Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '09

 
Kategori
Özel Lezzet Durakları
Okunma Sayısı
468
 

Cumartesi tatları

Cumartesi tatları
 

Bendeniz Söke Ekspres gazetesinde haftanın altı günü köşe yazısı yazarım. Hem yerel, hem de ulusal gündemi yorumlamaya çalışırım. Zaman zaman dostlar arayıp yazılarıma değişik yorumlar getirirler. Son zamanlarda ise Söke’de kimlere selam versem bana “Cumartesi Tatları”nı soruyorlar. Bu işe ben de şaşırdım ama, sanki Cumartesi Tatları bir tarafa, ülke ve ilçe meseleleri bir tarafa gibi oldu.

***

Son olarak, uzun bir süredir görmediğim bir kurum amirini üç gün önce makamında ziyaret ettim. Beni görür görmez taşı attı.

“Vay, hocam, maşallahın var, kilo almışsın.”

Aslında ömrüm boyunca ben hep kiloluydum. Kazara yüz gram versem hemen bir kilo olarak geri alma özelliğim var. Ama sigarayı bırakınca kilo biraz daha arttı. Bu nedenle “sigaradan” falan diyecek oldum, lafı ağzımda bıraktı. “Cumartesi yazılarını okuyoruz hocam. Anlaşılan bu gurmelik sana yaramış.” Dediğim gibi, biz burada yazdıklarımızın çoğundan sadece bir lokma tadıyoruz. Ama madem böyle anlaşılıyor, bu hafta gerçekten tıka basa yediğimiz bir davetten söz edeyim.

***

Jürimizden Halil Özşarlak ağabeyimiz ile Aydın’a gittik. Halil Ağabey beni Rüştü Usta’nın mekanına götürdü. Sevgili okuyucu bu oldukça güzel mekanın giriş kapısı yanına dizilmiş dev balkabakları içeride nelerin olduğunun habercisi gibiydi. Kabak tadı vermiş olmasın ama, yediğimiz muhteşem kebapların üstüne ikram edilen kabak tatlıları inanılmazdı. Üstadımız Fahri Sevil darılmasın da, ben bu saydamlıkta bir şerbet görmedim. Restorandan çıkarken bile aklım da gözüm de hala o tatlılardaydı.

***

Bu geziyi ve yediklerimi Jüri başkanımız Muzaffer İşlekel’e ballandıra ballandıra anlattığımda beklediğim tepkiyi alamadım. O gayet sakin bir ifadeyle:

“Doğru” dedi. “Rüştü Usta’nın kabak tatlıları meşhurdur.”

“Evet, çok da güzeldi…”

“Yalnız, kebap için Hacı’ya götürmesi gerekirdi.”

Son bir hamleyle itiraz ettim.

“Abi, senin dediğin gibi, iştahım kapanmasın diye önceden ayran bile içmedim.”

“Onu iyi etmişsin. Ama Halil Ağabey seni Hacı’ya götürmeliydi. Orada bakır sahanlar içinde…”

İşte böyle anlatmaya başlayınca insanın tok karnı aç oluveriyor. İçinin yağları eriyor. Durduk yerde bu Hacı işini de kafama taktığı için huzurum kaçtı. Ama işte bu konuşmalardan bir gün sonra karşılaştığımızda, sanki konuşulanları duymuş gibi Halil Ağabey de aynı lafı ediverdi.

“Pazartesi günü bir yere söz verme de Aydın’a gidelim. Bu sefer seni Hacı’ya götüreceğim, kebap yemeye.”

Sevgili okuyucu, haftaya sizlere Aydın’da ünlü kebapçı Hacı’nın mekanından söz edeceğim. Bal tadında günler dileğiyle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 116
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 537
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

Emekli öğretmenim. Üç yıldır Söke Ekspres gazetesinde günlük yazılar yazıyorum. 2008 Yılında röpo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster