Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '09

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
537
 

Çoğalmak

Çoğalmak
 

Çoğalma eylemi, türün neslini devam ettirmek için sahip olduğu bir içgüdü ise, insanoğlunda bu içgüdünün tersine dönmesini beklemekten başka bir çaremiz yok. Çünkü yedi milyara ulaşan nüfusumuzla dünyanın mevcut olanaklarını karşılaştırdığımızda, insan türünün devamını sağlayacak olan şey çoğalmak değil azalmak olacaktır.

Ancak buna rağmen çoğalıyoruz.

Neden?

Sosyal bir varlık olduğumuzdan mı? Tek başına ya da (hadi bir karşı cinsle evlendik ve aile olduk) iki başına kalmaktan korktuğumuzdan mı?

Zenginleşmenin yolunu çok olmaktan geçtiğini düşündüğümüzden mi? Ya da tür içi savaşlarda yok edilme riskine karşı var olma olasılığını arttırmak için mi?

Bence daha derin bir şey. Bu dünyada var olma, türün devamı sağlama ya da tür içi kavgalarda ayakta kalma çabasını anlamsız kalan bir nokta var. Kişinin ölümü. Kişinin, kendi ölümünden sonra, türünün ya da tür içinde yer aldığı grubun devamının anlamsızlığını içten içten fark ettiği bir tarih diliminde yaşıyoruz artık.

Kişinin kendinden önce, içinde yer aldığı grubu ya da türü önemsediği aşırı sosyal dönemler geride kaldı artık. Bu nedenle çoğalmakla ilgili derin bir içgüdü varsa eğer, bu içgüdü bile fazlası ile bireyselleşti.

Doğum basitçe, insanın ölüme karşı geliştirdiği tek reçete. Hatta belki insanın ölüme karşı geliştirdiği diğer güçlü bir reçete olan inancın bile çaresiz kaldığının ispatı.

İnancı bu kadar güçlü kılan, binyıllar boyunca ayakta tutan şey değil midir, insanı ölümsüz kılma vaadi. Ölümün bile boş olmadığını, hatta daha derin bir sürece atılan bir adım olduğunu insanın kendi kendine inandırma çabasının diğer bir adı değil midir inanç?

Çoğalmak ise belki de, insanın bir yanıyla sıkı sıkıya sarıldığı inanca karşı içten içe duyduğu ama hiçbir zaman açıktan ifade edemediği şüpheye karşı aldığı alternatif bir önlem.

Doğurduğunuz veya doğurttuğunuz sizin bu dünyaya attığınız bir imza. Sizi geleceğe taşıyacak şifrenin cisimleşmiş hali. Hayatınızın boşa geçmediğinin ispatı. Öldüğünüzde, bu dünya ya da başka bir dünya ile hiçbir ilişkiniz kalmadığınızda, yeniden karbon döngüsüne dâhil olduğunuzda, sizin varlığınızın gölgesini, mesajlarınızı, fikirlerinizi, hedeflerinizi geleceğe taşıyan bir elçi. Ya da geleceğe gönderdiğiniz bir mektuptur ardınızda bıraktığınız çocuk.

Geleceğinden bu kadar emin olan, yaşam ötesi bir gerçeklikten şüphesi olmayan, refaha, huzura ve güvenceye ulaşmış bir insanın bir devam ve beka sorunu bu kadar olmazdı diye düşünüyorum.

Başka bir cevap mı var mıdır?

Örneğin insanın üretme, var etme ya da sanat icra etme isteği ile bir bağı var mıdır çoğalmanın? Hatta sanatın gerçeği soyutlama çabasına karşın, gerçeğin soyutuna değil, doğrudan kendisine biçim verme çabası olabilir mi, türün yeni bir örneğine gösterilen ilgi? Kendinizin canlı bir heykelini inşa etme çabası ya da beğenmediğiniz sizden daha ötesini var etme uğraşı olabilir mi? Hatta belki de, hatalarınız ya da imkânsızlıklarınızın tekrarlanmadığı başka bir yaşamı, yeniden, kendinizden bir parçada deneme, yaratma fırsatıdır.

Ben çoğaldım. Henüz yeni. Bu kez bir kız olarak yeniden dünyaya geldim. Tahmin edeceğiniz üzere emmek ve tutmak dışında bildiğim bir şey yok. Onlarda bilgi değil zaten, refleks. Hayatı bu kez bir kız çocukla beraber, en baştan tanımaya çalışmak çok heyecanlı olacak.

Sonunda karar verdim çoğalma gerekçeme. Hayatı değiştirmek değil, değiştirilmeyi istemek sebep oldu buna. Eğer kendimden memnun olsa idim, bir çocuğa da ihtiyaç duymazdım.

Kızım, seninle yeni bir dünya ile tanışmaya hazırım.

Murakami bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Haliyle ciddi bir işe soyunmuşsun. Erkek çocuk neyse de kız çocuk büyütmek mesele. Derdi çok. Anlayacağın, çeken bilir. Ama yine de eğlencelidir. Abinin iktidarı da bu arada yıkıldı. Selamlar sevgiler ve mutluluklar.

Yıldız Nihat 
 13.01.2009 8:49
Cevap :
Sevgili Yıldız Nihat, açıkcası zor bir işe soyunduğumuzu her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Ben fazlası ile erkek yoğun bir ailenin mensubuyum. Bu nedenle kız bebek hayatımda büyük bir yenilik. Ama daha zor olan tek çocuklu olan hayatımın iki çocuklu hale gelmesi. Ben buradan, eğer tek çocuğun kardeş eksikliği sıkıntısı çekmeyeceğini düşünmüyorlarsa, çiftlerin tek çocukta karar kılmalarını tavsiye edebilirim. Hatta Başbakan'ın kampanyasına karşılık, "tek çocuk iyidir" diye bir kampanya başlatılabilinir:-)) Samimi dileklerin için teşekkür ederim, saygı ve sevgilerimle  13.01.2009 11:27
 

Güle güle sağlıklı, bir arada büyütün kolay gelsin geçmiş olsun.. çok mutluluk bulsun.. çok sevgiler selamlar..

Salih ERDAGI 
 11.01.2009 17:46
Cevap :
Açıkcası Salih Hocam, kızımın doğduğu günlerde ekranda Filistin'de ölen çocukları görünce, bizim içinde bulunduğumuz huzurdan ve mutluluktan utanasım geldi. Başka çocukların yaşama haklarını koruyamadığım bir ortamda, dünyaya yeni bir çocuk getirme sevincimi sorgulama ihtiyacı duydum. Ve bu nedenle şiddete, teröre, nefrete, kine, tüm bunları kana ve cana havale eden devletinden çetesine tüm örgütlenmelere ve bunlar üzerinden yürüyen politikalara karşı çıkmanın anlamını bir kez daha fark ettim. İnsanların küçük dünyalarında bebeklerine mutluluk verme çabasını aşan şeylere en güzel örneklerden birisi Gazze olaylarıydı. Umarım samimi dileklerin tüm dünya çocukları için geçerli olur, saygı ve sevgilerimle  12.01.2009 0:02
 

Yakışık abinin işi başından aşkın olacak bundan böyle. Sinemaya bilet al...Kız kardeş süslenirken iki saat bekle... Yollarda kardeşe göz kulak ol... Patlamış mısır istedi diye.. cebindeki parayı harca! Ooooo... çok iş var çok! Yakışık abiyi, güzel anneyi ve bilgili babayı kutluyorum. Yeniden... hoş geldin "sevgideğer bebek!"

zelinartug 
 11.01.2009 17:09
Cevap :
Sevgili zelinartug, yakışık abinin işi gerçekten zor bugünlerde. İktidar yıkıldı. Yönetmen ona artık başrolden yardımcı erkek oyuncu rolüne kaydığını söyledi ve şu an onun bu durumu kolay kaldıramayacağını görüyoruz:-) Olayı onun adına bir travma olarak adlandırmak mümkün. Aslında kardeşini fazlası ile seviyor ama kurmak istediği denge şu; "Kardeşimi yalnızca ben seveyim, geri kalan herkes beni sevsin." İnsanın bu durumu görünce Habil'le Kabil hikayesine inanası geliyor açıkcası:-) Bu arada blogda "sevgideğer" dalgası hissediyorum. Birçok yerde kaynak belirterek kullananlar çoğaldı. Bence blog yönetimi, literatüre verdiğin bu katkı dolayısı ile sana teşekkür etmeli:-)) Tüm selamlarını ileteceğim, samimi ve içten dileklerin için teşekkürler, sevgi ve saygılarımla  11.01.2009 23:54
 

Bu kadar maddeci bir dizinden sonra:))son cümlede duygusal bağ kurarken bile "değiştirilmeyi istemek sebep oldu" çok manidar oldu...siz 1.5 yaşına geldiğinde "saşları lule lule, göşleri büküm büküm bakşın o zaman görürşünüz" nasıl değiştiğinizi...kutluyorum, eşinize sevgiler.

Ruksan İLDAN 
 10.01.2009 23:35
Cevap :
Sayın İldan, belkide değişme isteğimin altında bu maddeci zihinsel örgüden kurtulma çabam vardır. Belki kızımdan beklentim, o katı, köşeli ve neden sonuç ilişkili zihinsel yapıdan, daha esnek, yumuşak geçişli, bazen gerekçelere hiç takılmadan sonuçla koşulsuz bağ kurabilen bir gönül dünyasına geçme istegidir. Kızımın bunu başaracağından eminim. Gözleri şimdiden, "benden çekeceğin var baba" diye bakıyor bana:-)) Dilekleriniz için teşekkür ederim, selamınızı ileteceğim, saygılarımla  10.01.2009 23:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1729
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster