Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Fütürist Ufuk Tarhan M-GEN.biz

http://blog.milliyet.com.tr/futurist

05 Kasım '09

 
Kategori
Futurizm
Okunma Sayısı
2813
 

Çok şanssızım!

Çok şanssızım!
 

Başarısızlığın altın anahtarı; ''çok şanssızım!''


Her ne kadar başımıza gelenlerin bir kısmının sorumluluğunu alsak da büyük parçayı daima; “e ama şans da çok önemli !” diyerek hafifçe taç çizgisinin dışına iteliyoruz.

Şansın doğuştan geldiği ve yaşam koşullarının gelişmesinde belirleyici olduğu noktasında da bırakıyoruz.

İçine doğacağımız aileyi, ülkeyi, çevreyi, cinsiyeti vs. seçemeyişimiz de bunu ispatlamak üzere sıkça kullandığımız iddialardan.

Aslında, yoksul ya da dar imkanları olan ailelerde doğanların şanssız, tersinin ise şanslı olduğunu belirtip, başarıya giden veya gidemeyen yolları bu şekilde açıklamak, bizim ülkemizde daha fazla, ama genelde tüm toplumlarda yaygın.

Bilinçli gayretin belirleyici olduğunu kabul edenler olsa da talih, kader, kısmet gibi kavramların etkisini önemseyenler hala çoğunlukta.

Kısacası çoğumuza “insan şansı veya şanssızlığı ile doğar, şanslı insanlar da daha başarılı olur, arızi olarak talihsizliğini iyiye döndürebilenler de vardır, ancak istisnalar kaideyi bozmaz” ifadesi oldukça rahatlatıcı geliyor...

Doğal olarak, şans, kısmet temelli açıklamalar, ağzında altın kaşıklarla doğmalarına rağmen kötüye gidenler ve şanssızlığa uğrayan, kader kurbanları için de yapılıyor.

Şanslıyken şanssız olmak daha kolay, tersi ise daha zor diye kabul ediliyor.

Kendini “şanslı” ve “şanssız” diye ifade eden kişiler üzerinde yapılan ve yıllar süren araştırmalar ise farklı bakış açıları getiriyor.

Ve deniyor ki; şans ya da şanssızlık diye ifade edilen durumlar evrenin sunduğu sonsuz olasılıklar arasından bireyin yaptığı seçimlerin sonucudur.

Quantumcular, fütüristler, yani olasılıkların teorisyenleri, beynin sadece “olası olduğuna inandığı” şeyleri görecek şekilde çalıştığını iddia ediyorlar.

Yapılan deney ve çalışmalara göre, ''bir şeyi ancak, belleğimizden yansıdığı zaman, yani biliyorsak algılayabiliyoruz''.

Çeşitli psikoloji, beyin üzerinde yapılan testler de bunu destekliyor.

Tanıdık, bildik olanları algılamaya ve kabul etmeye daha yatkınız.

“What the Bleep Do We Know?” belgeselinde bununla ilgili güzel bir örnek verilmiş;

Christof Colombus’un gemileri Karaib Adaları ufuklarında görülmeye başladığında, yerliler daha önceden bildikleri, gördükleri, umdukları bir şey olmadığı, beyinlerinde öyle bir kayıt, algılama bulunmadığı için gemileri göremezler.

İçlerinden sadece bir tanesi, denizdeki dalgaları fark edip, bunların neden birden bire ortaya çıktığını anlamaya çalışırken, bir süre sonra gemileri görmeyi başarır.

Koşup kabilesine haber verir, gördüklerini anlatır, önce göremezler.

Bir süre sonra, arkadaşlarına inandıkları, güvendikleri için diğer yerliler de gördüklerini algılamaya başlarlar.

Yani şuraya geliyoruz; aslında olanaklar, olasılıklar içinde yüzüyor, ancak beynimizi, kendimizi kısıtladığımız ve bu yüzden de ummadığımız için bunları göremiyor, algılayamıyor, olanakları çoğaltamıyoruz...

Es kaza algılarsak da hemen kendimizi o şeyin ne kadar ulaşılamaz, yapılamaz vs olduğuna inandırıyoruz.

Arkalarından baka kalıp fark ettiğimizde ya da başkalarının eline geçtiğini gördüğümüzde de “kaçan fırsatlar” ya da “pişmanlıklar”, kısacası “şanssızlıklar” arşivlerimize atıp, sohbetlerde bol bol anlatıyoruz.

Oysa şanslı diye nitelenen insanlarda çok tipik ortak özellikler saptanmış.

Kendilerini şanslı olarak kabul edenlerin neredeyse tamamı, iletişime çok açık, aktif, pozitif, eğlenceli, sorgulayıcı, kararlı ve kendilerine, çevrelerine güvenliler.

İç seslerini dinlemeyi ve ne istediklerini biliyorlar.

Daima iyiyi umuyor ve olasılıkları yani şanslı olabilecekleri durum, fırsat sayısını arttırıyorlar.

Asla pısırık, çekingen, pasif değiller.

Bu türler, kronik olarak “ŞANSLI” olduklarını iddia edenler oluyor.

Kendini şanslı zanneden ama aslında yukarıda sayılan özelliklerini kullanarak ve geliştirerek yaşamlarının dümenini ellerinde tutanlar, her zaman rotalarını önceden belirlemiş olarak yola çıkanlar. Yani planlılar...

Daima, yılmadan, bıkmadan, söylenmeden hedeflerine koşuyorlar...

Onlar şanssızım, ''ama yapamam ki, ama bana şunu ettiler'!! diye mızırdanmıyorlar!

Diğer makaleler için lütfen burayı tıklayın

M-GEN'den tüm haberler için lütfen burayı tıklayın

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 3350
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

Türkiye'nin ilk Fütürist şirketi M-GEN Gelecek Planlama Merkezi'nin kurucusuyum. Kurumsal, kişisel g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster