişimin dışında yaklaşımlarımız da önemli.

Yeni projeleriniz var mı?

Umut Kafe’mizin ikincisini açmak için hazırlıklarımızı tamamladık, pandemi sonrası hizmete başlayacak. Ayrıca pandemi sonrasında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Hematoloji-Onkoloji Bölümü’nde oyun odası kuracağız. Umudum eğitim burs programımızı da sürdüreceğiz.

Çocuklarımıza nasıl destek olabiliriz?

Pandemi hem teşhisleri geciktiriyor hem de  mevcut tedavilerin yarım kalmasına neden oluyor. Tedavisi geciken ya da yarım kalan çocuklarımızı kaybediyoruz. Ebeveynlerin erken teşhisin, düzenli ve sürekli tedavinin önemi konusunda bilinçle hareket etmesi gerekiyor.

KAÇUV olarak 15 Şubat Çocukluk Çağı Kanser Günü vesilesiyle çocukluk çağı kanserine hakkında farkındalık yaratmak ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü 1 hafta boyunca sarı ışıklarla donatıyoruz. Ayrıca, 17 alışveriş merkezinde bulunan LED ekranlarda bilgilendirme yapılarak, dikkat çekeceğiz.

Çocuk kanseri iyileşen ve tedavi edilebilir bir hastalıktır, erken tanı çok önemlidir. Kansere neden olabilecek çevresel faktörlerden olabildiğince korumalıyız ve bu konularda bilinçli olmalıyız. KAÇUV’a destek olarak çocuklara umut olmak isteyenler aşağıdaki hesap numarasından, bagis.kacuv.org üzerinden veya UMUT yazıp 5686’ya kısa mesaj göndererek bağış yapabiliyor:

Kanserli Çocuklara Umut Vakfı

Denizbank Zincirlikuyu Şubesi

Hesap No: 439719

IBAN: TR08 0013 4000 0004 3971 9000 04

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!