Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '10

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
2061
 

Çöplüğün Generali / Oya Baydar

Çöplüğün Generali / Oya Baydar
 

http://www.ilknokta.com/urun/98071/Coplugun-Generali.html


Kafanızda önceden belirlenmiş bir seçeneğiniz yoksa, bir kitabı okumak için belli bir kriteriniz var mı? Örneğin; yazarının adı, kitabın adı, boyutları, fiyatı, kapak resmi, türü, çok satan olması, ödül alması veya biri tarafından önerilmesi gibi. İşinizi kolaylaştıran öncelikli etkenler nedir? Benimkisi sadece merak.

Neden mi, kitabın bir çırpıda bitirilmesine yardımcı olan bölümün adı şöyle: Kediyi Merak Öldürür.

Kütüphanede gelişigüzel kitap ararken, Oya Baydar’ın en taze kitabını gördüm: Çöplüğün Generali. Yazarının adı ilk aşamayı geçmesini kolaylaştırdı, çünkü kalemine güvendiğim bir yazar Oya Baydar. Yazarını bilmesem ve kitap hakkında önbilgim olmasa sadece adına bakıp bu kitabı alır mıydım? Sanmıyorum, olumsuzluk çağrıştıran çöplük ve general ilgimi çeken sözcükler değil. Katil, cinayet, mafya, gerilim, aldatma gibi sözcükleri içeren adı taşıyan kitaplara elim varmıyor, tercih meselesi işte, seçenek çok olunca da başka sözcüklerin diyarına uzatıyorum ellerimi.

Kütüphaneye her gidişimde biri yabancı, biri Türk yazarlardan olmak üzere iki kitap seçiyorum. Okuma önceliğim ise, kitabın o andaki çekim kuvveti. Salı akşamı başladım ve uyumadan önce bir-iki saat okumaya çalıştım kitabı. İlk izlenimlerim hayal kırıklığı desem yalan olmaz. Bir-iki sayfalık gazete haberlerini andıran öyküler ve her öykünün sonunda YN: (Yazarın Notu) kısaltmasıyla italik harflerle yazılmış bir bölüm. Yazar kararsız kalmış, sonunu getirememiş ya da okuyucuya bırakmış gibi yorumlarla 140 sayfa kadar okudum. Bu arada, günümüz yazarları da “postmodern” yazacağız, diye romanın suyunu çıkarıyorlar; ne kahramanların adı var, ne mahallenin, ne ülkenin, gibi eleştirilerim de oldu. Hatta diğer kitaba geçip, zaman kalırsa ayıp olmasın, diye bunu bitirebilmeyi bile düşündüm.

Bugün öğleden sonra diğer kitaba başlamaya niyet etmişken, hadi bir son şans daha, dedim ve günümüzün Ergenekon Destanı'nı(!) anımsatan bir-iki öykü daha okumam bana ne kaybettirir, diye düşündüm. İyi ki de öyle olmuş! Meğerse benim kaldığım yer, kitabın kırılma noktasıymış. (Maçlardaki gibi.) Roman içinde roman yazılmış. Oraya kadar olan kopuk bölümler, kitapla aynı adı taşıyan "Çöplüğün Generali" adlı romanın taslak bölümleriymiş.

156.’dan sonraki sayfalar ışık hızıyla bitti, birkaç saat sonra, “İyi ki şeytana uyup da kitabı yarım bırakmadım,” dedim, okurken dışarıda felaket gibi yağan yağmur ve sel de sanki o sahnelere efekt oluşturuyordu.

Ve hemen ışık hızıyla oturdum buraya, kitabı tanıtmak için…

Kitabın konusuna gelince; Olaylar, yılı verilmeyen gelecek zamanda ve adı sanı bilinmeyen ama çok tanıdık gelen bir ülkede geçiyor. Çöplük, asıl anlamıyla birlikte, yer yer bir metafor gibi kullanılmış. İpuçlarını bulma yeri bir bakıma.

İnsanlar Üç Maymun Virüsü, diye adlandırılan H2M3 virüsünün etkisiyle “her şeyi unutma” hastalığına yakalanmışlar. Bir dönemlik zaman dilimi belleklerden ve bir bölge haritadan silinmiş. Büyük patlama ya da 7 üzeri bir depremle ilgili söylentiler var, ama konuyla ilgili kesin bilgiler yok.

Havaalanına giderken yolunu şaşırıp yanlış yola sapan bir psikologun merak edip o bölgeyi araştırmasıyla başlar hatırlama serüveni. Olayları kavrayamayıp tek başına baş edemeyeceğini anlayınca, biri Jeolog diğeri Gazeteci olan iki arkadaşını da sürükler peşinden. Teknolojik gelişmelere rağmen birçok bilgiye ulaşamaz. Ya erişim engellenir ya da merkezin istediği şekilde veriler işlenmiştir belleklere.

Dünya virüslerin egemenliğindedir ve geleceği onlar belirler.

Kimse duymaz, görmez ve konuşmaz olur! Konuşmadığı için kahrolur ve unuturlar. Bildikleri ve gördükleri ile yaşamayı sürdüremedikleri için unuturlar. Sonra unutma virüsü herkese bulaşır, hastalık gitgide yaygınlaşır ve salgına dönüşür.

Kitaptan Alıntılar:

Ve herkes hastalığı kapıp unutunca, kaygılar sorunlar bitecek. Üç Maymun figürünü bilirsin değil mi? Üç Maymun, kimilerine göre mutluluğun simgesidir. Geleceği mutlu budalalar toplumunun simgesi. (S.100)

Unutmak, hatırlamaktan daha zordur, insan ancak tanıdıklarından uzakta, yalnızlıkta unutur. Hatırlanacak sesler, yüzler, izler silinmelidir unutmak için. Unutmak, eğer ki hasta değilseniz kendiliğinden olmaz, çaba ister. (S.118)

Meşhur ol, paran olsun, her şeyin olsun yine de kederliyse insan açık edilmemiş bir dert vardır derununda. (S.147)

Mutlu ve güvenli yeni hayatın bedeli: Öğrenirsen, bilirsen sorular sormaya başlarsın, sorgulama süreci bir kez başladı mı huzurun bozulur. Hatırlarsan araştırırsın, araştırırsan güvenliğin tehlikeye girer, en azından huzurun kaçar.” (S. 232)

Bilmek, hatırlamak başkalarına hatırlatmaya, uyarmaya ve direnmeye yarar, diye tekrarlıyorum. Yok yerlerin, yok zamanların farkında olan birilerinin yaşaması iyidir. Farkındalık bir ilk adımdır belki. (S. 256)

Yayınevi Notu:

Oya Baydar’ın yeni romanı Çöplüğün Generali, hayalî bir ülkede geçiyor. Okurumuza bir hayli tanıdık gelecek bu ülkede, günün birinde, çöplüklerde, boş arazilerde gömülüp bırakılmış bombalar, mermiler bulunmaya başlar. Bu durum giderek bir yazarın dikkatini çeker ve yazar bu konunun çevresinde bir roman yazmaya koyulur. Ne var ki romanını tamamlayamadan kaybolacaktır. Bundan sonrası, Çöplüğün Generali’nin sayfalarında.

Son zamanlarda okuduğunuz en çarpıcı, en şaşırtıcı romanlardan biri olacak Çöplüğün Generali. Son sayfasına kadar nefes nefese okuyacağınız kitap sizi, politika, şiddet, bilim, ordu ve sivillerin dünyası, toplumsal bellek, unutmak-hatırlamak konuları üzerinde bir kere daha düşünmeye zorluyor. Oya Baydar, insan haklarına, barışa, insanî olan her şeye yöneltilmiş evrensel şiddete son derece zarif bir yapıtla karşı çıkıyor.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizin bu tanıtım yazınızı okumuş olsaydı... Ne yapardı dersiniz? ........... Değil mi? En azından çünkü kuru bir teşekkürle olacak iş değil. Kitabın eğrisiyle doğrusuyla özetini çıkarmışsınız. Bu tür roman konularını hazmetmek için genel kültür, duygu donanımı ve hassasiyet gerekir. Birinden biri az olursa; çekilmez de olabilir. Nobel ödülü alsa da...Yerden yere vurulur. Herkesten alkış bekleyen sanatçı ince hastalığa tutulur. Elinize sağlık. Not: Sizin köye yağmur mu yağdı? Bizim Köye de gönderin nolur...Ödünç istiyorum. Sevgiler sevgiler ( ikinci sevgiler yağmur göndereceğiniz için)selamlar

Alev Meisel 
 19.06.2010 23:49
Cevap :
Oya Baydar, bana kızamazdı, çünkü o benim onu sevdiğimi bilir. İnsan sevdiğini daha kolay eleştiriyor, "bizim kız, bizim oğlan"...gibi geliyor ona...yağmur her akşama doğru yokluyor kenti, bizim dağlardan gelen damlalar, aşağılarda göl oluyor, hatta deniz...yeni yapılan tüp geçitler geçit vermiyor...göl var ama oraya ulaşana dek yıkıp geçiyor ortalığı...Benden de selam ve sevgiler Herr Meisel'in Babalar Günü kutlu olsun!  20.06.2010 12:39
 

Oya Baydar'ın "Çöplüğün Genareli" adlı kitabını öyle güzel anlatmışsınki hemen okuma isteği geldi.Teşekkürler. Sevgiyle kal.

Tuğrul-20 
 19.06.2010 21:36
Cevap :
İyi okumalar....teşekkürler, selam ve sevgiler!  21.06.2010 13:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 2957
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 2014
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster