Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Nisan '11

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1270
 

Çocukluk işte

Çocukluk işte
 

tek çorap


Selim Sırrı Tarcan ilkokulu 4. Sınıftayım. Sevgili öğretmenim ise, Gülten Dayıoğlu. Bir de oğlu var, ismi Murat.

O yıllarda ilkokuldayken her öğrenim yılının sonuna doğru bir cumartesi günü “okul çayı” denilen bir “öğlen sonrası partisi” yapılırdı. İsteyen annesi ile isteyen ailece, hatta büyük anneleri ile gelirdi. Ben hep yalnız gittim bu çaylara. Arkadaşlarımla çok eğlenirdi,k bana bu yeterliydi. Bu defa da öyle oldu. Bir otelinin en alt katındaki salonda yapıldı çay partisi. Çaylar limonatalar içiliyor. Kurabiye pasta vs, ikram ediliyordu. O gün biz Muratla arkadaşlık ediyor, birlikte eğleniyorduk.

Partinin ortalarına doğru sepetler içinde kurdeleli kartlara sarılı piyango bileti satan kızlar dolaşmaya  başladı. 

Hediyelerin listesi duvarda asılıydı. Küçük şeyler çok daha fazla sayıdaydı, amahiç  boş yoktu. Bir kaç tane ise büyük hediye ve bir tane de en büyük hediye vardı.

Biletler 2,5 liraydı, Murat ile ikimiz tasarruflu davrandık, ortak bir tane bilet aldık. 125’er kuruş verdik. Çekiliş sonunda. Hediyemizi almaya gittik. Bileti uzattık, merakla bekliyoruz.

O da ne? bize bir çift naylon kadın çorabı çıkmıştı. Biri birimize baktık. Ne sevindik ne de üzüldük. Hediyeyi paylaşmak kolay oldu. Murat çorabın tekini bana uzattı öbür teki onda kaldı. Sonra koşmaya ve oynamaya devam ettik.

Akşam evde anneme uzattım hediyeyi. “Bak anne” dedim “şansına sana yarayacak bir şey çıktı piyangodan”. Verdim çorabı ona. Annem de aldı güldü, ama bir şey demedi.

Pazartesi günü okula gittiğimde Gülten öğretmen yanıma geldi, Elinde Murat’ın kazandığı tek çorap vardı. Bir yandan da gülüyordu.

“Oğlum” dedi, “al bu çorabı annene götür. Benim kendisine hediye ettiğimi söyle.” Biraz geçti ama durumu anladım.

Ancak, Muratla biz aramızda son derece adil bir iş yapmıştık ve bu durumdan memnunduk. Muratla biz bu paylaşımın diğer yönünü gözden kaçırmıştık. Gülten öğretmen saçımı okşadı. Aynı sözleri söyledi. “Aferin çok adilsiniz takdir ettim ikinizi de. Ama biraz daha akıllı olmanızı beklerdim yavrum.” dedi. Tek çorap giyilir mi? Tek olarak satın alınmazda. Ama biriniz, birinize hediye etseydiniz ya! be evladım.” derken gülüyordu.

Anneme götürdüm. En çok ablalarım eğlendi, katıla katıla güldüler. Annem gene de kalbim kırılır diye  gülmeye kıyamadı.

Adalet önce gelir. Akıl ve cömertlik sonra. Çocuktuk. 11 yaşındaydık ve aklımız oyundaydı. İkiye kolayca bölündüğünü görünce basbayağı sevindik.

Paylaşma sorunu yoktu ki. Daha ne? "Tekmiş" Ondan da bize ne? Giyecek olan düşünsün.

Bu olaydan 21 yıl sonra benim de bir evladım dünyaya geldi. Şimdi 20 yaşında. Bu güne kadar hiç böyle anlamsız bir şeye kızmamaya özen göstermişimdir.

Fakat; Gülten Dayıoğlu gibi, bugün çocuk öyküleri yazarlığı konusunda tüm ülkemizde kabul görmüş, değerli bir insanın öğrencisi olmak da herkese nasip değil. Rahmetli annemin evladı olmakta öyle. Benim ki çok özel bir şanstı.  

Bülent Selen 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 88
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 949
Kayıt tarihi
: 09.07.10
 
 

Marmara Üniversitesinde  İşletme okudu. İstanbul Üniversitesinde yüksek lisans yaptı.  Dış Ticare..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster