Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '07

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1256
 

Çok naz aşık usandırır

Çok naz aşık usandırır
 

Milliyet Avrupa baskılarından henüz bir yazı teklifi gelmedi. Bir türlü dikkatini çekemedik Frankfurt'daki redaksiyonun. Milliyet Berlin temsilcisi Münir Bağrıaçık Usta sabırlı olmam gerektiğini söylüyor. "Milletin çetelesini tutacağına otur da yazını yaz" diyor. Bazen aklıma esiyor, acılı bir veda yazısı kaleme alsam diyorum. Ama öte yandan da korkuyorum tabii... Ya "Gitme, kal!" diyenim olmazsa?

Editörlerimizden, "Paşa gönlünüz bilir Ümit Bey, biz size yeni yazı hayatınızda başarılar dileriz!" mealinden bir yanıt alırsam ne yaparım ben? Öyle ya, beni yaldızlı davetiyeyle çağırmadılar ki bu Blog'a.

Böyle zamanlarda içimden bir ses, "Akıllı olmamı" tavsiye ediyor. "Otur oturduğun yerde aptal oğlum, çok naz aşık usandırır" diyor.

Zaten suçlarım da birikti. Durduk yerde çarşıyı karıştırdık. 100 kişiye yaranacağız derken 1300 yazarı karşımıza aldık. Editörlerimizin başına yeni işler çıkardık. Haleti ruhiyem, sarı kart sınırındaki topçularınki gibi. Mimlendiğimi hissediyo-rum. Milliyet Blog Üyelik Sözleşmesi'nin 11. Maddesi'ni tekrar tekrar okumam bu yüzden. Her Blog yazarının da okumasını tavsiye ederim.

Gül'ün içinden Hanım son yazısında yeni analizlerimi beklediğini yazıyor. Biliyorum niyetini, aklı sıra beni dolduruşa getirerek bu güzel siteden şutlanmamı sağlayacak. Aldırmadım tabii. Nazan Köseoğlu Hanım da aynı kafada. "Bir haf-tadır sesiniz soluğunuz çıkmıyor Ümit Bey, hani yeni listeler?" diyor. "Yazılarımın ortalaması düşmesin diye "repo" yaptım Nazan Hanım, faiziyle geçineceğim" mealinden bir mesaj gönderdim kendisine. Anlamıştır tabii!

Açıkça söyleyeyim; yok artık sıralama mıralama! Analiz de yok, blog eleştirisi de yok (Zaten Avrupa Milliyet'ten yazı teklifi de gelmedi)!.. Herkes otursun analizini, eleştirisini ve de sıralamasını kendisi yapsın bir zahmet. İsterse bu satırların yazarını en son sıraya koysun. Çok da umurumdaydı sanki! Mühim olan gönül listelerinde birinci olmak.

Geçenlerde "Blog habercime" bir göz attım. Kimsecikler beni blog habercisine kaydetmemiş! Nerede o sırtımı sıvazlayanlar? Elinize sağlık Ümit Bey, diye beni yere göğe sığdıramayanlar? Sen devam et, biz senin arkandayız, diyenler? Sorarım size nerede? Bu dünyada vefa yoktur derim de kimsecikleri inandıramam! Öz be öz ablam bile (kendisi de Blog yazarıdır, kedi-köpek kategorisinde) bana karşı tavır aldı. Eskiden olsa evire çevire döverdi beni, hem de eşek sudan gelene kadar. Artık koca kazık olduğumdan ilişmiyor işte. Haksız da değil yani, Alfabe'yi onun sayesinde söktüm ben.

Ama yalanım yok, beni kovsalar bile gitmem ben bu Blog'dan. Ama ne var ki son üç ayda, iki tane gıcır gıcır bilgisayarı kullanılmaz hale getirmeyi başardım. Aha, bu da üçüncü bilgisayar ve bunun da bir ayağı çukurda. Teknik işlerden sorumlu yeğenim bile şaşkınlık içinde. Ne zaman kendisini tamirat için çağırsam, "Oh Mein Gott! Schon wieder Onkel?" diye isyan ediyor (Aman Allah'ım yine mi dayı? anlamında)...

Altta kalmıyorum tabii, ben de ona, "Vatandaş Türkçe konuş!" diye dikleniyorum. Ayın onunda param gelince yeni bir makina daha alacağım. Ne yapalım, bu sene de izin yapmayıveririz Türkiye'de. Bu son şansım zaten. Bu bilgisayarın da hakkından gelirsem sadece Milliyet Blog'a değil, tüm dijital aleme veda edeceğim ister istemez. Beni çekemeyenler de bir güzel "Oh!" çekecek (Zaten Milliyet Avrupa baskılarından da bir yazı teklifi gelmedi)...

Eğer böyle bir talihsizlik yaşarsam, değerli editörlerimizden son bir ricam olacak. 19 yazımın tüm "Hit" getirilerini miras olarak Ali Gülcü kardeşime bırakıyorum. Helali hoş olsun. Neden derseniz, herkesin kendine ait bir "Gönül listesi" var. Benim gönül listemin birincisi de Ali Gülcü işte.

Var mı bu sıralamaya da itirazı olan?

Not: Yazıya eşlik eden resim, park halindeki bir eşek arabasını gözler önüne seriyor. Lütfen "Ne alaka?" demeyin. Hangi resmi bulursak onu koyuyoruz yazımızın yanına işte. Becerimiz bu kadar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

blog`larinin altinda önerdigim bloglar varya abi? Iste orada, hem de en üstte adimi görmek acayip zevkli bi sey ya. Danke schön, das ist echt lieb gemeint. Tercüme edersen menun olurum. Bu bilgisayarin da giderse, ben sanal aleme veda edecegim dedigin noktaya takildim üstad, bir bilgisayar iyi olur beden sana. Bu alem sensiz olmaz.

OKAN TINMAZ 
 06.11.2007 21:59
 

İlk yazdığım yorum çok uzun oldu yine. İçinden blog çıkacaktı ki hemen vazgeçtim sildim. İkinci yoruma başladım. Tam yazıyorum, Ali Bey'in yorumuna takıldı gözüm. Haydaa ben Ali Bey'in yorumunu okuyayım derken bizim yorum gitti güme. Ali Bey takmış sayılara baksanıza saymadım kaç.... diyorda başka birşey demiyor))) Ya sabır, haydi devam yoruma. Oda ne deryaya nazır kurulu sofralarda hicazlar hüzzamlar gırla gidiyor. Tamam anladık efkar dağıtacaksınız vallahi de gözümüz yok billahide. Ama anaların ne suçu var ki))) Haa birde denizin))) Ah Ali Bey ah şu yorumu bir bitirtmediniz bana. Oh nihayet Ali Bey sustu artık ben konuşabilirim. Ben sizin yazılarınızı beğenerek okuduğumu söyleyecektim. Hem bu yazınızı da çok keyifle okuduğumu da bilmenizi isteyecektim. Ali Bey'in yorumuna verdiğiniz "denize de gireriz" düzeltmeli cevap verişiniz de takdire şayan olmuş. Saygılarımla efendim.

Abla 
 04.04.2007 23:36
Cevap :
Sevgili Ali "Balıkçıdır" ve denize aşıktır Sevim Hanım. Mecazi olarak söylenmiş bir sözdür o. "Senin için denizden bile vazgeçebilirim" anlamında. Bir sevgi ifadesidir. Lütfen yanlış anlamayın. Bütün balıkçılar kullanır o deyimi. Benim "düzeltme" çabalarıma gelince...Sadece kurnazlık işte. Sayfamız "RTÜKLENMESİN" diye. Balıkçı olmayan okurlar yanlış düşünmesin diye. Bu tür samimi diyaloglara hoşgörüyle yaklaşmak lazım. Siz de öyle yapmışsınız zaten. Kutlarım. Saygılarımla.  05.04.2007 3:55
 

Büyüksün Baba; Buralara gelirsen..Kurarız çilingiri Deryaya karşı… Koyarız plağı da…İlle de Mediha Şen Sancakoğlu… Bağıra bağıra söyleriz. “ Saymadım kaç yıl oldu…Sen ,Seeeeeeen Ellerin olalıııı, bilmem yüzün güldüğüüümü..güldümü ayrıldık ayrılalığıııııı … Arkasından denize işeriz kim ne derse desin…. Çok mutlu ettin beni… Eyvallah……

Ali Gülcü 
 03.04.2007 2:29
Cevap :
Oralara da gelirim Ali kardeş, niye gelmeyeyim ki?.. Sofralar da kurarız deryaya nazır. Kulaklarımızın pasını silen Hicazlar ve Hüzzamlar dinleriz. Aşka gelip bizler de eşlik ederiz anasını satayım. İcabında "denize de gireriz" senin dediğin gibi. İçeriz biraz da ülserimizi azdırmadan. İnsanlar mutlu olmaları için yaratılırlar. Böyledir hayat. O büyük şairin dediği gibi: Yeter ki kararmasın, sol memenin altındaki cevahir. Selamlar.  03.04.2007 23:49
 

Adım kısa, siz de kısaca Gül diyebilirsiniz hiç bir mahsuru yok. Mizah her zaman güldürmez. Merak etmeyin gülünecek yazılarınıza gülüyor, düşündüren yazılarınızda düşünüyorum. sevgiler size..

Gülün içinden 
 02.04.2007 14:53
Cevap :
Teşekkür ederim. Ben, "Gül Hanım" demeyi tercih ediyorum,mahsuru yoksa! Selamlar.  03.04.2007 0:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 312
Toplam yorum
: 4634
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1625
Kayıt tarihi
: 10.02.07
 
 

Önceleri konuşurdu insanlar, "yazmak", sonraların işi... Duygu ve düşüncelerimizin yanı sıra gözl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster