Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aile ve Çocuk Kaygı Terapisti Burcu Polatdemir

http://blog.milliyet.com.tr/yasamsenin

08 Kasım '20

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
20
 

Çocukluktan Yetişkinliğe Kaygı

Çocukluktan Yetişkinliğe Kaygı

Kitabımın başlığı aslında yazımın da ana konusu ..’Çocukluktan Yetişkinliğe Kaygı’ yı nasıl taşıyoruz?

Hayata geldiğimiz ilk andan 6 yaşımıza kadar geçen süre çevremizde öğrendiklerimizle şekilleniyor dolayısıyla kaygıyı daha doğrusu ‘Nasıl kaygılı olunur’ kısmı da bu süreçte öğreniliyor. Kendi çocukluğunda kendi ailesinden bunu gören,kendisine öyle davranılan  ve bunu deneyimleyen birey daha sonra kendi ebeveyn olduğunda da bu şekilde bir yolu devam ettiriyor. Yani çocuğunu eğitirken ‘kaygılı bir ruh hali’ ni baz almış oluyor. Bu süreçte yanında yetişen birey ne yapıyor derseniz;  O da tahmin edeceğiniz gibi ‘kaygılı olmayı’ örnek alıyor.

Peki bu durumu nasıl bertaraf edebiliriz? Aslına bakarsanız ; yazmış olduğum kitapta bununla ilgili ipuçlarını paylaştım fakat dilerseniz; biraz  kaygıdan bahsedelim. Kaygının bir duygu durum bozukluğu olduğunu söyleyebiliriz. Az miktarda duyulan kaygı yani kişiyi sağlıklı şekilde uyaran , etrafındaki çevreyi duyumsamasını sağlayan hafif endişe hali kabul edilebilir kısmı kaygının aynı zamanda zararsız olan tarafı da. Mesele bunun kronik olması aslında. Sürekli bu hali devam ettirmek, uyaran ya da olay devam ediyormuş gibi davranmak, ‘yeniden yaşıyormuş gibi’ hissetmek kaygının dozajının yüksek olduğunu gösterir ve kişiyi hayat akışında gitgide zorlar.

Buna bir örnek vermek gerekirse; Kişi, ailesiyle çıktığı araba seyahatinde bir kaza yaşıyor. Bu olayda yaşanan travma hali eğer başarılı şekilde atlatılamazsa kişi hayatının geri kalanında tekrar araba seyahatine çıkamıyor veyahut çok ciddi sorun yaşarak bu yolculuğu gerçekleştiriyor. Bununla birlikte diyelim ki kişi bu seyahati gerçekleştirmese bile bunun fikri bile kişiyi aşırı kaygılı ruh haline sokabiliyor. Bunun adı; ,yaşanan durumun ve yaşayan kişinin durumu göz önüne alınarak Travma Sonrası Stres Bozukluğu olarak adlandırılabilinir. Daha az uyaran kısmı ise Kaygı olarak kalır.

Kitabımda  ; Ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişimlerinde girdiği çıkmazlardan da bahsettim. Bununla birlikte bizzat kendi seanslarımda yaptığım oyun terapilerinin pozitif etkisi de fazlasıyla büyük.  Duygu durumunda yaşanan olumsuz örnekler eğer çocuk kendini ifade edemeyecek bir yaştaysa bu konu yapılan oyun terapileriyle azaltılıp ortadan kaldırılabiliyor. Ebeveynlerin de kendi iç dünyalarında yaşadıkları duygusal iniş çıkışlar bu durumda stabile edilebiliyor onların içinde bulundukları ruh hali de yine kitabımda belirttiğim yöntemler ışığında aydınlatılıyor.

Her ne kadar birçok  ebeveyn , kendi çocukluğunda yaşadıklarını ya birebir çocuğuna uyguluyor ya da tam tersi şekilde davranıyor olsa da orta yol ve dengeli davranış biçimleri benimsemek bu yolda gerçekleştirilebilecek en doğru eylem oluyor her durumda. Bunun için de kişi , ebeveyn olmadan önce kendinin farkında olması ve bu doğrultuda dünyaya gelen canlıya kendinin bir parçasıymış gibi değil de onun toplum içinde bir birey olacağını düşünerek davranması hem çocuğunun hem kendi dünyası için en faydalı davranış şekli olacaktır.

Herkese kaygısız bir hafta dilerim :)

#çocukluktanyetişkinliğekaygı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 63
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 144
Kayıt tarihi
: 12.04.15
 
 

2003 yılında İstanbul Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra insan ilişkilerini odak noktası alarak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster