Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '21

 
Kategori
Üniversitelinin Sesi
Okunma Sayısı
36
 

Çözüm Bekleyen

Sorunu çözüldü mü?

Son zamanlarda memlekette gündem kürt meselesine odaklandı, tartışma bir siyasinin gündeme getirmesiyle başladı ve devam ediyor, siyasetçilerden bazıları böyle bir sorun asla olmadı ve yaşanmadı tezini savunurken, diğer bir gurup tamam vardı ve biz çözdük diyor ve akabinde red inkar asimilasyonun olduğunu kabul ediyor, geri kalan siyasetçiler hepsi böyle bir sorunun olduğunu ve çözüme kavuşturulması gerektiğini söylemektedirler.

Doğuda okullarda hemen hiçbir yerinde Kürtçe dil seçenekleri yoktur, aslında verilere göre binden fazla atama bekleyen Kürt öğretmen varken bir türlü atanmıyorlar ve Kürtçe dili toplumda sadece bir şifai derecesinde kalmaktadır.

Kürtçe dilin öğreniminde üç maymunu oynayanlar ilerde siyasetten bedel ödeyecekleri kesindir, nasıl ki devlet okullarında ingilizce vs. diller zorunluyken kurtuluş savaşına katılmış bir halkın ana lisanına bigane kalmak herhalde bölge halkıda hoş karşılamaz. Mesela TBMM de kürsüde yapılan Kürtçe konuşmalar kayıtlara bilinmeyen dil olarak geçmektedir.

Hz. Ömer zamanında müslüman olmuş ve içerisinde büyük beyinler ve komutanlar yetiştirmiş böylesi bir halkın diline kayıtsız kalmak gelişen dünya koşullarında çok zordur eskiden yaptıkları ve herhangi bir metodla geçiştirilemeyecek bir sorundur.

Avrupa Birliği birlik hedeflerinde yada konseplerinden bir tanesi de azınlıkların korunması olmuştur, yani her halk kendi ana lisanını konuşabilme ve o dille hayatını idame etme olasılıklarını getirmektedir.

Mesela Hollanda iki dil konuşuyor biri Friesland dedikleri bir bölgedeki halkın konuştuğu lügat, diğeri normal Hollandaca dediğimiz lugattır, Belçika üç dil konuşuyor Flamence Fransızca ve Almanca, İsviçre dört dili konuşur Fransızca, İtalyanca, Almanca ve Rusça . bu ülkelerde herhangi bir bölünmeden bahsedilmez.

Her ne hikmetse kurtuluş savaşına katılmış bir halkın ana lisanı yani lügatını talep ettiğinde hemen bir takım bölünme tartışmalarını da beraber getirmektedir. Tabi bunu kabul etmek mümkün değildir. Ana lisani doğuştan bir haktır hiç kimse kendi kirli siyasetine alet etmeyecek kadar nezihtir.

Bu soruna bigane kalan bedelini mutlaka ödeyeceketir. Özgürlüklerin yolu temel hak ve hürriyetlerden geçtiğini bütün dünya sosyologlarının kabul ettiği ve birleştiği bir konudur. Hal bu iken özgürlükleri çoğaltmaktan başka bir çare bulunmamaktadır.

Bu sorunu kökten çözen ve ülke gündeminden düşürmeyi başaran siyasetçi her kim olursa tarihe geçecek ve bağlı bulunmuş olduğu siyasi hareket kendilerini tıpkı Amerikada olduğu gibi yüz yıllara taşıyabilecekler.

Bunun çözümü ise sadece dil konusunda değil din ve vicdan hürriyetinden de olabildiğince yaygınlaştırmak herkesin kendi kültürlerini ve dillerini kullanabilme özgürlüklerinin fırsatını vermektir…

Buna direnen siyasetçi tarihin kirli sayfaların içerisinde yerlerini alacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın…

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 71
Kayıt tarihi
: 10.09.20
 
 

Bilimsel olarak yaklaşan, Tarihte ve günümüzde yaşananları kanaatine ve vicdanına uyarak yorumlayan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster