Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '10

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
596
 

Çok şey fark etti

Çok şey fark etti
 

GÜLMEKTEN ZARAR GELMEZ


Dün akşam, Prof. Dr. Sayın Doğan Cüceloğlunun Kadıköy Halk Evi salonundaki konferansındaydım.

Ben salonun çok arka sıralarındaydım. Ama olsun sayın Doğan beyi canlı izlemenin hoşnutluğu var içimde. Baktım gözlüklerim kirlenmiş. İyice sildim, çünkü fark ettim ki Doğan beyi sadece dinlemek yetmiyor, izlemek de gerekli. Çünkü öyle tiyatral bir sunun tarzı var ki.

Kulak kesilmişim. Salon hınca hınç dolu. Konuklar öğrenci velilerinden oluşuyor. Hoca eğlendirici bir uslup ile anlatıyor. Bir an aklımdan “Cem Yılmaz gibi” dedim. Konuları sadece anlatmıyor, örnekleri sahnede bir tiyatro oyunu gibi oynuyor. Sunumu kahkahalarla bölünüyor bazen.

Şoför Seyfi nin nasıl torununu koklayamadığını anlattı. Başarılarla dolu evladının ondan nasıl ve neden uzaklaştığını, çocuk yetiştirirken yapılan hataları anlattı.

Ailenin yalnız bazı başarı odaklarında toplanmasının acı sonuçlarını anlattı.

Özetle gerçek başarının “yaşamın bütününü yönetmek” oluğunu söylüyordu.

Hem çok güldürdü. Ama azda olsa ağlattı.

Bir yanda sevgi yoksunluğu, bir yanda başarısızlık endişesi arasında kalan on yedi yaşındaki kız çocuğunun intihara yeltenmek zorunda kalışını anlatırken hem onun hem bizim gözlerimizden yaşlar süzüldü.

Dedim ya tiyatrodamıydık?Bu oyun komedimiy di? Dram mıydı anlayamadık...

Salon oldukça büyük, yaklaşık 500 kişi vardı. Gene tekrar ediyorum, tıklım tıklım dolu, yeni gelenlere yer yok.

Ancak, bütün bu anlattıklarıma rağmen yirminci dakikadan sonra salondan birer ikişer ayrılmalar oldu. Bu konu onları sıktı. İlgilendirmiyordu onları. Sanırım onlara göre fasa fiso idi. Hoca kendilerine üniversite sınavını kazanmanın sihirli formülünü yirminci dakikaya kadar vermeyince sıkıldılar. “Bu adam formül falan vermez “ dediler.

Bu ana kadar sadece iki cep telefonu çalmıştı. Hoca duymamazlıktan geldi. Bozulan mikrofon için ise, “pili’mi? bitti acaba olabilir.” diyerek, teknisyenleri nezaketle uyardı. “ Şimdi gerekeni yapıyorlardır” dedi. bozuntuya vermeden devam etti.

Salonda üç beş telefon daha çalarken telefonların melodilerine uygun dans etti. Uyarısı buydu. Ama hiç anlayan olmadı. Espri sanıp güldüler.

Telefon çalmaları on beş kadar olduğunda. Konuyu kesti. Komik bir anısını anlattı.

"Askeriyede konferans veriyorum. En önde deniz kuvvetleri komutanı oturuyor. Bir telefon çaldı. Ama susmak bilmiyor. Baktım komutandan geliyor ses. Gene şaka ile sayın komutandan telefonunu susturmasını rica ettim. Komutan cevap verdi Doğan bey ses sizin benim yanımda duran sizin çantanızdan geliyor. Mosmor oldum” “İnsanlık hali ben bile yapmışım baksanıza” diye tamamladı sözünü.Kıssadan hisse alan olmadı. Telefonlar zırlamayı sürdürdü.

Saat ilerledikçe salondan ayrılanlar arttı. Bunlarda sihirli formülü bir türlü alamadan çıktılar. Telefon çalmaları iyice sıklaşınca hoca artık iyice makaraya vurdu işi. Her telefon sesine dans etti. “Bak bu da konunun altını çizdi.” gibi esprilerle konferansı bitirdi.

Beni bu konferansa davet eden arkadaşıma döndüm. “Seneler önce dedim. Ferhan Şensoy oyun sırasında çalan bir telefonu oyunu yarıda keserek sert bir dille protesto etmişti. Nasıl farklı İnsanlar.” dedim.

Hoca hiçbir sabrın yetmeyeceği bu sıkıntıyı şakaya çevirip konferansın algılanmasına zarar getirmedi. Kolay Doğan Cüceloğlu olunmuyor. Sosyal psikolog. Şaşmamak gerek.

Arkadaşıma çok büyük şaşkınlık içinde olduğumu söyledim. Nasıl olurda hiç değilse birkaç telefon sesinden akıl edip telefonlarını “sessiz’e” almazlar. Ben sinemada bile alıyordum çünkü. “Buradaki dinleyici profili başka dedi.” Anladım.

Özetle dünyanın paha biçemeyeceği bu konferansı buradaki topluluğun bir kısmı sihirli formülü alıp kaçmak için izledi. Kimisi de bu adamdan formül falan çıkacağı yok diyerek salonu terk etti. Onların daha önemli işleri vardı muhakkak. Okey dördüncü olmaları gereken arkadaşları bekliyordu belki. Ya da televizyonda kaçırmamak gereken bir dizi vardı. Bilemiyorum artık.

Doğan beyin sonuçmesajı şu oldu; “Elinden geleni yap. Coşkuyla yap. Gerisini düşünme” Kendisi de öyle yaptı. Salonda olan bitenleri hoşgörü ile atlattı. Ne çalan telefonlara ne dışarı çıkanlara hiç aldırmadı. Ama kalanlar alacağını aldı. Önce ile sonra arasında çok şey fark etti.

Not: Benim öss ye girecek çocuğum yok. Yanlızca Doğan Cüceloğlunu dinlemek için oradaydım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

onur duyarım:)

Deniz Güneş 
 30.11.2010 13:32
 

Askerdeyken kitapları bana çok kılavuz oldu. Siz de fark ettiniz Doğan bey tam halk adamı, ne kadar sabırlı, ne kadar alçak gönüllü. Bizim insanların kabalığı karşısında her insan Doğan bey gibi sabırlı olamaz.

serifsoner 
 30.11.2010 12:17
 

ne kadar yozlaşan bir toplumda yaşamaya başladık. Doğan Cüceloğlunu çok severim ama orada olanların örneği her yerde oluyor fark alçakgönüllülük gösterebilen aydın insanlar tarafında olup yozlaşmaya karşı çoğalabilmek kutluyorum değerli yazınız ve gündeme getirdiğiniz konu için sevgiyle

Deniz Güneş 
 29.11.2010 12:59
Cevap :
Deniz Hanım, Nazik yorumunuz için teşekkür ederim. Bir ortak yönümüz var. İnsan sevmek. Kendimizi tanıtan yazılarımızda yer olıyor. Bende şiir yazıyorum. Henüz blog'a koymadım. Sanırım minik bir kitap olacaklar. Sizin şiirlerinizi ise okuyacağım. Çünkü "insan seven şiirde sever" değil mi?  29.11.2010 23:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 88
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 951
Kayıt tarihi
: 09.07.10
 
 

Marmara Üniversitesinde  İşletme okudu. İstanbul Üniversitesinde yüksek lisans yaptı.  Dış Ticare..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster