Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Nisan '20

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
12
 

CORONAFOBİ

Fobi; belirli nesneler veya durumlar karşısında duyulan olağandışı güçlü korku, yılgı, Hobi; kişinin işi, meslek çalışması, asıl uğraşı dışında, dinlendirici bir iş olarak yaptığı, oyalayıcı şey, düşkü.

Yarına yazı kalır, sözler uçar gider. Korona ile yatar, korona ile kalkar olduk. Doğal olarak yeni fobilerimiz ve hobilerimiz oluştu. Araştırmacıların yaptığı bir çalışmada en yaygın on fobi şöyle sıralanmış; Topluluk önünde konuşma korkusu, Alan korkusu, Kapalı alan korkusu, Bireyin toplumsal ortamlarda mahcup ya da rezil olacağı korkusu, Uçuş korkusu, Yükseklik korkusu, Diş Hekimi Korkusu, Kan korkusu, Karanlık korkusu, Köpek korkusu. Yaşam deneyimim derki; söyleyemediğimiz devlet korkusu var. Bu araştırma zamanımızda yapılmış olsa eminim ki koronafobi ilk sırayı alır.

Önce 65 yaş üstü, devamında 20 yaş altı sokağa çıkmayacak dendi. Sanırım 18-20 yaş arasında iş bulabilen ve asgari ücretle çalışanların ucuz emekçiler ve işverenlere gerekli olduğu anımsandı! Bunlara da belge karşılığı sokağa çıkma serbestliği getirildi. Toplama bakarsak; 18-65 yaş arasında 52.422.364 insanımız var. 65 yaşı 60 yaşa çekelim, 49.802.957 yurttaşımız aktif çalışan gözüküyor.

Her gün yemek yediğimiz lokanta sahibi ve çalışanlar ne durumda? Arabamızı baktırdığımız usta ve çırağı şu an ne yapıyor? Dünyada düşüşte olan ve bizde de sık sık indirim yapılan yakıtımızı aldığımız istasyon çalışanları güvenli çalışabiliyor mu? Zamanımızı sohbet ve oyun ile geçirdiğimiz ve dostlarımızla buluştuğumuz kahveci ve garsonları gelirlerini nasıl sağlıyor? Hasta olduğumuzda doktora çıkana kadar gülen yüzü ile bize hizmet sunanlar bu ortamda elbet en yoğun işler ile meşgul ama güvenli çalışma ortamı var mı? Ulaşımımızı sağlayan aracın sürücüsü veya muavini bu günlerde ne yiyip ne içiyor?

Ya çiftçilerimiz? Artık çiftçilerimizin beden emeği ile yapılan işleri azaldı. Yani birkaç kişi makinası ile tarlaya gidip ekim, dikim, çapalama veya gübreleme işini yapıyor. Yapabiliyor mu? Görüştüğüm köylülerden aldığım izlenim önlemler gereği evde kalmak zaruri imiş. Tarlada üretim yapılmazsa üreticilerin yıllık kazancı, bizlerin de gıdası nasıl sağlanacak?

Sorular… Sorular… Sorular…

Bu ve benzeri soruların yanıtını elbet ülkeyi yönetenler verecektir. Vermeli ve önlemleri de almalıdır. Geçen gün kömür ocağında çalışan bir öğrencim aradı; “Hocam, gönüllü olarak ücretsiz çıkış belgesi imzalatmak istiyorlar, ne yapayım?”  Gündemi izleyebildiğim kadarı ile yanıtlamaya çalıştım. Keşke sendika kurabilseydiniz işyerinde, dedim. Çünkü çalışanların sendikasız olduğu ve bunun devlet eliyle, kültürüyle zorlaştırıldığı bir ülkedeyiz. Oysa insanlar örgütlü olsa her zaman olduğu gibi özellikle bu gibi durumlarda ülke idaresi kolaylaşacak ve daha güvende olacağız.

Bizler evlerimizde izole bir şekilde, verilen bilgiler kapsamında tehlikenin farkında olarak oturmaktayız. Ama boş durulmuyor. Hobiler yetersiz kalıyor. Çünkü hobi, zevk alınarak yapılan çalışma. Kafada sorular olunca hobi değil fobi öne çıkıyor. Çünkü koronafobi olmak için sebep çok. Yukarıda yazmaya çalıştığım durumlar ve soruların yanıtları yetersiz gibi. Bu da yaşayanların ve bizim güvensiz sosyal yapımızda koronafobiye dönüşebiliyor.

Hırsımız ve daha çok kazanmak ihtirasımız nedeniyle adeta insanlığımızı yitirdik.  Oysa gördük ki; virüs hazırlıksız yakalıyor ve insan ayrımı yapmıyor. Tüketim rüzgârına kapılmasak petrol veya altın gibi bizim değer yüklediğimiz varlıklar değersiz birer meta imiş. Yaşayarak gördük ki sağlıkçıların varlığı; yüksek rakamlarla şişirilen futbolcudan, mankenden, ceo’dan daha önemli. Alkışladık da değerini anlayabildik mi? İktidarın sağlıkta şiddet yasası tasarısı maalesef göstermelik. Şunu anladık sanırım; emperyalist hedefleri için dünyayı karıştıran ABD ve AB ülkeleri çaresiz kalabilmekte. Bizlerin haklı olduğunu da gördük bu süreçte; kamusal kamusal sağlık diyen ve adeta vatana ihanetle suçlanan bizler haklıymışız. Evet, neoliberal politikalar ile özelleştirilen sağlık sistemi çökmüştür. Sağlığın; hastanede en iyi koşullarda iyileştirme olmadığını, asıl amacın hastaneye gelmeden iyi halin korunması olduğunu anlamalıyız gayri. Ve acıları izledik, empati yapabildiysek; hayvanlara, doğaya zulmettiğimizde nasıl acı çekiyorlar? Şunu da gördük; festivaller, şatafatlı eğlenmeler, gösteriş ve itibar için yapılan hanlar, hamamlar, köprüler, saraylar yerine sağlığa ve eğitime harcama yapılmalıymış. Aslında biz insanlar olumsuzluk müdahalede bulunmadığımızda dünyamız doğallığı içinde kendisini yenileyebilecektir.

Virüs Sonrasında(VS), Virüs Öncesindeki (VÖ)yaşamdan, ilişkilerden dersler çıkarıp, tüm fobilerden kurtulup altyapısı daha güvenilir sağlıklı dünyada yaşamak isteyeceğiz, istemeliyiz. Ve bunun da olmazsa olmazının örgütlü mücadele ve dayanışma olacağını anlayacağız. Böyle bir dünyada koronafobi dâhil hiçbir fobi oluşamaz.

VS zamanda umarım ve dilerim ki; 1871 yılında Rosa Luksemburg’un söylediği ‘ Ya Sosyalizm ya barbarlık’ tercihlerimizi yapar ve bunun mücadelesinde oluruz. Çünkü kapitalizmin insanlığı yeniden barbarlığa sürüklediği görüldü. Oysa başka bir dünya her zaman mümkündür. Tabii ki ister ve uğrunda mücadele edersek. Bu da yerellerden başlayacaktır. Onun için de koronafobi korkumuzdan uzaklaşıp kendimizi besleyelim.

jale kasap, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 59
Kayıt tarihi
: 17.03.15
 
 

1957 Poyralı (Kırklareli-Pınarhisar) doğumluyum. 1976 yılı Kepirtepe Öğretmen Okulu mezunuyum. 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster