Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '20

 
Kategori
Futurizm
Okunma Sayısı
96
 

Corona: Dün-Bugün-Yarın

 

Dün:

Ölenin uyruğuna göre idi muameleme. Tüm dünyayı ayağa kaldırabilirdi batılı bir mevta. Milyonlarcasına aynı dünya kör kalabilirdi mevta Afrika yada Asya’da ise.

Sömürü düzeni; belli bir zümrenin refahı için korunması gereken kutsal nizam!

Açlıktan-susuzluktan ölürken birileri ki derilerinin rengi siyah olduğu için buna müstahak idiler, her yıl bütçe fazlası veriyordu yavuz hırsızlar. Obezite ile mücadele ederken birtakım birleşik devletler, açlıktan ölmeli miydi siyah derili yavrular?

Sadece 100 yıl içinde 2 cihan harbi. Milyonlarca masumun katli. Akabinde Ortadoğu kan deryası!

Bu listeyi daha da uzatabiliriz. Lakin gerek yok. Özetle: Sapkınlık, azgınlık, isyankârlık ve kan.      

Bugün: “İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah -dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.” Rum Suresi 41. Ayet

Gazabın Artık Rahmeti Aşması: Corona…

Tüm dünyada sistemi-akışı kilitledi. Sınırlar kapatıldı. Ölüm. Caddeler-sokaklar, hastane bahçeleri. Tanrıyı alt etme iddiasındaki insan ve Tanrılığını ilan etmesine ramak kaldığını düşünen insanlık çaresiz! Bir çare, bir aşı? Bilmek-bulmak için bazen modern tıp-teknoloji vs. yetmiyormuş demek. Uzay keşifleri- Mars gezintileri safi rüzgâr oldu. Evlere kapanıp kolonya ile abdest alarak mücadeleye devam! Bırakın aşıyı, yüz maskesi için bile o sözde uygarlık-insanlık ihraç edesi ülkelerin hali-çekişmeleri ortada. Nitekim yetersiz malzeme ve kaynak nedeniyle gençleri tercih edip ölüme terk ettikleri ihtiyarlara içi çok acıyor daha evvel ölüme terk ettikleri başka ırkın bebekleri için gülüp geçenlerin.

Altının, paranın, dev otellerin-AVM’lerin, plajların-plazaların hatta havaalanlarının, yolların, tünel ve köprülerin, arabaların evlerin-yazlıkların vs. vs. hepsinin önemini yitirdiği bir gün geldi çattı. Kaç şiddetinde deprem sonrasına denk gelirdi bu travma. Hiç ölmeyeceğini sandığı için koşar adım yokuş aşağı giderken durdu insan. İnsan durdu, nihayet! Ölümü ve ölümlü olduğunu fark etti. Belki de bu bela insan olduğumuzu tekrar hatırlamamız için bir fırsat.     

Yarın:

Yarın ne olacak? diye birçok kişinin kafasında soru var. Cevaben “…Fitne ve fesad her kuruluşa girmiş, hayatın her dalına sıçramıştır. Durgunluk, bölücülük ve ihtilaflar sebebiyle milletin maneviyatı son derece kırılmıştır. Şahsi çıkarlar, partizan gayeler, kötü tasarruflar, ahlaki çöküntü, vazifeden kaçma idari mekanizmayı çalışamaz hale getirmiştir.

Ahlak hemen hemen sıfıra düşmüş, cehalet ve fakirlik ahlaki esasları kasıp kavurmuş, her yerde rezalet ve ahlaksızlık almış yürümüştür.

Düşünceler karmakarışık, istikrarsız, ruhlar huzursuz, gönüller mustarip olmuştur. Günler geçtikçe bu vaziyet daha da kötüye gitmekte, her saat daha da artmaktadır.

Şayet akıllılar fırsat geçmeden gereken tedbirleri almazlarsa bu durum bizlere, umumi bir belanın yakıp yıkan bir şerrin yakında geleceğini ihtar eder.

İkinci dünya savaşından sonra dünya liderliğini elinde tutanlar arasında fikirlerin son derece adileşmesi meselesi:

Ahlak ve maneviyat, adab-ı muaşeret tamamen ortadan kalkmış; insanların çok zorluklarla gerçekleştirdikleri o güzel gayeler, zulüm ve isyana karşı milletleri uğrunda seferber ettikleri o yüce hedefler gözlerden uzaklaşmış, kalplerden tamamen silinmiştir.

Mesela: Sosyal Adalet, Din ve Vicdan Hürriyeti, Fikir ve İnanç Hürriyeti vs. Birleşmiş Milletler Antlaşmasının Umumi Prensipleri, yüce hedefleri ve üstün esasları gösteren listeler, bütün bunlar maziye karıştı.

Artık günümüzdeki siyasilerin, önderlerin bütün dünyayı idare edecek üstün bir felsefe sistemi yoktur. Bugün hâkim olan zihniyet materyalizm, maddi çıkarcılık, sömürücülük, nüfuz altına alma, hammaddeleri istila etme felsefesidir.

Bütün bu ihtiraslar, dünyada bugüne kadar misali görülmemiş bir şekilde müşahede edilmektedir. İkinci dünya savaşından başarı ile çıkan devletlerin birbiriyle rekabete giriştikleri hususlar işte bunlardır.

Bir yandan Rusya, diğer yandan Amerika ve İngiltere bu yarış içindedir. Her biri ihtiraslarını, hile ve desiselerini maskelemek için içtimai prensipler, insani nizamlar getirdiklerini iddia etmektedir. Bazısı komünizmi, bazısı da demokrasiyi ileri sürmektedir. Bu iki idare sisteminin asıl maksadı ise sömürgecilik ve maddecilik arzularını her yerde tahakkuk ettirmektir.

Bu sapıklığın sonucu elbette ki atom bombalarıyla, boğucu gazlarla yok edici silahlarla yapılacak üçüncü bir dünya savaşı olacaktır. Zira bu sapıklık aslında insanoğlundan insanlık sıfatını kaldırıcı mahiyettedir.

İşte öz vatanımızda ve bütün dünyada vaziyet budur. Dünyada Hak ve Sulh bayrağını taşıyan yeni bir davayı başaracak bir millet ortaya çıkmazsa, artık o dünya batacaktır. İnsanlığa paydos! denilecektir.” diye yazmış Hasan El-Benna 1940’larda.

 

Büşran Betül Kaya bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 173
Kayıt tarihi
: 04.10.18
 
 

Koskoca bir HİÇ (inşaAllah) ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster