Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
25237
 

Çok kızgınım size!!!!!

Çok kızgınım size!!!!!
 

Treviso şehrinde 500 yıldır bulunan göğüs çeşmesi (fonte della tette)


Venedik'te, Santi Giovanni Meydanı'nda, evimde bir fincan kahve ve minik tatlılarımla beraber güne başladım. İlk iş biraz günlük haberleri okumak tabi ki. Sabah uyanır uyanmaz gazeteleri okumak isterim. Hem Türkiye'de hem İtalya'da neler oluyor erken saatlerde öğrenmek ve ardından güne karışmak hoşuma gidiyor.

Türkiye'den aldığım haberlerle altüst oluyorum sürekli. Son zamanlarda üçüncü sayfa haberlerinin ne kadar çok gündemi işgal ettiğine şaşırıp kalıyorum. Nişanlısı tarafından aile baskısıyla tecavüze uğramaktan son anda kaçıp kurtulan kıza kahroluyorum. Birkaç gün bunun üzerimde yarattığı sinir, stres ve kızgınlıkla her şeye ve herkese bağırıp çağırasım isyan edesim geliyor. Sonra üzerinden biraz zaman geçiyor, bu sefer adamın biri çıkıyor ve pervasızca kadınların düğünlerde oynamasına takıyor, üstelik öyle çirkin bir üslup kullanıyor ki şaşırıp sinirlenmek kâfi gelmiyor. İçindeki şiddet eğilimleri ortaya çıkıyor ve o deyyus kelimesinin hesabını medeni olmayan yöntemlerle görmek istiyorum.

Bu sinirlilik hali beni taşıyamıyor. Her gün ülkemden böyle aptalca böyle kahredici günden konuları okumak canımı fena halde sıkıyor. Çok kızgınım size diye bağırasım geliyor evet çok kızgınım size. Venedik sokakları yürüyüşe çağırıyor beni, yürümek ve biraz kendime gelmek istiyorum. Santi Giovanni'den Santa Maria dei Miracoli Kilisesi'nin önünden geçiyorum. Bir manzara ile sarsılıyorum adeta. Kilisenin hemen kapısının önünde birbirine deli gibi tutkun bir genç çift tatlı tatlı bakışıyor ve ardından öpüşüyorlar. Kiliseden yeni çıkmışlar. O sırada içeri girmekte olan peder çiftin yanından geçiyor ve başıyla selamlıyor çifti yüzünde oldukça sempatik bir gülümseme hâkim. Çiftin ardından kiliseden çıkanlara dikkat kesiliyorum ve aldırmaz bakışlarla karşılaşıyorum. Kimse bu sahneden rahatsızlık duymuyor. Ben de bu manzarayı uzaktan izliyor ve hepsine birden sempatik bakışlar gönderiyorum. Bir anda aklıma Türkiye'de bir cami önünde bu çiftin öpüşme ihtimalleri geliyor. Cami imamı öpüşen çiftin yanından geçerken ne der ne yapar ya da camiden çıkanların bu çifte tepkisi ne olur merak ediyorum. Sonra bunu düşünmek istemediğim fark ediyorum. Bu güzel manzaraya kahredici gerçekleri bulaştırmadan yoluma devam ediyorum.

İstikamet tren istasyonu, bugün Davide beni Treviso'ya götürecek. Treviso'da keyifli bir şehir turu ve ardından Monte Grappa dağlarında beni bunaltan sıcaktan bir nebze de olsa uzaklaşacağım. Treviso gerçekten harika bir şehir. Öyle medeni ki sokakları hem tarih hem doğa iç içe tıpkı diğer kuzey şehirlerinde olduğu gibi. Yol boyu uzanan harika evleri ve tarihi eserleri beni büyülüyor, bisiklet yollarının genişliği karşısında hayrete düşüyorum. Bisiklet yollarının olmadığı şehirlerde bana medeniyetten bahsetmesinler diye tepki göstermek istiyorum; ama yanımda Davide var ve neden yolun genişliğinin beni bu kadar şaşırttığını anlayamıyor. Roma döneminden kalma mozaikler ve her yüzyıla ait eserler görüyorum. Neden diye soruyorum Davide'ye, neden İtalya bu derece geçmişine sahip çıkmasını bildi ve ekliyorum bizim bir Haydarpaşa Tren Garımız var üstelik siz İtalyanlar için eski bile denmez; ama onu bile yakıp yıkmak istiyoruz biz. Siz neden ve nasıl koruyorsunuz diye soruyorum.

Zor bir iş ama her elli yılda bir tamirat yaparsan dayanıyorlar diyor. Ben de ona şunu söylüyorum: Biz Türkiye'de her elli yılda bir ne varsa yıkıp yeniden yapıyoruz.

Sana bir çeşme göstereceğim diyor Davide, 500 yıllık bir geçmişi var bu çeşmenin diyor. Biri orijinal iki tane çeşme gösteriyor bana Davide. Tam da şehrin ortasında orada 500 yıldır duruyor o çeşmeler öyle mi diyorum? Kimse sanatın içine tükürmüyor mu merak ediyorum. Hayır kimsenin sanatla alıp veremediği yok belli ki. "Göğüs Çeşmesi"nden kana kana su içmek ve 500 oradan su içenlere o çeşmenin nasıl bir hoşgörü bahşettiğini merak ediyorum.

Başka bir gün soluğu Verona'da alıyorum. Shakespeare'in ünlü eserine atfedilen Jülyet'in evinden geçiyorum. Bahçesinde tek göğsü açık Jülyet heykeli bana bakıyor. Evi ziyarete gelenler Jülyet'in açıkta kalan bu göğsüne dokunuyorlar. Aslında oldukça klasik bir neden için, şans getirmesi için Jülyet bereketin de sembollerinden bir olan göğsünü cesurca açıyor.

Böyle sayısız güzel günü noktalayıp güzel de bir uykuya dalıyorum ve her yeni güne ülkemden güzel haberler almak için uyanıyorum. Bunun için belki de çok yanlış bir zamanda doğdum, belki de ben de bir şeyleri değiştirmek için çabalamalıyım. Elimden ne gelir bilmiyorum; ama kızgınlığımı beni kızdıranları göğüs çeşmesinden bir anı ile tahrik ederek hafifletmek istiyorum. Ankara'nın göbeğine ben de bir göğüs çeşmesi istiyorum. Onu oraya dikmek ve başkentin çehresini kirleten bütün zevksiz yapıları oraya buraya serpiştirenleri kıskançlıktan afallatmak istiyorum.

Canip DOĞUTÜRK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında yazınızda basit felsefenin ötesinde,Ülkeninizle beraber,Elenmişliğinizi, Budanmışlığınızı,Dışlanmışlığınızı görmek ve yapılan aşşağılık duygulu yorumlarla,bunları onaylamamak isterdim ama; En acı gerçek,en tatlı yalandan iyidir.Avrupa orası normaldir..Adamlar meme ile kafayı bozmuş ki zamanında, böyle bir heykel yapmışlar,yapacaklarda elbet;onlar değilmi kızlarını sırf güzelliği için cadı diye yakan ve cadı avına çıkan,Onlar değilmi okyanusya'da balta girmemiş ormanlarda yerli kadınların memelerini canice kesen ve ağaçlarda akmış beyinleri resmeden sanatsever Avrupalılar değil mi onlar? Yani bitli baklanın alıcısı, kör olur hesabı...Kimleri kime anlatıyorsunuz,kimleri kime kanıtlamaya çalışıyorsunuz? Madem öyle hanfendi, anlattığınızı o faşist Mussolinin memleketinde,bir dergide italyanca yazarak anlatsaydınız bunları.Kadın bizde her zaman değerli,değeri düşüren çağdaşlaşmayla kafayı bozmuş ruh hastası mecus kişiliklerdir.Size,hayran olduğunuz Avrupada tatlı hayatlar dilerim..!

SİZ ve ben 
 23.02.2014 8:15
 

kadına meme ve vajina olarak bakan muhteşem türk erkeklerinin türkiyede kadınlara yaptıkları bu pencereden normal gözüküyor.

eylem karabulut 
 01.11.2012 23:45
 

Ahh! Ah! Bu konuda çok dertliyiz, çok! Bir tanıdığım demişti ki "Türkler İslamiyet'i seçerek kadınına verdiği değerden vazgeçti" Bilmem ne derece düşündürür bu insanları..Çünkü İslamiyet kadına değer verdiğini söyleyerek kadının değersizleştirilmesini engelleyemiyor malesef. Her konuda çifte standart uygulayabilen erkek dünyası kadınlar hakkında hiç bir taviz vermiyor. Ve bu yüzden kendi özgür yaşamınıda sekteye uğratıyor.Yüreğinize sağlık, çok güzel bir yazı olmuş.. BU arada biz herşeye rağmen savaşmak zorundayız, erkekler ise modern bile olsalar kendi dünyalarını savunmakla meşgul olduklarından her konuda kadını yalnız bırakıyorlar. İstisnalar hariç tabii..

Berrin Çoruk Aksu 
 14.10.2012 22:55
Cevap :
Değerli yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Venedik'ten selamlar ve sevgiler gönderiyorum size :)  16.10.2012 12:19
 

Maalesef beyefendi siz müslüman mahallesinde doğmuş olduğunuz için pek de şanslı sayılmazsınız. Hiç boşuna uğraşmayın, bu milleti değiştiremezsiniz. Ama, çare yok mu? Tabii ki var. Siz, madem öyle meme filan görmeye meraklısınız, elinizin altındaki internet ne güne duruyor efendim? Diyeceksiniz ki ben öyle gizli saklı değil, meydanlarda sergilensin istiyorum. O zaman, Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmazlar. Hadee, Komanoslar Mosgovaya!

Ismail Erdogan 
 11.10.2012 12:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 4646
Kayıt tarihi
: 25.10.11
 
 

Dr. Serap Mumcu Geronazzo, Padova Üniversitesi Tarih bölümünde doktoramı tamamladım. Tarih, Sanat..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster