Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '11

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
633
 

Çözüm oyunda saklıdır: Margin Call

Çözüm oyunda saklıdır: Margin Call
 

2008 ekonomik krizinin etkilerini ve sancılı sürecini beyazperdeye aktaran Margin Call 2011 Sundance Film Festivali'nde dünya prömiyerini yaparak Berlin'de "Altın Ayı" için yarışmıştı. Stratejik oyunlar ile festivalde ilgi çeken Margin Call'u ülkemizde izlemek size zevk veriyorsa o halde önden buyrun!

Ekonomik krizin yaşandığı şu son günlerde, sistemin çöküşüyle beraber küresel emperyalizmin silah haline dönüştürülüp namlusunun bize doğru yöneltilmesi iç çekişmeleri tetikliyor. Böylece, bu iç çekişmelerden dolayı kendisine yer edinen "canavar" lakaplı kapitalizm ana malın gücünü bir kez daha öne çıkartıyor. Ne pahasına?

Hiyerarşik düzenin yaptırımı

Hatırlayın her zaman güçlünün güçsüzü ezdiği bir düzen vardır. Bu düzeni hiyerarşik düzen diye tanımlamak mümkün. Kademe kademe basamakları çıkarken yapılan hileler, dönmedolap tarzında oynanan oyunlar ve insanlara kazık çakmalar ekonomiyi daha da çalkalandırıyor. Ekonomi adeta depremde sallanan bir beşik gibi... Tabiri caizse yedi şiddetinde sallanıyor. Altyapı ne kadar güçsüz olursa bir yapı o kadar kolay hayatını kaybeder. Ne kadar güzel demişler "Bir çınar kolay devrilmemeli" diye... Mesela bir hayvanın önünden yemeğini almak basit bir eylemdir; insanlarda da aynı durum söz konusu. Çünkü bile bile lades diyorlar. Kandırılmamayı başardıklarında zaten dengeler değişecektir. Önce üretim ve tüketim meselesini çözmek gerek. Ama genel itibariyle "tüketim" o kadar almış başını yürümüş ki üreticiler, ne yapacakları konusunda kafaları iyice karışmış. İşte burada devreye basit bir mantık giriyor: "Oyunun içindeki strateji" ya da diğer bir deyişle Oyunun içindeki oyun..."

Politik ve stratejik oyunlar

Stratejik plan her zaman risk uygulayana göredir. Burada yazılanları daha detaylı bir şekilde özetleyen Margin Call; krizi erteleyen geçici çözümlerle günü kurtarırken, düzeni bozan kaosun; ahlaki çıkmazın eşiğinde daha da güçlenmesi, kendilerine güvenerek yatırım yapan müşterileri zor duruma sokuyor. İşin kötü tarafı müşteriler bu vaziyetten haberdar edilmiyor. Tipik işten çıkarma olaylarına farklı bakış açısıyla yaklaşan Margin Call politik oyunların katbekat artışını irdelerken; şirketin içinde yaşanan gerilimli dakikalar acaba "Aramızda bir köstebek mi var...?" sorusunu sordurtuyor. Köstebeği bulup ve tüm düğümü çözebilecek miyiz? Hayır. Çünkü çalışanlar herşeyden bi haberler. Diğer bir taraftan işten çıkarılan Eric'in psikolojik sorunlar ile boğuşması ilk başta tüm şüpheleri Eric'in üzerine çekiyor. Ama şu da bir gerçek ki; Eric'in işten çıkarılmadan öce üzerinde çalıştığı dosya Wall Street yatırım bankası için büyük bir risk. Ne varsa o dosyada var zaten. Ancak sorunların çözümü "Son pişmanlık fayda etmez" sözüne dayanmıyor bu sefer.

Avlama taktikleri ile kapitalizmin zorlayıcı gücü

Wall Steet şirketinin yönetimi kendileri zarar görmeden diğer çalışanları, çıkarları için harcamayı tercih ediyorlar. Amaçları yakayı ele vermeden, sıyrılmak. Çıkarlara dayanan ilişkiler ve bu ilişkilerin kötü amaçlara davetiye çıkardığı güvensizlik duygusu, şirkettekilerin beyinlerini tıpkı bir fare gibi kemiriyor. Sorunun kaynağını doğru çözmek yerine gerilimli dakikalar eşliğinde sorun uçurumdan yuvarlanarak daha da büyüyor sanki... "Kapitalizm'in kölesi" haline bürünüyorlar desek daha doğru olur. Peki, bu sorundan kurtulmak mümkün değil mi? Elbette mümkün. Bu sorundan kurtulmanın 3 ana maddesi var: Birincisi; akıllı ol, ikincisi; ilk ol, üçücüsü; ise hile yap. Fırtınalı kapıdan kendisini göstermeye çalışan Wall Street bazı çalışanlarına yem atarak ekonomik krizi atlatmaya çalışıyorlar. Buradan hareketle; bir devletin çöküşü de ekonomik kriz ile ilişkili değil midir zaten? Filmdeki Wall Street de koskoca bir devlet niteliğinde. Wall Street kadar güçlü 1860'lı yıllarda kurulan ve varlığını 2008'e kadar sürdüren sabit hisse senetleriyle çalışan Lehmen Brothers için de durum bundan farksız değildi. Her ikisini ortak paydada birleştirmek yönetmen Chandor'un en önemli başarısı bana kalırsa.

Büyük balık küçük balığı yer

Nihai olarak yapbozun parçalarını tamamlamaya çalışan Margin Call büyük balığın küçük balığı yediği piyasada günah keçiliği yapmaktan ödün vermiyor. İşleri doğru yapan kazanır, yanlış yapan ise kaybetmeye mahkûmdur fikrinden yola çıkan büyük patron John Told (Jeremy İrons) işten çıkarma işlemlerini büyük bir soğukkanlılıkla sürdürüp gençlerin harcanmasına izin veriyor maalesef. Çünkü tecrübeli eleman daima bir adım öndedir.  Bu tabuyu henüz yıkamamış olması da iş yaşamını derinden etkiliyor. Buraya kadar anlatılanlar filmin belkemiğini oluşturan hikâye örgüsünü anlamlandırırken o hikâye örgüsünde sürekli argo kelimelerin kullanılması ya da küfür edilmesi diyalogların altının doldurulamadığı izlenimini uyandırıyor. Öfke patlaması yerine; çalışanlar isteklerini açıkça ifade etselerdi film tadıdan yenmezdi.

Satranç ile şah mat etme

Genel olarak değerlendirdiğimizde oyunculuk açısından fazla birşey vaat etmeyen Margin Call sanırım sadece bize bilgi vermeye programlanmış. Tabi filmi teknik açıdan da değerlendirmek lazım. Baştan sona kadar ağır aksak işleyen sahneler ekonomi ile ilgisi olmayan seyircileri biraz sıkarken, yönetmen J.C Chandor ise onları perdeye bağlamanın yolunu bulamamış sanırım. Ama buna rağmen ekonomik terimlerle dolu filmin en ilginç tarafı atıfta bulunulan esprili deyişler. İş yaşamındaki stres nedeniyle çözüm odaklı olabilmenin ancak piyonlarımızdan vazgeçince gerçekleşeceğini savunmakla kalmayarak; etraflıca uygulayan Margin Call bunu başarıyla ortaya koyuyor. Hazır söz piyonlardan açılmışken; satranç oyunundaki stratejik uygulamayı aynen filme uyarlayan J.C Chandor'un tek bir kuruluş üzerinden gözlem yapması ise filme yaftalanması önem arz eden detaylardan.

Netice itibariyle; Margin Call şah mat tekniği ile zekice hamlelerini birleştirip patronların dikkatini çekmeye çalışan belgesel-vari bir film.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 829
Kayıt tarihi
: 24.05.10
 
 

1982 yılında İstanbul'da doğmakla başlayan hayatım, 10 yaşında yazı yazmakla ve her yazdığını kod..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster