Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
304
 

Çöken adalet sistemi

Çöken adalet sistemi
 

Mahkeme Heyeti


İzmir’de bir hakimin de tutuklandığı rüşvet operasyonunda göz altına alınan avukatlar; hakimlere istedikleri kararı çıkartmaları için “eskort kız” ayarlamakla suçlanıyor. ( Sabah Gazetesinden )

Ne kötü bir haber değil mi? Devleti bile yargılayabilecek derecede bağımsız olduğuna inandığımız adalet üyeleri rüşvet almak ve haksız karar vermekle suçlanıyor.

Bu adalet mekanizmasında açığa çıkan suçlardan sadece biridir.

Suçlusu açığa çıkarılamayan binlerce haksız kararı düşünecek olursak; ne kadar zavallı bir durumda olduğumuzu görmek mümkündür.

Bu haber bana başımdan geçen bir olayı hatırlattı.

Aşağıda özetliyorum.

Bir borca karşılık, noter kanalıyla, o borcun alacaklısı olan, yaşlı bir dedenin emanetine bırakılan, bir kısım ev eşyası; üç buçuk yıl süreyle borçlusu tarafından alınmamış ve dede; bu eşyaları paraya çevirip, borca mahsup etme hakkı kazanmışken, ne olur ne olmaz düşüncesiyle muhafazaya devam etmiştir.

Üç buçuk yıl gibi uzun bir aradan sonra, babaları bulundukları ilin adliyesinde, ağır ceza reisi ve hâkim olan iki avukat, alacaklı aleyhine Sebepsiz zenginleşme davası açmışlar ve müvekkillerine ait eşyaların, yok edildiğini iddia edip, kendi koydukları abartılı fiyatlarla, bedellerinin ödenmesini istemişlerdir.

Mahkeme: alacaklı dedenin zaman aşımı savunmasını göz ardı edip, davayı kabul etmiş, eşyaların mevcut ve teslime hazır olduğu beyanına rağmen, bu beyanı dikkate almayıp, mevcut ve teslime hazır olan eşyaları yok sayarak, kendi yazı işleri müdiresini bilirkişi tayin edip, dosya üzerinden, değer tespiti yaptırmıştır.

Bu konuda uzmanlığı olmayan yazı işleri müdiresi de; noterin tespit ettiği eşyalara avukatların verdikleri abartılı fiyatlar üzerinden abartılı bir değer tespiti yapmış, hâkim de bu tespite göre hesaplanan toplam 1.540.000.000 TL nin dededen alınıp davacıya ödenmesine karar vermiştir.

Dede kararı temyiz için bir dilekçe yazmış ve dilekçeyi götürdüğü Yazı İşleri Müdiresi (Boşuna uğraşıyorsun. Bu karar bozulmaz ve temyiz başvurusu icrayı durdurmaz. Yarın davacılar icraya baş vurup parayı alırlar sen de; boşuna 80-90 milyon liradan olursun) diyerek, dedeyi temyiz başvurusundan vazgeçirtmiştir.

Avukatlar da; karar kesinleşmeden icraya başvurmuşlar ve Adliyede önemli görevleri olan babalarının bulunduğu pozisyonlardan yararlanarak, çevirdikleri dolaplarla müvekkillerini hem borçtan kurtarmış, hem de dedenin elinden haksız para almışlardır.

Böylece dede; hem o çürük çarık eşyaları yıllarca muhafaza etmek zahmetine katlanmış, hem alacaklarından olmuş, hem mevcut oldukları halde yok sayılan çürük çarık eşyaları astronomik paralarla satın almamak zorunda bırakılmış, hem mahkeme, icra masrafları ve avukatlık ücretleri ödemiş ve hem de kapısına icra getirilerek konu komşuya rezil edilmiştir.

İşte bu; adalet sistemimizdeki; avukat, hâkim ve yazı işleri müdürü dayanışmasıyla meydana çıkan çöküntülerden sadece biridir...

Olayın hikâyesi önümüzdeki günlerde tefrika olarak yayınlanacaktır.

Necip MESUT bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Söylenecek bir şey yok Hilmi amca...Yapılanlar ortada...Muhasebesi halka kalmış.Kıssadan hissemizi aldık,başımız üstüne...Sağlıcakla kal,selamlar...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 28.10.2008 13:56
Cevap :
Aslında benim bu yaşadıklarım birçoklarının yaşadıkları yanında hiç kalacak derecede önemsizdir. Önemli olan bunları kamuoyuna duyurup mücadele etmektir. Yapmak istediğim de budur. Yorumun için teşekkür ederim  28.10.2008 20:17
 

Ah be dedeciğim ne yorum yazalım biz şimdi sana...

Ali Gülcü 
 28.10.2008 9:42
Cevap :
Bundan daha anlamlı bir yorum olur mu be hemşerim  28.10.2008 11:52
 

Selam; Yasaların yaptırım gücünün, her konuda insan menfaatine olması gerekir.buradaki insan menfaati ,haklının ,hakkını gözetmektir.Ancak öyle bir sistem ve her şeydeki gibi ,yasalarıda demagojiye uydurup,iki de şahitle adamı ipe gönderen ,yargısız infazlar,nedensiz tutuklanmalar alıp gider olunca,Devletin güvenlik görevlilerinden güvensiz tavırlar ve dosyalar birikince,kul hakkını yüklenmekten korkmayan hak korkusu olmayan kişiler türeyince,bunları elemek içinde çaba içinde bir mücadele seyrinde arada yıpranan yine halk oluyor.Ancak ilahi adalet mutlaka ,mazlumun ahını aheste çıkarıyor,ve ağlayanın malı gülene yaramıyor.Allah hekimle hakime düşürmesin derlermiş eskiler.Allah bizleri önce Vicdan denilen en büyük yargıcın önünde temize çıkarsın.Başımızı yastığa koyduğumuzda rahat uyuyabilmenin huzurunu yaşatsın.Mal mülkün esas sahibi ,onun ilk sahibidir.Bir bakalım İlk sahibi nerede? Eh şimdi yasalar ne kimi yargılasın ?Saygılarımla.elleriniz dert görmesin.

ütopik 
 28.10.2008 1:48
Cevap :
Yasaların yaptırım gücü doğru uygulandığı zaman haklının hakkını verir ama ne yazık ki çoğu zaman bu yasalar bazılarının keselerini doldurmalarına yarıyor. Balık baştan kokar. Haksızlıklarla mücadele edilmediği ve Baştakilerin tazelenmediği sürece bu kokuşmanın önüne geçileceğini sanmıyorum. Tefrika edeceğim hikayede bu konuya değinmekteyim. Yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla  28.10.2008 12:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 104
Toplam yorum
: 334
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 706
Kayıt tarihi
: 11.04.07
 
 

6 Mayıs 1927 Simav doğumlu, İstanbul Yıldız Teknik Okulu’nun ( Bu günkü Yıldız Üniversitesi) son sın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster