Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '11

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
612
 

Çok mu duygusalsınız?

Çok mu duygusalsınız?
 

-


Tüm söylemlerinde aşka, sevgiye vurgu yapanlar var. Özellikle klavyenin başına oturduklarında, duygusal frekanstan yayın yapan her ne varsa ilgi alanlarına, menzillerine giriyor.

Yazılarında, yorumlarında, sözlerindeki vurgu hep duygusal eksenli…

Amacım onların samimiyetini sorgulamak değil elbette. Bilakis, mevzu aşk-sevgi olduğunda, herkesten daha fazla samimi olduklarına da inanıyorum.

Ancak nedense dışarıdan şöyle düşünülebiliyor; bir kimse aşktan sevgiden, duygusal tınılardan ne kadar çok bahsediyorsa, o ölçüde de hassastır. Yakın bir zamana kadar ben de öyle düşünüyordum.

Hangi tanıdığım, duygusal platformda aşk-meşk işleriyle daha fazla ilgiliyse onların daha hassas olduklarını düşünürdüm. Daha hassas, daha duygusal ve özellikle daha kırılgan.

Bir adım daha ileri gidebilirim; daha savunmasız.

Neye karşı savunmasız? Travmatik aşk ayrılıklarına, etkileyici karşılaşmalara, zihinlere kazınan alışmalara, tensel temaslara, bunların yarattığı duygusal şahikalara...Peki gerçekten öyle mi?

Bir de resmin tersi var.

Aşktan, sevgiden, duygusal yakınlaşmalardan belki de hiç bahsetmeyen ya da çok az bahsedenler de var. Bu durumda onlar da diğerlerine göre nispeten daha az duyarlı ve belki de daha az hassaslar. Hiç de öyle damar şarkı dinlemezler ve belki de hırçın görünürler.

Daha az duyarlı ve hassas olduklarından değil, böyle bir izlenim oluştuğu için söylüyorum.

Toparlarsak, artık şuna inanıyorum; yetişkinler içersinde sevgi sözcüklerine, aşk tınılarına sık vurgu yapanlar, sürekli bu konulara kanalize oldukları için, belki de hiç plânlamadan, başlarına gelebilecek aşk facialarına karşı bağışıklık geliştiriyorlar.

Olası tehlikelere karşı pozisyon almayı biliyorlar, bu sayede de gönül işlerinden en az zararla sıyrılmayı başarabiliyorlar.

Tıpkı hastalıklara karşı bağışıklık kazanır gibi önceden aşılarını oluyorlar.

Sürekli duygusal konularla ilgilendiklerinden, kalplerinin sesine daha fazla önem verip, aşk ve sevgi meselelerine daha fazla yoğunlaştıklarından, bünyeleri de, ‘olası ağır darbelere karşı’ mukavemet geliştiriyor.

Ya da mesela mevzu bahis aşk olduğunda daha az hata yapıyorlar. Bunu bilinçli olarak değil ama farkında olmadan başarıyorlar.

Bizlerse ‘bu arkadaş çok duygusal, herhangi bir ayrılık durumu ya da sevgilisine ulaşamaması onu çok yıpratacaktır’ yanılgısına düşüyoruz.

Daha hassas, daha zayıf, daha kırılgan, sözgelimi yaşadığı ayrılıktan ötürü daha yaralı sandığımız birisi normal birine göre aslında daha güçlü ve dayanıklı.

Hülâsâ; yaşamının merkezine aşkı koyan birisi, aşkla yatıp aşkla kalktığı için metabolizması sürekli teyakkuz hâlindedir.

Güçlü ve mukavimdir. Daha az hata yapar. Savunma sistemi zaten o eksende geliştiğinden, her şeye hazırlıklıdır ve bu yüzden daha az acı çeker.

Ancak günlük yaşam aktivitelerine dalmış, entel dantel gezen, benim senin gibi sıradan biri kalbini derinden etkileyecek bir güçle karşılaştığında hayatı alt üst olabilir.

Çünkü savunmasız ve hazırlıksızdır. Aşısını bile olamamıştır.

Dışarıdan daha güçlü görünmesi ise sadece bir yanılsama, tuluat ve ilüzyondur.

Sabrın sonu ile

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ücretli yaşamda pozisyona dair, risk piyasasında zarara dair ve detaylı yazdığınız gibi aşk piyasasında aşka dair. Zor fark edilecek durumu kolayca yazmışsınız, iz bırakacak şekilde okuduk. Selamlar sevgiler...

Kadri KANPAK 
 21.05.2011 10:05
Cevap :
Kadri Bey, siz de bir yazar olarak bilirsiniz: Yazılarınıza yapılan bazı yorumlar insanı çok keyiflendirir. Çünkü tam da duymak istediklerinizi yazmışlardır. Ya da 'ben de bu yazıyı yazmayıp okuyanlardan olsaydım, işte aynen böyle yorumlardım' dediğiniz olur. Sizin yorumunuz da benim açımdan aynen o minvalde olmuş.Sağolunuz...  21.05.2011 12:31
 

Size bir fikir verir mi bilemem ama bir örnek vermeyi diledim kendimce; Yıllardır çalışmış, çabalamış ve bir miktar birikim yapmış bir kişi, devamlı çalıştığı güvenilir bankaya değil de birikimlerini yurt dışındaki bir bankaya yatırmış bu kez, cazip faiz getirilerine ve sunulan imkanlara güvenmiş.Tabii ki yanıldığı, her cazibe merkezinin ona fayda sağlamayacağını geç de olsa, birikimleri bir anda elinden gidince ortaya çıkmış. Şimdi ne yapsın? Bu arada birikimlerle birlikte itibarı da zedelenmiş.Nasıl güçlü bir profil çizecek artık? Ben derim ki; Her zaman temkinli yaşamak, bir anlık heyecan dalgası yaşamaktan yeğdir. Dimyat'a prince giderken evdeki bulgurdan olmamak gerekir. Sevgi ve selamlarımı imbat esintilerine yükledim, size gelsin.Ayşen Kura

Ay Şen 
 18.05.2011 10:23
Cevap :
Evdeki bulgur :))) Görüşmek üzeree  18.05.2011 22:57
 

Çok duygusalım:) sen de çözmüşsün bu işi sevgili Baver... izlenimler yerinde... duygusal olsam da mantığım her zaman önde gder. Herhalde her insanın içinde duygu kırıntıları vardır fakat benimki başkalarınınkinden biraz fazla olabilir... Etrafa baktığım zaman dinlediğim zaman "duygusallığa yer yok" deniliyor ve duygusallık insanda "defo" olarak görülüyor. Yani ben "defo"luyum Baver:)) sabrın sonu ile...

sema öztürk 
 18.05.2011 9:59
Cevap :
Sema, hastayım şu senin 'sabrın sonu ile ' deyişine...Teşekkürlerrrr  18.05.2011 10:25
 

sayın yazarım konuyu ilginç bir bakış açısıyla değerlendirmişiniz. Paylaşımınızı okuduğum zaman da evet haklısınız:) size katılıyorum diyorum. Hayatı planlamak hele de gönül işlerinde imkansız sanırım. Fakat getireceği tüm süprizlere de hazırlıklı olmak olası yaralanmaları da en aza indirger diye düşünüyorum. Bu yüzdendir ki gönül işlerinde aşırıya kaçmaktan çook melankolik hatta arabeks takılmaktan korkarım. Paylaşım için teşkkürler, yolumuz umut, yoldaşımız sevgi olsun, dost selamlarımla...

Dilek Yaka 
 18.05.2011 8:49
Cevap :
Arabesk bir algı sahiden de can acıtır. En doğrusunu yapıyorsunuz. Sağolun değerli yorumunuz için.  18.05.2011 23:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 398
Toplam yorum
: 1353
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1730
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

>Haziran 1975 doğumludur. >Samimîyetsiz gözlerdeki, yapmacık sözlerdeki haset ve kıskançlık k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster