Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Aralık '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
333
 

Çukurlar ve Yüksek Duvarlar Arasında Biz

Çukurlar ve Yüksek Duvarlar Arasında Biz
 

Sıradan bir vatandaş sıradan vatandaş olduğunun bilincinde olmakla birlikte güven duymak yaşadığı yerde güven içinde yaşamak ister.

Düşünce dünyasının sınırları olduğunu pek fazla sınırları olduğunu fark etmez. Çünkü bir grubun içinde yaşamak zorundadır. Genellikle yaşadığı grup içinde fikirlerini ifade ederken özgür, fikirlerini başka yerlerde açıklarken ise; tepki çekebileceğini bilir.

Birbiriyle yan yana mahallelerde yaşayan insanların dahi dünyaya bakışları çoğu zaman farklı olabilir. Gecekondu biter, gökdelenler başlar. Gökdelenlerde yaşayan insanlar ile gecekonduda yaşayan insanlar genellikle birbirlerinden oldukça farklı bir dünyada yaşıyormuş hissi uyandırırlar.

         Kamplaşmalar gruplaşmalar bir ülkenin birlik beraberliğine konulmuş bir dinamit demekken, bir grubun söylediğinin ne kadar doğru olduğuna bakılmaksızın grubuna bakılır hale gelir ki, lisanlar aynı olduğu halde birbirine tamamen yabancı gruplar meydana gelir. Birbirlerinin sorunlarıyla asla ilgilenmeyen, çoğu zaman acısından zevk alınan durumların ortaya çıkardığı bölünme artarak devam eder. Grup üyeleri samimi olarak birbirleriyle oturup konuşsalar belki birbirlerinin ne olduğunu, ne olmadığını veya fikirleri arasında o kadar da keskin farklar olmadığını görebileceklerdir ama onlar asla bir arada, bir ortamda bulunmazlar.

         Birleştirmesi gereken idealler, fikirler nedense insanları ayrıştırır. Siyaseten hangi ideoloji fikirde olursa kimin iktidar olduğu nedense hep bellidir ama yine de gruplar aidiyetlerince düşünürler. Hatayı kimse kendisinde aramayı tercih etmez. Hatayı insanın kendinde arayabilmesi oldukça zordur ve genellikle ruh dünyası ile dış dünyası arasında denge olan yüksek özgüven sahibi kişiler belki bunu başarabilir. Belki diyorum, çünkü gerçekten de insanın hatasını bulması çok zordur, alışır, kanıksar, doğru kabul eder. Bu tıpkı kapalı sınıfta otuz öğrenciyi aynı sınıfta sıralara oturmuş bir öğretmenin içerideki havasızlığı hissedememesi gibidir. Ta ki dışarıdan bir defter veya kitap almaya çıktığında sınıfın havasızlıktan kokusunun değiştiğini görür. Dericilerde de aynı durum söz konusuymuş. Hayvancılıkla uğraşan insanlarda da özellikle evlerinin altında ahır olan evlerde elbiselere sinmiş bir koku olur. Normalde ev ahşapsa bu koku dışarıdan birinin burnunun direğini kırabilir ama kadere bakın ki, inek normalde sadece süt vermez, daha da fazla koku yayar, metan gazı ortaya çıkarır…

         Herkes birbirine uzaktan bakmayı tercih ettiğinde mesafeler açılır, haklı veya haksız olmak değildir artık önemli olan. Önemli olan statülerdir. O statülerin taviz verilmeden korunmasıdır.

         Dünyada muhtemelen açığa çıkmamış binlerce ideal fikir olmasına rağmen bu fikirler en azından şu anda yeniktir. Ortaya çıkmamıştır. Belki de Hıncal’ın Nez’i meşhur ettiği gibi Nez olabilmek için Hıncal’ını bekliyordur.

         Türk insanı da aslında binlerce yıllık geçmişini birkaç düşüce yapısı ile sınırlandırmıştır. Din bunlardan biridir. Mezhepler var, ait olunan tarikat ve dini diğer alt yapılar var. Diğer tarafta modernite adına okumadan altına imza atılan farklı olmak adına yapılanlar var. Ziya Gökalp var, Osmanlı İmparatorluğu ve onun mükemmel bir büyüklüğü ve gücü var. Geriye bir mit daha kalıyor. Bu da şüphesiz Atatürk ve Atatürkçülüktür. İşin ilginç yanı söz konusu grubun sahip çıktığı her düşünce hali diğerini över, birliği beraberliği tavsiye eder. Köylü milletin efendisidir der, ne olursan ol, gene gel der, gelin canlar bir olalım, diri olalım der. Birisinin tarafındaysanız diğeri ile konuşmanız abestir. Diğerleri haindir, cahildir, namussuzdur, suça meyillidir.  İyi de bir arada oturmadan bir çıkar yol bulmayı, konuşmadan birbirimizi anlamayı nasıl düşünebiliriz. Yarattığımız sanal sınıflar, sanallıkla sayesinde her geçen gün daha birbirine desteğine daha fazla ihtiyaç duyması gereken kesimin birbirini anlamaması, anlamak istememesi ne acıdır!

         Bu toprağın özünde birbirini bir arada tutacak o kadar çok şey var ki, neredeyse adam adama markaj uygulandığından mıdır nedir, birlik olması gerekenler rakip, düşman ve birbirine yabancı hem Anadolu’da hem de tüm dünyada!

         Etrafta o kadar yüksek duvarlar, o kadar derin çukurlar var ki yukarıdan gelmeyen darbe, aşağıdan çukura düşülmeyeceği anlamında gelmiyor. Herkes yaşamının gereği fikrinin tek ve doğru fikir olduğuna inanıyor. Belki de ne çukur var ne de yüksek aşılmaz duvarlar ama biz bilmiyoruz!

        

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1629
Toplam yorum
: 266
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 183
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster