Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mart '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
39
 

Çok tuhaf zamanlar

Çok tuhaf zamanlar
 

Çok vahşi bir coğrafyada, çok "tuhaf" zamanlar içindeyiz. 

Elbet biliyoruz ki sular bir gün çekilince karıncaların balıkları yediği gibi, rahmet bastırınca da sular kabarıp, balıklar karıncaları yiyecektir. Bu döngü hep böyle devam edip duracak. Sorun, bir zulmün diğer zulmü doğurmasına sebep olanların Allah'ın işlerinin nasıl yürüdüğünü bilmeden kısır bir döngüyle dönüp durmaları. Öyle bir dünya ki zulmeden zalimken, zulüm gören de zalim. Sadece zulmün kısır döngüsü ara sıra rolleri ters yüz ediyor. Mazlum ve zalimlerin hangi hızla rol değiştirdiğini kestirmek olağanüstü bir hayatta kalma içgüdüsü gerektiriyor. Bütün bunların dışında kalanlar açısından da seyirci olmak bile "bu coğrafyada tarafsızlığın imkansızlığı ilkesi" yüzünden tehlike arz ediyor. Keser ve sap habire dönüyor ama hesabı gelecek nesillere kalıyor. Bizler iş, üretim, inovasyon yerine vecd, keyf dinini sürdürdükçe de bu durum değişmeyecek. Dedelerimizin iyi ve/veya kötü yaptıklarının bedelini öderken belki de daha ağır hesapları torunlarımıza devrediyoruz. Bu coğrafyada hissediyor olmak zor.

Dilimiz çok yetersiz. Bulanık kelimelerle, üzerinde iyi çalışılmamış düşüncelerle bilim, sanat, hayat üretemiyoruz. Haliyle ev, apartman, sokak, semt, şehir seviyelerinde binlerce minik ve anlamsız kaosçuklarla örülmüş bir realitenin içinde yaşıyoruz.

Çok tembeliz. Öngörüsüz, hakikatsiz, okumasız, plansız, projesiziz. Alçak benliklerimizin küçük hesapları bizi sevk ediyor. Gerek fert planında, gerek cemiyet planında toplu bir duruşumuz, kollektif bir organizasyonumuz yok.

Küçük hesaplarla örülmüş küçük küçük hayatların toplamından oluşan, yolunu kaybetmiş, karizmasız, tarih ve coğrafyadaki dinamik ve kinetik imkanlardan bihaber hayal ürünü bir kalabalıktan ibaretiz. Doğruyu söylemenin, doğruyu yapmanın bu kurt düzeninde fazla bir karşılığı yok.

Hayır, ümitsizlik değil bana bunları söyleten. Bir şeyler kökünden değişmedikçe bize bu topraklarda huzur yok. Bir şairin muhteşem tespitindeki gibi: "seciyesi yüksek azınlığın, seciyesi düşük çoğunluğu zapt u rapt altına almasının bir yolu" bulunup, tatbik edilmedikçe bize havada karada hayat yok.

Elbette her şey değişecek. Hem de en umulmadık yerden, en beklenmedik, akla gelmedik yöntemlerle.

Filiz Alev bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 53
Kayıt tarihi
: 23.03.16
 
 

Denizci.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster