Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
415
 

Çok erken olgunlaştırdım oğlumu, maalesef!...

Çok erken olgunlaştırdım oğlumu, maalesef!...
 

Küçük yeğenim Berce oyuncaklarını saklardı, birileri evlerine gittiğinde, oğlum minnacıkken, muhtemelen Berce’den özenip saklamak istediğinde “tamam” ya da “yoo olmaz!” yerine, neden tatlım, saklamak istiyorsun ki? Kırılacaklarından mı korkuyorsun, paylaşmak mı istemiyorsun? “Peki, sen gittiğinde bir arkadaşının evine, saklasa oyuncaklarını hoşuna gider mi, nasıl hissedersin kendini?” gibi konuşmalar geçti aramızda…

“Ama Berce saklıyor dediğinde ise”, sen Berce değil Oğulcan’sın, üstelik biri bir şey yapıyor diye senin de aynısını yapman gerekmez ki…

Çok iyi para kazanıyordum o zamanlar, öyle çok çikolata alıyordum ve yığıyordum ki buzdolabına, tek istediğim aç gözlü ve arsız olmamasıydı…

Nereden aklına geldiyse, yine arkadaşları gelecekken, sevdiği çikolatadan tek mi kalmıştı ne, saklamak istedi, bir daha alınır o çikolatadan, ama aynı arkadaşınla bir daha paylaşamayabilirsin dedim…

Vallaha dedim!...

Onunla birlikte saklasaydık, belki çok daha keyif alacaktı, ama yapamadım!...

Küçücük yaşında tetanosun ne olduğunu da biliyordu, ona onu emanet etmek durumunda olan bir anne olarak, her ne kadar annem büyütse de iki buçuk yaşına kadar, sonra da kreşe gitse de, paslı bir çivi batarsa bir yerlerine bilmem gerektiğini söylediğimde, neden diye sordu, doğal olarak, ben de anlattım!

İşin ilginç yanı, anladı da hep kerata!...

O anladıkça ben anlattım, ben anlattıkça o büyüdü!...

“Bir kedi tırmalarsa, köpek ısırırsa söyle bana anneciğim, tamam mı?”

“Neden ama?”

Çünkü kuduz….

Yine çok küçükken, annemlerin beşinci kat balkonunda akrobasi denemeleri yaparken, düşmenin tehlikesini anlatırken “Eee ne olur ki? Düşsem de hastaneye gideriz, tamir ederler” dediğinde, hastanede tamir edilemeyecek durumların var olduğunu da söyledim mi? Söyledim!...

Yedi yaşında sorduğunda cinselliği, anlattım mı, anlattım vallaha!

Birkaç yıl önce miydi, ilk kez babasının dedikodusunu yaptık, boşanalı bunca zaman olmasına rağmen, çok sevindirik oldu oğulcuğum, ayy anne, normal anneler gibi dedikodu yaptık seninle diye…

Dedikodu bile yapamamış, onu anladım!...

Şu an yapıyor muyuz, dedikodu yapmayı beceremem ki, neresinden başlasam, bir nedeni vardır elbet bunun diyerek çalıştırır dururum kafamı, empati falan derken, ay ayol dedikodu mu kalır!...

Üstelik bana yapılmasını istemediğim bir şeyi neden ben başkalarına yapayım?

Hem de, daha henüz çözememişken ben kendi içimi, başkalarıyla ne diye vakit harcayayım?

Hem de bana ne?

Herkes kendi özgürlüğünü, tercihlerini yaşar!

Herkes kendine özel, tam da bu yüzden kimse kimseyle kıyaslanamaz!

Bu gün annem bizdeydi, oğlumla konuşurlarken, annem birinden örnek verdiğinde efendice bir şekilde dedi ki oğlum “Anneanneciğim, ben Oğulcan’ım, o kişi gibi olmamı lütfen bekleme…”…

Kreşe giderken, dört yaşında mıydı ne, aşık olmuştu bir kıza… Başka bir kız oğluma!...

Aşık olduğu kız köpek yapıyordu bizimkini, diğeri hediyeler getiriyordu Gülgün Teyze’sine…

Kreşten almaya gittiğim bir gün aşık olduğu kız beni gördü, çipil gözlü, ukala, fettan şey (espri katılmış halidir bu tanımlama) dedi ki “Söyleyin oğlunuza peşimde dolanıp durmasın!”…

Eyvah eyvah!...

Yemek yapıyordum mutfakta, minik bey anlatıyor bir şeyler, konu daha çok aşık olduğu kız…

Boş bulundum ve dedim ki, aslında diğeri çok daha cici değil mi sence?”…

Hayatıma karışmana izin vermeyeceğim anne, seni ne kadar sevsem de, sevdiğim kız hakkında olumsuz konuşamazsın!

Allah’tan yaptığım yemek vardı önümde de, tencerenin içine daldım, gülüşümü tencereye saldım, verilemeyecek cevaptan da bu şekilde sıyırdım!...

Bunlar hoş olaylar, ama şu bir gerçek ki, oğlum yaşıtlarından daha çok büyüklerle anlaşıyor!

Çok erken yaşta başladı sorgulamaya, felsefe yapmaya, empati deseniz hak getire, bir tek bana yapmıyor ama onu da ergenliğine yoruyorum, ya da hınç mı alıyor benden ne?

Bu arada, yanlış anlaşılmasın, koca kadın ben ve küçük oğlum sokaklarda sekerek koşturduk! Balonları gökyüzüne uçurduk!

Daha rast gelemedim ben çocuğuyla sokaklarda seken anneye!...

Biz eğleniyoruz böyle, kime ne!...

Al sana bir felsefik durum daha!...

O memnun bu halinden, zaman zaman paylaşıyorum bu konudaki hatamı, bakalım, zaman gösterecek, erken olgunlaşmanın yarar ya da zararlarını…

Gülgün Karaoğlu

Haziran,30/08

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kimisi yaşıyla olgunlaşıyor. Olağan durum. Kimisi erkendenden olgunlaşıyor. Şaşırtıcı olsa da olması gereken durum. Kimisi de var ki kaçına gelirse gelsin bir türlü olgunlaşamıyor. Bu da çekilmez bir durum. Bilmem anlatabiliyor muyum? Çok güzel yazılar yazmış olmanıza rağmen hala cebiniz dolu. Ne mutlu size... Saygılarımla...

Ali Haydar ÖZKAN 
 06.01.2010 7:21
 

Bayıldım yazınıza ve oğlunuzla paylaşımınıza. Ne mutlu size.

BASTET 
 01.07.2008 16:20
Cevap :
:) Çok teşekkür ederim, içimi serinlettiniz vallaha... (Kaygılarımdan dolayı) Sevgilerimle...  01.07.2008 16:26
 

Bütün aşklar tatlı başlar....

Sami Murat 
 30.06.2008 11:20
Cevap :
:)) Sevgiler...  30.06.2008 15:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1297
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster