Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '08

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
261
 

Çözüme odaklanalım

Çözüme odaklanalım
 

Çinlilerin bir bedduası ile başlamak istiyorum. Kızdıkları insana, ''Allah seni geçiş döneminde dünyaya göndersin'' derlermiş.Evet bir geçiş dönemi insanı olarak hep düşündürür beni bu sözler. İşin beddua yönü bir yana gerçekten, özel hem de çok özel bir süreçte dünyada beden almanın gözü pek yolcuları gibiyiz. Ama yaşamın içinde akıp giderken hiçte öyle olmuyor, yakınıyor, yıkılıyor, hep negatife, çözüm yerine soruna odaklı, etkisel olmak yerine tepkisel davranışlar içindeyiz. Olumsuzluk gücümüzü kırıyor, bizi aşağıya çekiyor, çekiyor.

Seneler önce bir kitapta iki kurbağa hikayesi okumuştum. ''İki kurbağa bir kavanoz sütün içine düşüyorlar, birisi çırpınarak can veriyor diğeri onun ölümünü seyrediyor. Seyreden hayır ben onun gibi ölüme teslim olmayacağım, çare bulacağım diyor, mücâdele sonunda ayakları altında, bir yağ tabakası oluşuyor, yani bir kitle, o da basarak sıçrıyor ve kavanozun dışına çıkmayı başarıyor''.

Evet bu güzel hikayede ikinci kurbağa ölen arkadaşını izlerken çözüme odaklanmasaydı, o da diğeri gibi ölecekti. İşte bizim bugünkü durumumuzda bu. Biz kurtulmak yerine ölmeye odaklanmış kurbağa gibiyiz. Her konuda benzeri davranışları sergileyerek UMUDA yönelenlere de kızıyor, hadi ölelim gel gel, hadi ölelelim gel diyoruz.

Adı üstünde ''GEÇİŞ''dönemi biz bu süreçten geçeceğiz ve bitecek, benim isteğim kavanozun dışına fırlamayı başararak. Bu da ağlayarak, sorun odaklı olarak değil. Bir defa şu beyin programımızın sorun odağını çözüm odağı ile yer değiştirelim, ibreyi çözüme kaydıralım. Yaşamda önümüze çıkan en basit olaylarda denemeye çalışalım, göreceğiz ki basit bir değişiklik bizi büyük mucizelere götürecek. Evren bizden âdetâ zoru başarmamızı istiyor, yaşatarak, göstererek üstümüze üstümüze gelerek ağlama başar diyor sanki. Ve diyor ki.

Bir atari ekranında gibiyim,
İçimdeki BEN,
Oynuyor benimle sanki,

Oyunun kuralı,
Sekiz şiddeti de olsa,
Kalabilmek ayakta,

Olmayan kuralları,
Varmış gibi saymakta,
Olmayan ilkeleri, erdemleri,
Varmış gibi aramakta.

Üstüne gelecek herkes,
Kaosla baş edebileceksin,
Herkes BENNNN derken,
Sen biz diyebileceksin,
Bu ticaret kafayla,
Almadan vermeyi,
Sevilmeden sevmeyi,
Bilmem nasıl becereceksin?

Oyunun Kuralı yukarda,
ÜST BİLİNÇ in sırrına
Ersin erebilen bu atari ekranında.

17 Ağustos 1999
Şerife Karaçayır Mutlu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şerife'ciğim, hem yazını, hem de seçtiğin fotoğrafı çok beğendim. Ancak bu kadar konuya uyan fotoğraf olabilirdi. O fotoğraftaki adam gibi hissediyordum kendimi uzun süredir. Çözüme odaklan dedin bana. Basacağım yeri rahatça bulabilirim sayende. Kavanozdan kurtulan kurbağa diyebilirsin artık bana:) Dua et de ayağımın altındaki yağ çabuk biriksin:) Sevgiyle canım arkadaşım...

Tülin Aksoy 
 27.11.2008 23:07
Cevap :
Canım arkadaşım; geçmekte olduğumuz süreç,gerek kişisel gerekse toplumsal,bizden;olayların bizi kontrol etmesini değil,bizim olayları kontrol ve yönetmemizi istiyor.Bireysel krizlerimizin üstesinden gelemezsek,bizden nasıl kitleler oluşur?Ancak bir çobanla güdülen sürüler oluruz.Bana göre toplumların yükselişi kişisel yükselişlerle olur.buda çözüme odaklı,krizi yönetebilen,kaosta dengeyi bulabilen,bindiği atta ,atın istediği yere gitmek değil,kendi istediği yere atı götürebilen,bir yaşam ustası olmamızı istiyor.Atlamaya çabaladığımız her uçurum,psikolojik kaslarımızı geliştirmekte. Kavanozun dışına atlamak üzere oluşun ,beni çok sevindirdi.Ayağının en sağlam zemine basabilmesine gönlümle,sevgimle dua ediyorum.Sıçrayabileceğinden kuşkum yok,yüreğim seninle.Biz güçlenelim ki,güçlü toplumlar yaratalım. arkadaşlığımızdaki bana yüklediğin anlamlarla duygulandım.Sağ o varol.Sonsuz sevgi ve dualarım seninle.SEVGİLERl  28.11.2008 11:53
 

Yine derinden damara işleyen bir yazı ve onu tamamlayan dizelerle, UMUT döktürmüşsün. Diğer yorumlar da yazıya farklı bir tat katmış. Ersin Bey haklı, Çinlilerle epey mücadelemiz oldu, o bedduayı etmişlerdir garanti. Batıya koşmaya başladığımızdan beri hep geçitlerle karşılaştık ve mucize kabilinde aştık. Yine aşacağımızdan eminim. Kalemin daim olsun. Sevgiler...

Ayten Dirier 
 27.11.2008 23:01
Cevap :
Evet,yine bir mucizenin eşiğindeyiz.Bunu gerçekleştireceğimizden eminim. Söylemeye çalıştığım,ağaç ,ağaç olduğunu idirak edemezse,orman olmayı nasıl başarbilir?Sevgili Ersin Bey'in verdiği cıva örneğinde olduğu gibi,dökülen damlaların her biri bir yere dağılır elbette,ama damla kendini idrak etmeli,moleküler düzeyde bir bilinç kazanmalıki bütün anlamlansın.Yoksa günümüz fotoğraf,bilinçleri örtüler altına alınmış,güçlerin manüple ettiği,sürülerle nasıl bir kitle bilincine erişilir?Psikolokların kapısı depresyonlu,panik ataklı hastalarla dolu,kişisel,bireysel gelişmesini tamamlayamamış bir sürü ancak,kara enerjinin örgütü olur.Kurtuluş;ağaç kendini idrak etsin ki orman olsun. ''Önce içindeki parçları bütünlemelisin çekirge/Çünkü tümden geldin/Burdaki amacın TÜME gitmeye''ŞM: Kalemlerimizden damlayan mürekkep hep aynı deryaya hizmet eden damlalar,seninde aydınlık yüreğin ve kalemin susmasın.Katkılarına teşekkür ederim anlam kattın.SEVGİLER.  28.11.2008 12:35
 

Tek başına, yalnız, örgütsüz, dayanışmadan yoksun bir insanın 'çözüme odaklanması' sadece kendi nefsine yönelik, bireyci, bencil getiriler sağlayabilir (ki mevcut sistem de bunu özendiriyor zaten -'atari' imgesi ile verdiğiniz gibi). Birlikte, kitleler halinde çözüme odaklanmalar ise muhteşem sonuçlar doğurur. Tarihin akışı dahi değişebilir. Bu da azim, kararlılık, mücadele gücü ve sağlam bir bilinç gerektirir! İstenilen sonuçlara konjonktürler nedeniyle tam ulaşılamasa da er-geç ulaşılacağı hususunda özgüveni her daim diri tutar. Siz de zaten "...biz diyebileceksin..." ifadesiyle bu yaklaşımı tümüyle özetlemişsiniz. Bir de şu Çin deyişi ilginç geldi bana. Tarihteki, ilk anayurdumuzdayken yoğun Türk-Çin ilişkileri göz önüne alındığında, acaba Çinliler bize bed dua mı etmişler demeden kendimi alamadım:)) Hep 'geçiş', hep 'geçiş' süreçleri...Elinize, zihninize, yüreğinize sağlık efendim. Dostça saygı, selam ve sevgilerle...

Ersin Kabaoglu 
 27.11.2008 10:43
Cevap :
''Yere savrulmuş civa taneleri'' çok güzel bir imge şiir gibi. Büyük Usta Nazm Hikmet'in ogüzel sözleri ''Bir ağaç gibi tek ve hür/Ve bir orman gibi kardeşcesine''sözü bittiği yer. Güzel yorumunuzla anlam kattınız,teşekkürler sevgi ve saygılar.  27.11.2008 19:01
 

Merhaba; Çözüme odaklanma, önce inanma UMUT. Sonro çözüme odaklanma, Hani iş bölümü gibi bir şey. Herkesin yapacağı işi bilmesi ona odaklanması üretimi artırma .Tümevarımla bir bağlantısı var mı acaba.

Yapukay 
 27.11.2008 8:41
Cevap :
İnanç ve UMUT yoksa biz yokuz zâten Sevgili Yapukay. Vücudu meydana getiren organların birliği gibi,ne böbreksiz nede kalp olmadan olamayacağı gibi.Tüm organlar hem kendi görevlerini yapııp,hemde bütünün ritmiyle bir olduğu gibi. Yorumunla,yazıma renk ve anlam kattın ,teşekkür ediyorum sevgilerimle.  27.11.2008 19:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 1049
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 574
Kayıt tarihi
: 05.02.08
 
 

Evrenin dilini çözmeye çalışan; sevenlerin diyarından, yeryüzüne sevgi elçisi olarak gelen, dünya ay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster