Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
115
 

Çukurlara düşmeden oyunlara gelmeden yaşamak

Çukurlara düşmeden oyunlara gelmeden yaşamak
 

Dağdaki bağdakini bilmez, evdeki yoldakini.


Dünya döndükçe iyi ve kötü olaylar olmaya devam ediyor.

Ayağımızı bastığımız sağlam zeminlerin bir kısmı çürüyor, geçmişin kimi çürük zeminleri sağlam hale geliyor.

Zaman zaman yabancısı olduğumuz sulara, ormanlara, metropollere giriyoruz. Düzenlerini, sistemlerini, planlarını bilmediğimiz yerlerde dolaşıyoruz.

Kimi vakit ayrıntılarını, hassasiyet derecesini bilmediğimiz konularda konuşuyor, bazen yanlışlar yapıyoruz. Duruma göre olumlu ve olumsuz anlamda beklenmedik tepkilerle yüz yüze gelip şaşırıyoruz.

Her durumda çukurlara düşmeden, oyunlara gelmeden yaşamamız gerekiyor.

Kimi yerlerden, konulardan, insanlardan uzak, kimilerine de yakın olmamız gerekiyor.

Cahil, her anlamda tutucu ve fanatik çevrelerden uzak durmak, insanların aşırı duyarlı oldukları konularda özenli konuşmak, davranmak huzurumuzu bozmamamız için olmazsa olmaz hale geliyor.

Yaşam bir yolculuk ve bu yolculukta her birimiz kendi gemimizin kaptanı pozisyonundayız.

Bu yabancısı olduğumuz dünya ortamında bize sunulmuş olan ömrü en uygun şekilde yaşamamız,gemilerimizi fırtınalardan, saldırılardan koruyarak, kurtararak son limana sağlıkla götürmemiz gerekiyor.

Yolculuğumuz süresince sayısız başka yolcuyla, yolculukla karşılaşıyoruz.

İnsanlar, hayvanlar, bitkiler, sudakiler, havadakiler, topraktakiler sayısız yaşama, harekete tanık oluyoruz.

Çeşitli seslerin, renklerin, ışıkların ve bazen de karanlıkların peşine düşmüş canlılar görüyoruz.

Her inançtan, her kültürden, her anlayıştan insanlarla karşılaşıyoruz.

Bizi yabancı gördükleri için, bizden bir şey almak istedikleri için, bizi doğru ya da yanlış nedenlerden ötürü kıskandıkları, düşman kabul ettikleri için kimilerinin en hafiften en ağıra saldırılarına uğruyoruz.

Biz de bize öğretilenlerle, kendi bildiklerimiz ve hissettiklerimizle düşman, rakip ya da tehlikeli gördüğümüz için bazılarına saldırmak zorunda kalıyoruz.

Ailelerimiz pek çoğumuza sokakta karşılaştığımız insanlarla konuşmamamızı öğretiyorlar.

Onlar sokaktaki insanların çok azından da olsa bir kısmından zarar görebileceğimizi kendi deneyimleriyle, tanıklıklarıyla biliyorlar.

Biz kimseye zarar vermiyoruz ama bu kültürle yetişmiş bizim gibi insanlar bizimle de iletişime geçmiyorlar.

Yalnızlaşıyoruz.

Yalnızlık kimilerimizi bileyip güçlendiriyor, kimilerimizi içine kapatıp çürütüyor.

Yalnızlık kimilerimizin daha hızlı düşünmesine, daha çok yorum yapıp sonuçlar çıkarmasına fırsat veriyor; kimilerimizin umutsuzluğuna odun atıp sorunlu, asosyal ve heyecansız kalmasına neden oluyor.

Zaman zaman doğa olayları da bizi ciddi anlamda sarsıyor.

Beklenmedik felaketler; depremler, seller, yangınlar ve diğerleri bir anda kurduğumuz düzenleri altüst ederken,  zor bela kurup içinde huzur bulduğumuz ortamları tamamen ortadan kaldırıyor. Bizi en dipten ve yeniden bir şeyler kurmaya zorluyor.

Yapabilen yapıyorlar ama yapamayanlar birkaç diş aşağı düzeyde, daha kalitesiz koşullarda yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyorlar.

Nüfus artışıyla aynı oranda yükselmeyen refah düzeyleri insanları yaşayabilmek için farklı yerlere göç etmeye, bilmedikleri işlere girmeye zorluyor.

Göç uyarıcı etkisiyle kimilerini güçlendirirken kimilerini göç edilen yerin duruma göre yorup yıpratıyor. Geri dönüşü olmayan bir yolun tam orta yerinde umarsız bırakıyor.

 

Baba olası çukurlara düşmemek için daha çok çalışıyor, anne duruma göre çoluk çocuğunun önemli gereksinimlerini sınırlıyor.  Koşulları zorlayarak bir kenara koydukları küçük birikimleri de ne yazık ki beklenmedik bir giderle yok olup gidiyor.

 

İnsanlar sendeledikleri, düştükleri zamanlar evreni var edenden imdat istiyorlar. Dualar ediyorlar.

 

Tıpkı mevsimler gibi, hava koşulları gibi insanların da koşulları zaman içerisinde değişiyor.

 

İyiler hastalanıyor, hastalar iyileşiyor.

 

Çok zengin insanlar yoksullaşıyor. Çok yoksul insanlar zamanla varlıklı hale geliyor.

 

Mutluluğun ardına düşen insan evlenerek, tatile giderek, işini, çevresini değiştirerek büyük tatminler kovalarken bazen bir anda kendini daha ağır yükleri taşırken, o yüklerin altında ezilirken bulabiliyor. Evlendiğine, tatile gittiğine, işini, çevresini değiştirdiğine bin pişman olabiliyor.

 

Birileri kendi yaşamını, birileri evlerindeki, mahallelerindeki, aşiretlerindeki, bölgelerindeki il ya da ilçelerindeki, ülkelerindeki, dünyadaki dengeleri değiştirmeye çalışıyorlar.

 

Herkes gücü oranında bir şeyleri etkiliyor.

Kendilerini, evlerini, mahallelerini, aşiretlerini, il ya da ilçelerini, bölgelerini, ülkelerini, dünyayı değiştirmekten sayısız insan söz ediyor ama çok azı bir şeyler yapabiliyor.

Değiştiriciler başka insanlardan, sermayelerinden, din adamlarından, siyasetçilerden, güvenlik kurum ve elemanlarından destek alarak kimi dengelere çomaklar sokuyorlar, kimi dengeleri rayına oturtuyorlar. Bazen bir, bazen bin, bazen milyonlarca insanın yaşamını etkiliyor, kaderlerini değiştiriyorlar.

Öte yandan değiştiricilerin büyük hesaplarından habersiz küçük bireyler etnik, inanç tabanlı, sömürü tabanlı tuzaklardan, çatışmalardan etkilenmeden olabildiğince huzurlu yaşamak istiyorlar.

Türkiye'de, Avrupa'da, Rusya'da, Asya'da, ABD'de, Küba'da, Nikaragua'da, Afrika ülkelerinde sayısız aile, birey gemilerini fırtınalı ve sakin havalarda iyi kullanmaya son menzile kadar olabildiğince sorunsuz götürmeye gayret ediyor.

Onların çoğunun büyük hesaplardan haberleri yok. Küçücük dünyalarında kendi küçük hesapları, mutlulukları, kavgaları, sevinçleri, dostlukları, düşmanlıkları var.

Çevreyi gözden kaçırmadan küçücük yaşamlarını sürdürmek, evlatlarını eli ekmek tutar hale getirip mutlu görmek ve son menzile sorunsuz gitmek istiyorlar.

Çok şey bilmiyorlar ama çok şey bilenler kadar yanlış da yapmıyorlar.

Çukurlara düşmeden, oyunlara gelmeden yaşamak istiyorlar.

 

 

03/02/15

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 298
Toplam yorum
: 236
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 234
Kayıt tarihi
: 21.06.14
 
 

Yaşadığımız evrenin oldukça zengin bir yer olduğunun farkındayım.  Bu zenginliğin çok az bir kısm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster