Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
270
 

Çok hızlı yürüdük ruhlarımız geride kaldı ...

Çok hızlı yürüdük ruhlarımız geride kaldı ...
 

Dün akşam iftardan sonra elime aldım o meşhur ıhlamurumu ve mutfak camından dışarıyı izliyorum ve bir taraftanda bugün ne yazabilirim diye düşünüyorum. (Bazıları benin ıhlamurumu meşhur ıhlamur olarak tanımlıyor ben onlar gibi çay tiryakisi olmadığım için). Balıkesir İzmir e göre daha serin ama bugün nem oranı oldukça fazla. Ama yine de herşey o kadar güzel ki düşününce hayatta. Ve yine herşey doğal ortamında güzel aslında.. Çiçekler bahçelerde kırlarda. Hayvanlar hayvanat bahçelerinde değil, nerede yaşıyorsa orada. Eğer doğal ortamlarında değillerse de, insaflı ve vicdan sahibi insanların yanında.
İnsanlar içinde öyle. Yaşamaları gereken yerler gökdelenler, çok katlı binalar, soğuk binalar olmamalı. Ne bileyim, en çok birkaç katlı evler belki de. Belki çocukluğumu iki katlı bahçeli bir evde geçirmemden dolayı böyle düşüncede olmam.
 
Yediklerimiz mesela, yetecek kadar olsa, ama doğal olsa. Organik diye tabir edilen şekilde. Kimsenin hiç bir şeyi orjinal değil gibi bana göre. Dünya, eski ve yeniye karşı savaşıyor sanki. Ne şehirler uyumlu doğaya, ne insanlar ne yaşama tarzları ve ne de belirlenen ilkeler. Daha lüks büyük evler, daha yeni pahalı arabalar, hissiz yüzler ve duygular. Çocukların bile sınavlardan dolayı stres altında ve bunalımda olduğu, neredeyse şu marka oyuncak isterim diye ağlayacak bebeklerin olacağı bir dünya ya doğru gidiyoruz neredeyse. Bir tarafta da, kronik açlık çeken ülkeler.
 
Binlerce kişinin aynı anda öldüğü doğal felaketler. Herşeyi yeniden ve dikkatle gözden geçirmek gerekiyor. Bu sonuçların yaşanmasına sebep yine zavallı insanoğlu değil mi? Bir sabırsızlık ve şükürsüzlükdür almış başını gidiyor.
 
Durum bana göre şuna benziyor aslında.Balık denizde yaşar, ama denizi bilmezmiş. İnsan da dünyada yaşıyor. Ama ne dünyada ki gerçeklerden haberliyiz, ne de aslında kendi gerçeklerimizden. Aklıma facebook da okuduğum bir şey geldi. Avrupalı bir ekip, eski bir maya kentinin kalıntılarının çekimini yapmak için, o yörenin yerli halkından rehberler eşliğinde yola çıkıyorlar. Uzun süren tempolu bir yürüyüşten sonra, yerli rehberlerin ( onlar mayalıların torunları oluyor) birden yürüyüşü kesip oturduğunu ve gözlerini kapatıp dua pozisyonuna geçtiklerini görüyorlar.. Onları bir süre bekleyen çekim ekibi bakıyorlar ki bunun biteceği yok, hava da kararmakta ve ürküyorlar sonunda, soruyorlar; ne yapıyorsunuz, neden bekliyorsunuz?
 Rehberlerin içindeki en yaşlısı şöyle söylüyor, yavaşça ve kısık sesle..
''Çok hızlı yürüdük ruhlarımız geride kaldı, onların bedenlerimize yetişmesini bekliyoruz".
Evet bizde büyük hedeflerimize doğru soluksuz koşarken ruhlarımızı geride mi bıraktık acaba?
Dün malum bizim inancımızda Kadir Gecesi ydi. Bizim de o yaşlı rehberin dediği gibi hızlı yürüdüğümüz bu hayat yolunda vicdanımızı hesaba çekip af dilememiz için büyük fırsat.. Rabbim af dileyelim diye tövbe kapısını hiç kapatmıyor. Tövbeleri kabul olanlardan oluruz inşallah.   

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 1191
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 748
Kayıt tarihi
: 02.05.14
 
 

İnsanları ve yaratılmış tüm canlıları severim. Yazmak amatörce de olsa hayatımda bir süredir var...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster