Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '13

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
4189
 

Coğrafi keşifleri kimler yaptı? Vasco da Gama efsanesi ve Ümit Burnu gerçeği (7)

Coğrafi keşifleri kimler yaptı? Vasco da Gama efsanesi ve Ümit Burnu gerçeği  (7)
 

İlmi gelişmeler ve keşifler tüm insanlığın ortak çalışmalarının sonucudur. Kimsenin babasının tapulu malı değildir.


Avrupalılar, kontrol ettikleri medya sayesinde, insanlığın binlerce yıllık çalışmalarının üzerine oturmuş, tüm gelişmeleri, iki, üç asra sığdırarak sahiplenmişlerdir. İddialarına göre; Ortada, Mısır, Hindistan, Çin, Arap ve İslam Medeniyeti ve bunların geliştirdikleri bir değer yoktur.

...

Çoğrafi keşifler, önce "Herşeyi Avrupa üretti ! " anlayışına savunan, Avrupamerkezci bir bakışa göre verilmektedir.

Avrupalılara göre Portekizli Denizci Vasco da Gama’ nın keşiflerinin hikâyesi;

-Vasco da Gama (1469 - 1524), Keşifler Çağı'nda yaşamış, Avrupa'nın en başarılı kaşiflerinden olan, Avrupa'dan çıkıp doğrudan Hindistan'a giden ilk kişi olarak bilinen, Portekizli denizcidir.

Portekiz kralı I. Manuel'e bağlı olarak, Doğu'nun hazinelerine ve hristiyanlar için kutsal olduğuna inandıkları Hindistan topraklarına ulaşmakla görevlendirilmiştir. 1497'de, kendisinden önce Bartelemeu Dias'ın keşfettiği ve Afrika'yı dolanan Ümit Burnu'nu kadar uzanan deniz yolunu geliştirerek, Denizci Henri'nin başlattığı Portekiz deniz keşiflerine bir yenisini eklemiştir.

Avrupalıların Hindistan'a deniz yoluyla ulaşabilmeleri, Osmanlı Devleti'nin ticari alandaki üstünlüklerine son vermiş, deniz ticaretinde Avrupalıların üstünlüğü ele geçirmesini sağlamıştır. (1)

...

Şimdi, Vasco da Gama ile keşiflerinin arka planına, gerçeğine bakalım;

Benim izimden gelmeyenlerle kalırsam

Fırtınalı bir denizin tehlikesinden daha acıdır bu

Bir gemi verin bana, götüreyim onu tehlikelere doğru

İçten olmayan dostlara sahip olmaktan daha yeğ olduğu için

Bu gemi Tanrı’nın mucizesidir, atım, refakatçim

(Ah Tanrım cömert ol) yolculukta, Tanrı’nın kendi evidir…

İlim uğruna tükettim hayatımı ve şanım ondandır

Yaşlılığımdaki (ilim) bilgim yüceltti onurumu

Bunlara layık değil miydim ki krallar farkıma

Varmadılar benim.*

*(Şiir, Ummalı Müslüman denizci, Filozof İbn Macid'e aittir. 1475'li yıllar)

...Biz genellikle Batı’da Ümit Burnu’nu ilk kez dolaşan ve Doğu Hint adalarına gidip, o zamana kadar dışa kapalı bir şekilde yaşayan ilkel Hint ırkıyla ilk teması kuranın Portekizli kâşif Vasco da Gama olmasıyla gurur duyarız.

Ancak bundan yirmi ilâ elli yıl öncesinde Müslüman denizci Ahmed İbn Macid Ümit Burnu’nu zaten dolaşmış. Batı Afrika kıyılarına gitmiş ve Cebelitarık Boğazı’ndan Akdeniz’e geçmişti.

...Ayrıca unutmamak gerekir ki Vasco da Gama Hindistan’a gitmeyi başarmıştır, çünkü Guceratlı isimsiz bir Müslüman rehber ona yol göstermişti.

Bu arada Da Gama’nın kullandığı tüm gemicilik ve denizcilik teknolojileri ile yöntemlerinin Çin ve Müslüman Orta Asya’da bulunmuş (sonrasında geliştirilmiş) olması gerçeği de unutulmamalıdır.

Bütün bunlar daha sonra Avrupalılar tarafından içselleştirilmiş. Dünya’nın İslami Köprüsü üzerinden küresel ekonomiye yayılmıştır.

Top ve barutun da Çin’de bulunduğu bilgisini eklediğimizde, Portekizlilerin kendilerine ait olduğunu iddia edecekleri bir şey kalmıyor geriye. (2)

...

...Portekizlilere mal edilen modern denizcilik bilimi, “Yüzde yüz İslam bilginlerine ait. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Modern denizcilik İslam dünyasının bir malı. İslam dünyasının bir başarısıdır...

Pusulayı iptidai bir cisim olarak Çinlilerden öğrenip aldılar. Denizcilik biliminin iki temel prensibi vardır:

Biri engin denizde büyük mesafeleri ölçebilmek. İkincisi bulunduğunuz noktayı tespit edebilmek.

Bu ikisi Avrupa”da ancak 20. yüzyılın ilk yarısında mümkün olabildi. Müslümanlar 15. yüzyılda denizcilik ilminin bu iki temelini kurmuşlardı. Afrika ile Sumatra arasındaki mesafeyi 20 ila 30 kilometre bir hata ile ölçebilmişlerdi.

Bunun da ötesinde çok mühim olan bu ölçüler sayesinde Müslümanlar enlem boylam derecelerini gösteren ve bunlara dayanan dünyanın ilk haritalarını çizdiler. Bugün küçük tashihler dışında bu ölçüm ve haritaların doğru olduğunu görüyoruz.

Onlar kuzey ve doğu ölçümlerini, kuzey ve güney ölçümlerini ve en zoru da ekvatora paralel ölçüleri yapabiliyorlardı.

Avrupalılar Müslümanlardan ilk iki ölçümü öğrendi. Ancak trigonometri bilgileri yeterli olmadığı için ekvatora paralel ölçümlerin nasıl yapıldığını bir türlü anlayamadılar.

Portekizliler esasında hiçbir şeyi keşfetmediler. İslam haritaları 15. asrın başlarında onlara ulaşmıştı. Bunu kendi tarih kitaplarından çıkarıyoruz.

Hint Okyanusu kıyılarında çok miktarda altın, halı ve baharat olduğunu biliyorlardı. Baharat etlerin kokmamasını sağladığından Avrupa için mühimdi. Hint Okyanusu”na denizden ulaşmaya çalışıyorlardı. Ama Portekizlilerden evvel bu yol Müslümanlar tarafından kullanılıyordu.

Müslümanlar Afrika”nın güneyindeki yolu kullanarak 9. yüzyılda Çin ile ticaret yapıyorlardı. Hint Okyanusu 15. asırda Müslümanların elinde bir İslam gölü gibiydi. Hindistan ve Java, Müslümanların elindeydi. Ummanlı denizciler İbn-i Macit ve Süleyman el Mehri 15. asrın matematikten astronomiye her ilmi bilen filozof iki denizcisiydi.” (3)

...

Asya’nın 19. Yüzyıla kadar Avrupa’nın önünde olduğu konusu,

-Bizler neden 1500’den sonra Avrupa’nın Asya’yı fethettiğini öne süren Avrupamerkezci varsayımlarla karşı karşıya kalıyoruz?

-Ayrıca 1492’den sonraki dönemin Batı öncülüğündeki küreselleşmeyi başlatan unsurları içerdiğini savunan benzer bir iddia daha neden karşımıza çıkıyor?

-Ya da konuya Asya bağlamında baktığımızda, neden Asya tarihinde 1498 ile 1800 arasında “Vasco da Gama dönemi” diye bir Avrupamerkezci tasvirle karşılaşıyoruz?

-Hepsinden öte, bu ve benzeri Avrupamerkezci tasvirlerin son derece güçlü bir şekilde dile getirildiği John Roberts’in Batı’nın Zaferi benzeri kitaplar neden ortaya çıkıyor?

-Bir gerçeği… Şöyle bir baktığımızda hemen hemen tüm keşiflerin Avrupalılar tarafından yapıldığını açıkça görebiliriz. Bundan başka keşifler için yapılan seyahatler yeni bir dönemin başlangıcı sayılır ve Avrupalıların dünya çapında genişlemelerine yol açmıştır…

-Gelecek yüzyıldaki Luther gibi, denizci Henry de modern tarihe bilmeden katkıda bulunmuştur…

-Diğerlerine nazaran daha küçük de olsa Portekiz Kralı Manuel’in kendini “Etiyopya, Arabistan ve Hindistan’ın Hâkimi” ilan ederek övünç kaynağı yaratması da tarihî gelişmelerden biridir…

-Azgın denizlerin fethedilmesi, Batı uygarlığının dünya üzerinde egemenlik kurmasını başlatan ilk ve en önemli zaferlerden biridir. (4)

Roberts konuya şu şekilde devam eder:

-Günümüzde insanlar bu görüş şeklini açıklamak için özel bir terim icat etmişlerdir: Avrupamerkezcilik. Anlamı Avrupa’yı her şeyin merkezine yerleştirmek olan bu terim genellikle negatif anlamda kullanılmaktadır.

-Ancak onlara verdiğimiz değerden çok, gerçekte neler olduğu hakkında konuşursak Avrupa’yı modern zamanın oluşumunda en etkili faktör olarak merkeze yerleştirmek kesinlikle en doğru hareket olacaktır.(5)

Roberts’in öne sürdüğü gerçekler karşısında benim vereceğim cevap, daha önce Avrupamerkezcilik konusunun geçtiği bölümlerde bahsettiklerimle aynıdır ve bu terimin neden hikâyenin tam ortasında yer aldığını da açıklar...

Asya’daki modern Avrupa keşif çağı miti

Portekizlilerin yaptığı keşif yolculuklan hiçbir zaman “inanılmaz bir meraka sahip” ya da “hareketsiz duramayan” insanların Avrupa keşif dünyasının öncüleri olmaları anlamına gelmemektedir.

Portekizlilerin seferleri ancak Ortaçağ’daki Haçlı Seferleri’nin son nefesi olarak tanımlanabilir (ilk raund’ 1095 ilâ 1291 arasında yapılmıştır).

Bu yolculuklar, modern düşüncelerden ziyade eski Haçlı Seferi zihniyetiyle yapılmıştır.

Aslında bu keşif yolculuklarının perde arkasında Hıristiyan dünyasında büyük krize neden olan Konstantinopolis’in 1453’te Osmanlılar tarafından alınması meselesi yatmaktadır. Hıristiyan kimlik krizi, Rönesans taraftarlarınca kutsal şehir sayılan Atina’nın 1456’da Müslümanlar tarafından alınmasıyla daha da alevlenmiştir. Büyük bir ilahi koro aynı ağızdan haykırmaya başlamıştır: “Kutsal Helen toprakları kirletildi.”(6)

Bu düşünce, Hıristiyanların Doğu’yu ele geçirme planlarının başlangıç noktasıydı.

15. yüzyılın ikinci yarısında. Büyük Haçlı Ordusu’nun kurulması ve yönetilmesi Kilise’nin papalık reformları arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu güçlü reformlar Hıristiyanlık içinde barışın sağlanması, Haçlı askerlerine ilham verilmesi ve imanın yeniden oluşturulması için son derece gerekliydi.(7)

Hıristiyanların dağınık oluşu ve İslami tehdit, pek çok papalık bildirgesinin yayınlanması sonucunu doğurmuştur. Kilise için bu durum dini yaşam ve ölüm arasında olmak demekti ve Hıristiyanlığın sürdürülebilmesi için en önemli etkenlerden biriydi. Papa II. Pius’un belirttiği gibi,

-“Türklerle kaçınılmaz savaş durumu bizi tehdit ediyor. Silahlarımızı kuşanıp düşmanla savaşmaya gitmezsek din elden gidecektir” (8)

1452’de Papa V. Nicholas tarafından yayınlanan ilk papalık bildirgesinde “Papa, Portekiz kralını Sarazenlere (Haçlı seferleri zamanında Müslümanlara verilen ad.) saldırmak, topraklarını zaptetmek, onlan boyunduruğu altına almak, mallarına el koymak, kalıcı köleliğe hizmet için insanlarını esir almak ve topraklarını Portekiz Kralı’nın topraklarına dahil etmek için yetkili kılar” denmektedir. (9)

 

Ve yazıyı sonlandırırken...

Sanayi devrimi ve Coğrafi keşifler üzerine;

İtalya’nın, (Rönesans'ın) Ortaçağ’ın önemli bir bölümünde Avrupa’nın gelişimine katkıda bulunan önemli bir faktör olduğunu söylemek ilk bakışta mantıklı görünebilir.

Ancak Avrupa kapitalizmini ileriye götüren bu tür yeniliklerde İtalyanların öncü olduğunu söylemek çok anlamlı olmayacaktır.

O dönemde İtalya üzerindeki Doğu etkisi o denli derindir ki, bu etkinin tüm ülkeye ve Avrupa'ya yayılması kaçınılmazdır. Sonuç olarak, İtalya’yı düşündüğümüzde aklımıza ilk gelen, kendine özgü yemekleri ve çok özel sanat eserleridir.

Ancak örneğin pizza hamuruna baktığımızda, aslının Eski Mısır’a dayandığını görebiliriz. Pirinç ve safran tanımı ise Sicilya ve İspanya’ya Araplar tarafından aktarılmıştır..

Yine İtalya’nın meşhur kahvesinin aslı Etiyopya’ya dayanmaktadır. Makarna ya da "spagetti" Marco Polo’nun dediği gibi Çin’den gelmemiş, İtalya’nın batısına yerleşmiş olan Eski Etrüsklere ait bir yiyecektir.

İtalyan yaratıcılığı ve zarafeti ile ilgili en önemli örneklerden biri, Ponte Vecchio köprüsüdür. Ne var ki Michael Edwardes’ın bu konudaki sözlerine bir göz atalım:

Floransa’daki Arno nehri üzerindeki Ponte Vecchio (1345) benzeri ilk kemerii köprüleri yapanlar, Çinlilerin bu konudaki hünerlerinden etkilenmiş olmalılar.

Çinlilerin bu konudaki becerileri pek çok ülkenin takdirini kazanmış. Hatta Rusya’da Büyük Petro ülkenin modernleştirilmesi sürecinde, 1675 yılında Çinli mühendisleri ülkesine çağırmış ve köprü yapımını onlara emanet etmiştir. (10)

Sonsöz;

İlim –bilgi- kimsenin malı, kazanımı değildir.  Bilgi, Tüm insanlığa aittir.

Bindiğimiz, otomobil, uçtuğumuz uçak, kullandığımız ilaçlar; binlerce yıllık birikimin, deneyimin ve çalışmanın ürünüdür.

Bugün adına “Gelişmiş Batı” dediğimiz toplumlar ; Mısır, Çin, Yunan ve Arapların çalışmalarını geliştirerek, ortaya koyduklarını kendilerinden sonrakilere devretmektedirler.

Bu doğrultuda, binlerce yıllık çalışmaları, kısa bir sürede yapılmış gibi göstererek sahiplenmek, diğerlerine haksızlıktır.

Biz meraklılarına tarafların görüşlerini sergileyerek bir kapı açtık.

Sonrası araştırmacılara kalmaktadır.

 

www.canmehmet.com

Resim; geograpy.blogcu.com dan alınmıştır.

Kaynaklar;

*Ummalı Filozof/ Ahmed İbn Macid, Müslüman gemici, 1475 dolayları

(1) Anonim

(2) “Batı Medeniyetinin Doğulu kökenleri” John M. Hobson, (3. hariç, alıntılar yazara aittir.)

(3) Prof. Dr.. Fuat Sezgin, İslam bilim tarihi araştırmacısı.

(4) J.M. Roberts, The Triumph of the West (Londra: BBC, 1985), s. 175, 184, 186, 188, 194.

(5) a.g.y, s. 201.

(6)Michael Edvvardes, East-WestPassage (New York: Taplinger, 1971), s. 135.

(7) Brandon H. Beck, From the Rising of the Sun (New York: Peter Lang, 1987), s- 17

(8) Robert Schwoebel, The Shadow of the Crescent (Nieuwkoop: B. De Graaf, 1967) adh eserinde Papa II. Pius’tan söz eder, s. 71.

(9) Charles R. Boxer, The Portuguese Seaborne Empire, 1415-1825 (Londra: Hutchinson, 1969), s. 21.

(10)Michael Edwardes, East-West Passage (New York: Taplinger, 1971), s. 85.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 532
Toplam yorum
: 2142
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1596
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisinde öğrenciliğim sırasında bir kamu iktisadi kuruluşunda başladığım çalış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster