Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
140
 

Çözümsüzlükler (imiz) 1

Çözümsüzlükler (imiz)  1
 

Merhabalar;

Yaşamda her olayın çözümü olduğuna inanırız genelde yanıldığımızı hiç düşünmeden...

Oysa öyle olaylara şahit oluyoruz ve bizzat öyle olaylar yaşıyoruz ki, çözümü yok, YOK!

Örnek:

Çiftçinin,  tarımla  ekerek biçerek ailesinin geçimini sağladığı  tek arazisi var...

Bir gün geliyor bakıyor ki, kendisinden evvel davranan birisi, tarlasını sürmüş ve ekmiş...

Ne yapacağını şaşırır. Araştırma yapar sonuç alamaz. Bilenler de belki korkularından söylemiyor olabilirler...

Resmi makamlara başvurur, "tarla senin, mahsul de senindir" derler...

İkilemler yaşamaya başlar zihninde:

a)  Mahsulün büyümesini bekleyip ürünü hasat etse, karşısında eli silahlı birisini bulacak, kendisi ve ailesinin canı tehlikede...

b)  "Tapusu üzerimde, tarla benim değil mi" diyerek tarlayı yeniden sürse, farklı bir ürün ekse...Yine eli silahlı kişiyi  karşısında bulacaktır, emeklerinin heba edildiği gerekçesiyle...Yine can derdine düşer...

Ailenin tek geçim kaynağı olan tarlasını özgürce ve de  korkusuzca ekip biçemiyor. Resmi kurumlar ise  "ek- biç, tarla senin" diyorlar...

Bu durumda ne yapılır değerli okur?

Silaha silahla mukabele etmekten başka çare var mıdır? Böyle bir durumda ortalık kan gölü olur ve iki taraftan çok sayıda ölümler kaçınılmaz hale gelir...

Şu sıralar Güneydoğu'da  sıkça yaşananlar bunlar...

Can ve mal güvenliği yetersiz...Devletin önlemlerinden söz etmek mümkün değil...Yasalar var mıdır, varsa hükümleri nelerdir?  Ama gel gör ki işlemeyen, işletilmeyen  maddelerin olduğu tahmini var...

Devletin masum vatandaşını koruması şart, mağduriyetini önleme açısından...

En azından tarlayı  zorla kullanan-kullanmak isteyen kişiyi hapse atması gerekir.

Devleti  kendisini korumadığı zaman, vatandaş kendisini koruyacaktır  ya silahlanarak ya  da başka illegal yöntemlere baş vurarak...

Olması gereken bu değildir tabii...

O zaman  yüce devletimiz  şunu mu söylemek istiyor "vatandaş, kendisini korusun ama  legal ama illegal yöntemlerle...

Bu, silahlanmaya teşvik  değil midir?

Mantığın dışındaki bir durumdur,  

Bir çözümsüzlüktür ve mutlaka bir çözümü olmalıdır...

**********

Gözünü kan bürümüş adam kinini  kusarak acımasızca birkaç  kişiyi birden öldürüyor. Yakalanıp ifadesi alınıyor ve bilmem kaçıncı madde kapsamında  çok az bir ceza verileceği biliniyor...

Mahkemede, öğretildiği üzere  kravatını düzeltip boynunu sağa eğerek ifade verir  ve hakime  mahzun, melül bakarak "pişmanım efendim" der. Bu "iyi halinden dolayı" cezası hafifler  alacağı cezanın  nispi bir kısmını yatar  ve bir kaç sene sonra yine  aramızda,  "yeni cinayetlerine devam edebilirsin" dercesine... 

O zaten cinayetlerini tasarlarken bu durumu biliyordu, idam cezası da kalktığına göre, kısa zamanda özgür kalacağını hesaplamıştı...

Devletin koruyucu kanatlarından nasıl söz edebiliriz?

"Devletin koruyucu kanatları masum ve mağdurdan ziyade, suçluları korumak için mi var" sorusu zihinlerimizde cevap aramakta...

İdam yok, cezalar yetersiz, hafifletici yanları daha çok...

Masum vatandaşların güvenliği nerede?

Çok zor değil aslında...Katilin birden fazla cinayeti var, ağırlaştırılmış müebbet uygula...Masraflı ve devlete yük olması istenmiyorsa, çalıştır katili gerekli hizmetlerde...Ağaç diktir, garsonluk yaptır daha ziyade aşağılayıcı alt hizmetlerde bilhassa zor tahammül edilen kanalizasyon işçiliklerinde yarım yevmiye ile...Ama hep ve ömrünün sonuna kadar...

Bunlar yapılmadığı takdirde;

"Ey  öfkeden köpürmüş hıncını alamamış kişiler, haydi iş başına, kendi sorunlarınızı kendiniz çözün gerekiyorsa silah kullanın,  biz arkanızdayız, cezalarınız da az olacak"  şeklindeki gizli bir anlam, masum vatandaşın vicdanlarını yaralamakta...

Cezaların ağırlaştırılması ve idamın geri gelmesi şarttır aksi halde, toplumsal kaosa gider ki;

Bu bir çözümsüzlüktür...

**********

Ömrünü tamamlamış bir kişi ölüyor. 

Varisleri mal paylaşımına gidiyorlar.

Önce rıza ile...Varislerden biri sorumsuzca yaşamış, gününü gün eylemiş ve bir dikili ağacın sahibi bile olmamıştır...Miras olayı bir şanstır bu aile için...

Diğer kardeşlerin durumu iyidir,  işleri, evleri arabaları vardır.

Paylaşımda  "eşit pay" esastır...Durumu zayıf olan:

-Sizde var, ihtiyacınız yok sizin...

Diyerek mirasın tamamına konmak ister. Diğerleri:

-Ölüm hak, miras helal, eşit  şekilde paylaşacağız...

Diye diretince  anlaşma mümkün olmaz ve iş mahkemeye intikal eder...

Mahkemeler, ah o mahkemeler...Eskiden kağnı arabaları vardı, Kurtuluş savaşımızda top ve mermi taşıyan...Ama öküzler çektiği için de çok yavaş yol alırdı...

Bizim mahkemelerimiz de kağnılardan daha yavaş  yol almakta...Dava süreci içinde akla gelmeyecek sebeplerden, örneğin;

Soyadı düzeltmesinden erteleme...

Doğum tarihinde ay farklı yazılmış erteleme...

Bu tapu eski tapulardan, yenisinin çıkarılmasına diyerek erteleme,

Eski tapu-yeni tapu ada pafta sayıları tutmuyor diye bir erteleme daha,

Gayri menkul 18 e  giriyor, satılamaz şerhiyle madde dışına çıkarılması,

Bilirkişinin rayiç bedel tespiti ile masraflar ve erteleme...

Satış kararı...

Sevinir diğer varisler...

Bu defa maliye itiraz edermiş bir gayrimenkulün düşük fiyat gösterilmesine...

Yeniden bilirkişi yeni fiyat belirler...

Bütün bunlar, 2 veya üç aylık aralıklarla...

Satış uygulanacakken,

Bir gayrimenkulde adresi  tespit edilemeyen bir varis olduğu,

Yaşıyorsa gazete ilanlarıyla aranması...

Uzun bir süre o kişinin beklenmesi...

Yine satışa geçilecekken,

Hisseli bir tapuda varislerden birinin borcuna karşılık  banka ipoteği engeliyle resmi prosedürün yürütülememesi...

Diğer varisler de bu uzun süre içinde  tek tek ebediyete göçtüler ki asıl onların hakkıydı faydalanmak... 

Her varisin ölümünde davanın yeniden açılması, yeni veraset ilamları, yeni belgeler...

Ve dava devam ediyor...

Ölen kişi 33 sene evvel ölmüştü...Allah rahmet eylesin Zehra anne'ye...

Bu dava bizim davamız...

Bu işte bir gariplik yokmu?

Kesin paylaşma olmadığı için 33 senedir  kira ödemeksizin evde oturan durumu zayıf varis, 29 sene bahçelerden ve diğer gayrimenkullerinden istifade eden yine  aynı varis, şu anda paylaşılsa bile hiç nemalanmayan diğer varislere haksızlık yapmış olmuyor mu?

Örneğin, zamanında paylaşılsaydı o araziler;  bize ait olacak dönümlerce araziyi cevizlik yapacaktık. 29 yaşındaki ceviz ağaçlarının şu andaki verimini tahmin edersiniz ki  biz bundan mahrum kaldık...

Devletin, uzun zaman paylaşılamayan  gayrimenkulleri kamulaştırarak,  ucuz-pahalı ihale yoluyla satışa çıkarıp, bedellerini  hisseleri karşılığında  varislere  ödemesi gerekirdi...

Vatandaş mağdur...Devletin mağdur ve masumun yanında olması gerekmez miydi?

İşte bir çözümsüzlük örneğimiz daha... 

Devam edecek.....

Selam ve saygılarla...

Yurdagül Alkan.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hak sahiplerine haklarını zamanında teslim edemeyen adelet,yaşamın her alanında sıkıntı ve sorunların çoğalmasına neden olarak toplumsal hayatı sarsıp onun zayıflamasına ve kaosuna sebebiyet verir...Çok güzel bir çalışma,sayın Alkan.Elinize ve yüreğinize sağlık.Selam ve saygılarımla..

Abbas Oğuz 
 02.09.2013 23:39
Cevap :
Değerli öğretmenim, geç gelen adalet, "ADALET DEĞİLDİR"...Zamanında olmalı her şey...Şimdi paylaşılsa eşit eşitine, o mirasta adaletten söz edilebilir mi? Ülkemizde hakça yaşamak biraz hayal ötesi. Selam ve saygıyla...  05.09.2013 18:59
 

Ülkemizin acı gerçeklerinden biri bu Yurdagül hanımcığım, Anadolunun pek çok yerinde Cumhuriyet kanunları değil toprak yasası uygulanıyor, kardeş kardeşe kıyıyor, bunu da kim işine nasıl gelirse ve kimin gücü zorbalığa yetiyorsa, umarım sorununuz bir an önce çözülür. Selamlar sevgiler

Cemile Torun 
 02.09.2013 22:43
Cevap :
Ülkemizin geri kalmış yörelerinde toprak yasası ve orman kanunları yani zorbalık hakim. Güçlünün güçsüze tahakkümü, biri haksız kazanca sahip olurken diğeri mağdur ediliyor. Yasalar yetersiz, yaptırımlar yok denecek kadar az ve uygulanmıyor. Onaylamasak da silah "güç" haline geldi. Selam ve sevgilerle...  05.09.2013 18:56
 

Sevgili Yurdagül Hanımcığım, bu bloğunuz bana annemin yıllarca işle(tile)meyen sözde var olan adalet yüzünden yaşadıkların(m)ı hatırlattı. Babama satılan daireyi, inşaat sahibi (müteahhit) aynı anda dört farklı kişiye satıyor. Tuttuğumuz sözde avukata karşı taraf sürekli para yedirip yıllarımızı çaldılar. Hala ahımız onlara devam etmekte...Zor arkadaşım ZOR! Aslında sizin hakkınız olan ve hiçbir zaman sizin olamayan daireniz veya hakkınız göz göre yeniyor...Sevgiler ve selamlar.

Sündüs Akkaya 
 28.08.2013 11:06
Cevap :
Sündüs hanım, aynı şey bizim başımıza da geldi. Çalıştığım banka, 10 yılını tamamlayanlara ev kredisi veriyordu. Antalya'da tamamlanmakta olan bir apartmanın üçüncü katından bir daireyi Rize'li bir müteahhitten satın aldık. İpotek olacağı için tapu kayıtları tamamlandı, dairedeki ufak eksiklerine rağmen...Genç müteahhidin ilk inşaatıymış, kısa zamanda hızlı yol almak istemiş. Ve, bizi arayan arayana...Bizden evvel yedi kişiye daha satıp peşinatlarını almış. Adam vınnn, ara ki bulasın, diğerleri mağdur oldular Sündüs hanımcım, bu dünya haram yiyenlerin ve dolandırıcıların dünyası olmuş, yazık! Selam ve sevgilerle...   30.08.2013 23:38
 

Kardeş matematikte çözüm kümesi, boş küme olana sorular var. Sizin ortaya attığınız problemleri de oraya havale ettim ben:) Saygılarımı sunuyorum.

Halil Güven (Sökeli) 
 27.08.2013 23:49
Cevap :
Beraberce oraya havale edelim Halil öğretmenim, selam ve saygıyla...  30.08.2013 23:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 321
Toplam yorum
: 5681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1667
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster