Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '06

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
1007
 

Çoktan çekip gitti çocuklar...

Çoktan çekip gitti çocuklar...
 

Ne tuhaf... Kelimelerin içimizde bıraktığı izler nasıl da değişiveriyor. Bir zaman ruhumuzda ışıklı sayfalar açan kelimeler, bir anda kederin işareti oluveriyorlar...

Elimdeki kitabın kapağına bakarken birden bire farkettim kelimelerin anlamını nasıl da yitirdiğini... Kitabın adı; Çavdar Tarlasında Çocuklar. Uzun zamandır J.D Salinger'in bu çok övülen kitabını okumayı istiyordum. Ama bilirsiniz, bazı kitapları okumak için hazır olmak gerekir. Kitabın hakkını vermek, öylesine okuyup geçmemek için. Salinger de uzun zaman bekledi kitaplığımda...O sarı kapağı tozlandı...Sildim...Yine tozlandı...Sonunda geçen akşam elime aldım...Bu sefer silmek için değil okumak için...

Adı bana hep şenlikli bir şeyler çağrıştırdı bu kitabın...Çavdar Tarlasında Çocuklar...Sarı bir tarla içinde kırmızı beyaz çizgili tişörtleriyle koşan sarı saçlı çocuklar geldi hep gözümün önüne...Uçurtma uçuran, çılgınlar gibi koşan, neşeyle birbirlerine bağıran...Şimdi ise eski zaman fotoğrafları gibi çok ama çok uzakta kaldı o görüntü...Dünya beynimi bir çöplüğe çevirdiğinden beri dağarcığımdaki en güzel kelimeler karanlık anlamlarla yüklenir oldular...

Şimdi aklımda bebeklikleri unutulmuş bebeklerin fotoğrafları var, tarlalarda uçurtma uçurmak yerine pamuk toplayan çocukların görüntüleri, sokaklarda bir yandan simit satarken bir yandan sigara içen yüzü hayatın ağırlığından bezmiş adamlarının ifadesine bürünmüş sıska bedenli küçük adamların görüntüleri var, kucağında kendi bebeklerini taşıyan çocuk annelerin görüntüleri var...

Kelimeler anlamlarını kaybetmeye başladı bende...Çavdar tarlasından çoktan çekip gitti çocuklar...

RESİM: Vincent Van Gogh

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Denizin kıyıyla bütünleştiği bölümü yeşile çalmaya başladı.Dışarda yağmur var.Uzaklarda balıkçıların yağmura inat mücadelesini seyrederken aklımdan çocukluğumun yaz aylarını geçiriyorum.Ve kıyaslıyorum şimdiki çocukluklarla.İşte diyorum funda yine yaptı yapacağını:)Yazılarınla beni huzursuz etmeni yada mutlu etmeni seviyorum. Aydınlıkla kal! kadir

A.Kadir Demir 
 13.11.2006 16:09
Cevap :
Sevgili Kadir Bey, Çok teşekkür ediyorum. Not: Funda değil Fulya :) Saygılar...  13.11.2006 18:33
 

Dikkat ettinmi? yada ettikmi? Neşeli çocukların hayalinde bile sarı saçlı çocuklar var... kırmızı beyaz tişörtlü çocuklar... Aslında bu hayali kurduğumuzda beynimiz çöplüğğe çevrilmişti bile hepimizin.... Ne sen, ne ben nede hepimiz değiliz tüm bunların sorumlusu, ne karanlık anlamların nedeni.. Teslim aldılar bizi fulya... herşeyimizi... Ve izliyoruz artık

Yücel EVRENN 
 11.11.2006 8:38
Cevap :
Sevgili Yücel Bey, Bunu zaman zaman farkediyordum, ya da senin gibi dostlar beni dürtüyor ve "Fulya farket ve dikkat et." diyorlar. Ne kadar haklısın, çok acı ki çok haklısın. Bizim beynimizi çöplüğe çevirdiler. Ne kadar korumak için kendimizi, demirden duvarlar örsek de, o duvarlar çok geçmeden çabuk yırtılan ince zarlara dönüşüveriyorlar. Hayaller bile kendimize ait değilken, biz nasıl biz olacağız...Nasıl?  11.11.2006 13:48
 

O çocuklar hep vardı hep olacaklar. Kimi simit satacak yine, kimi mendil, kimi de cam silecek asvalt kenarında araçlara aldırmadan. Diğerleri tarlalarda koşacak yine eskiden olduğu gibi, şimdi olduğu gibi. Yazını okurken düşündümde bundan on sene yada beş sene önceki yaşadıklarımızı ve kesin olan bir şey var gittikçe acımasız olmakta dünya ve biz. Adam 2.5 yaşındaki çocuğu öldürüpte karısıyla yolun kenarına atabiliyorsa ben istemiyorum haber olarak bile olsa bu insanları. Ben istemiyorum böyle bir dünya demedim, onları istemiyorum dedim dikkatini çektiyse umudumu kaybetmemeye çalışıyorum çünki. Bizim elimizde olan bir şey değilmi çocukları şekillendirmek, oynatmak, seslerinden zevk almak. Hadi o zaman Doğru tarlalara ..........

Alpargon 
 10.11.2006 17:23
Cevap :
Sevgili Alpargon, Hep var oldular ve olacaklar. Bu doğru. Son zamanlardaki haberlere dikkat ettiysen hep kurban çocuklar. Ve insan bunları okuduğu vakit çok çok iyi anlıyor dünyanın ne kadar acımasız ve zalim olduğunu. O minicik bedenlerin, o savunmasız çocukların bu şekilde kurban edildiği dünyada umudu yürekte tutmak çok da kolay olmuyor.Ama umuttan başka ne kaldı ki elimizde. Sevgiler...  10.11.2006 18:04
 

Sevgili Fulya, sanırım bu hep böyleydi. Çok uzaklara gtmeye gerek yok; bizim çocukluğumuzda bile aynı çileleri çekiyordu çocuklar. Pamuk toplayıp onun kumaşından dikilmiş elbiseyi giyemeyen çocuklarla en pahalısını giyebilen çocuklar hep oldu. Simit deyince de, bizim otobüslerin yolcu indirip bindirmek için Osmaniye Otogarı'na girdiğinde kapılara üşüşen simitçi çocuklar geldi gözümün önüne. Birbirleriyle mücadelelerinin komikliğine bakar gülerim, o yaşta o ağır simit tablalarını yüklenmelerine üzülürüm. Ama anlarım, ben de onlardan biriydim çünkü. Salinger'ı okuyunca yazarsın herhalde. Yorumum da neredeyse senin blogundan uzun oldu yav! Not: Sayfana mesaj atan hemşerimin hitap şekline de hasta oldum bu arada :)))

Murakami 
 10.11.2006 11:08
Cevap :
Sevgili Celal Bey, Bu hep böyleydi belki ama son zamanlarda yaşananlar ve çocuklar üzerine çıkan haberler sanırım biraz daha hassasiyet yarattı hepimizde. Osmaniye Otogarındaki o küçük adamlar hep vardılar ve sanırım var olacaklar. Hem onlara hayranlık duyuyorsunuz (azimlerine) hem de üzülüyorsunuz. Salinger hakkında yazma planım var evet. Holden beni çok etkiledi; harika bir karakter çünkü:) Çok teşekkür ederim bu sıcak ve dostça yorum için.Sevgiler...  10.11.2006 13:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1056
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster