Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '21

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
45
 

Covit19

Corona olarak tanımlanan ve yeni bir kavram olarak karşımıza çıkan Covit19’dan söz etmek istiyorum ilk yazımla. Covit19 kavramının bize kazandırdıklarını ve kaybettirdiklerinden konu açacağım. Daha önce de dünya üzerinde ciddi boyutlarda salgınlar oldu. Bu ilk değil son da olmayacak. Buzullar eridiği sürece yeni virüslerle karşılaşacağız. Mevcut doğal yolla oluşmuş virüslerin üzerinde oynamalar yaparak, insanın vücudunu harap edecek hale getirebilirler. Yapay yolla oluşturulan virüslerin, insanın sadece vücudunu değil düşüncelerini de değiştirdiğine inanıyorum. 
 
Covit19 hepimizi normal hayatlarından uzaklaştırdı. Evlere kapandık. Aslında çok fazla dışarıdaydık. Dışbükey yaşama dalmıştık. Dışarı ile meşguldük. Evlere kapandığımızda ailecek birbirimizi daha iyi tanıyabildik. Şiddet olayları da arttı bu arada. Çünkü bir arada olmayı, yakın mesafede durmayı unutmuşuz. Şimdilerde yine normal hayatımıza dönebiliyoruz. Çünkü aile arasındaki mesafeler yine eskisi gibi uzak. 
 
Bedeni harap ettiği kadar, düşüncelerini de deforme eden bir Covit19’dan söz ediyorum. Hücreleri dejenere ettiği kadar, hücrelerde saklı olan bilgileri de yok edebiliyor. Hücrelerimizde kâinatın kitabı dürülü. Tüm kâinatın bilgisi saklı. Virüs hücrelerde meydana getirdiği deformasyonuyla, insan bu bilgiden yoksun kalıyor ve düşünceleri de yapaylaşıyor. İnsan kendisinden uzaklaşıyor. Virüsle yaşadığımız sürece insanlıktan uzaklaşıyoruz. Mantalitesini, fizik yapısını, düşünce yapısını, ruhsal yapısını da değiştiriyor. Komplo teorisi değil bu okuduklarınız. Farklı bir türe dönüşüyoruz. Agresifleşiyoruz. Daha sinirliyiz. Konuşmalarımız değişti. Olaylara bakış açımız değişti. Daha lineer yani sıralı düşünce tarzına doğru ilerliyoruz. Biraz kendimize yönelmeliyiz. Neden? Çünkü insan kaotik yani global düşünce tarzına yatkın. Aslımızdan uzaklaşıyoruz.
 
Tedbirler önemli. Aşı önemli. Maske-Mesafe-Hijyen önemli. Özgür iradesi ile herkes ne yapması gerektiğini biliyor. Sabun köpüğünde eriyen ve vücudumuza girdiğinde tüm bedenlerimizi harap eden bir virüsten bahsediyorum. Dikkat etmeliyiz.
 
Her zaman ümit varız. Umudumuzu kaybetmiyoruz.
Hiçbir şey insan varlığından değerli değil. Biz kendi düşüncemizle kendi bedenimizi yönetebiliriz. Titreşimi yüksek, ya da düşük hiçbir varlık insan bedenine direkt müdahale edemez. Biz istemedikçe, izin vermedikçe hiçbir güç buna muktedir değil. Kovma ve savuşturma tasarrufundayız. Ter ile tükürük ile boşaltım sistemi ile bedenimizden her zararlı etkeni atabiliriz. Kendimize yatırım yaptığımız sürece kendimizi tanıdığımız sürece dış etkenler bizi yerimizden edemez. Bunlar neler? Sağlıklı beslenme, motivasyon, doğa yürüyüşleri, meditatif çalışmalar, kişisel etkinlikler.
 
Kendimizi daha fazla tanımaya ve kendimizle geçirdiğimiz anları fazlalaştırmaya ihtiyacımız var.
 
jale kasap, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 191
Kayıt tarihi
: 03.12.16
 
 

12 Mayıs 1971 yılında İzmir/Türkiye'de doğdu. Kevser Yeşiltaş, Tasavvuf, Gizemcilik, Ezoterizm, Ç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster