Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '09

 
Kategori
Özel Lezzet Durakları
Okunma Sayısı
757
 

Cumartesi tatlıları-3

Cumartesi tatlıları-3
 

Bu haftaki cumartesi tatlarına simitle başlayacağım. Daha doğrusu çocukluğumuzdan bu yana kullandığımız ismiyle, “çıtır gevrek”ten söz edeceğim.

Söke’de iki türlü simit yapılırdı. Birincisi çıtır gevrek ve ikincisi de tatlı maya simit. Daha sonraları bir ara İzmir gevreği adıyla hafif şekerli büyük simitler de yapıldı da, pek tutulmadı.

Zaman içinde önce tatlı maya simidin hoş aromasıyla yumuşacık pamukluğu gidip daha ekmeksi bir hale döndüğünü gördük. Ama en büyük değişim çıtır gevrekte yaşandı. Ona adını veren çıtırlığını kaybedip adeta lastik gibi bir hal aldı.

Gevrek fırınlarında tezgahın üstünde küçük bir kazan olur. Bu kazanlarda eskiden pekmezli ısıtılmış su bulunur, simit önce bu kazana, sonra susam tepsisine oradan da fırına atılacağı kara tavalara alınarak pişirilirdi. Önce kazanmayı düşünen anlayış ne yazık ki zaman içinde suyun içine konan pekmezi kaldırdı. Gevreğin de çıtırlığı kalmadı. Bilmem farkında mısınız, artık gevrekler fırından çıktıktan yarım saat sonra çıtırlığını kaybedip lastik gibi oluyorlar.

Yine de gazetede bir nostalji yaşadık. Söke Ekspres’ten dostlarla bir öğle yemeğini gevrekle ve peynirle gerçekleştirdik. Eski gevrekleri anaraktan…

Gevrek ziyafeti Kadir Kalaycı’dan geldi. Peynirler Albayrak Caddesinde Cavit Usta’dan alındı. Çaylar da sevgili Mehmet kardeşimizden.

***

Evet, sonunda kabak tatlısının yapılışını öğrendim. Üstadımız Fahri Sevil daha fazla direnemedi. Kaymakam Bey’in de telkinleri sonucu tatlının yapılışında bana yanında yer verdi ve işin inceliklerini öğretti.

İş bununla da kalmadı. Nefis Adana kebabı ve yine ünlü kasap köftesinin yapılışında da yanı başındaydım. Ustama yardım ederek kendisinden el aldım. Birlikte yaptığımız köfteler öylesine büyük beğeni aldılar ki, adeta daha ilk seferde efsane oldular.

***

Sayın ağabeyimiz Halil Özşarlak bazı dostlarını davet ederek yemek verdi. Bu yemekte öne çıkan çok harika lezzetler vardı. Ama bu haftaki cumartesi tatlarında özellikle o gecede öne çıkan iki farklı lezzeti tanıtmak istiyorum.

***

Fahri Sevil’in köftesi kasapta çok özel bölümlerden seçilen etin yine özel bir kıvamda çekilmesiyle başladı. Soğanı, sarımsağı ve baharatları çok hassas ölçülerle eklendi.Yapılışının bütün aşamalarında yanında bulunup yardım ettim. Sonunda bu emeğe ızgara başında Abdullah Ziya Kabak kardeşimizin ustalığı da eklenince bu harika lezzet ortaya çıktı.

***

Sevgili okuyucu o akşamki yemekte inanılmaz bir lezzetle tanıştım. Ali Akkaya harika bir tatlı ikram etti. Bu tatlının adı “Yalancı Pehlivan Tatlısı”. Rivayet edilir ki, ömrü boyunca deste pehlivanı olarak güreşmiş bir pehlivan bu tatlıdan birkaç kaşık yediğinde bir anda “Zaloğlu Rüstem” gücüne ulaşıp baş pehlivanlık mertebesine çıkmış. Hem de bütün rakiplerinin sırtını yere getirip baş pehlivan olmuş.

Bazı yörelerde “İndim Havuz Başına” adıyla da tanınan bu tatlı vakti zamanında Osmanlı saraylarında kuvvet macunu olarak da kullanılırmış. Artık bu sihirli formülü bilenlerin sayıları azaldıkça bu lezzetler de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlar.

Tatlının içinde çocukluğumuzun rüya meyvesi olan cennet elması var. Sonra kıvamında eklenmiş kür üzümleri, cevizler, bol miktarda küner ve deve dişi cinsi nar taneleri. Bilmiyorum, belki başka katkılar da vardır. Karanlıkta pek seçemedim, kalabalıktan da soramadım. Ama Ali Bey bu harika yiyeceğin formülünü bana vermeye söz verdi.

Sözüm söz, Sökespor bu sezon terfi maçlarına kalırsa bu tatlıdan yedirip doping etkisi yapmasını sağlayacağım.

***

Yukarıda bahsettiğim nostaljik meyve cennet elmasından iki tane de hediye olarak getirmişler. İnanın yemeye kıyamadım. Uzun uzun o güzelliği seyrettim. Ertuğrul Drama ve Savaş da narlar getirmişler. İnanılmaz bir şey ama Ertuğrul Bey’in narında çekirdek yoktu ve müthiş bir tadı vardı.

Savaş Bey’in narındaki dişler öylesine iri ve tadı da öyle muhteşemdi ki…

Galiba bu haftaki cumartesi tatlarını burada kessem iyi olacak.

Bal tadında günler dileğiyle…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Özellikle kabak tatlısının püf noktalarını bizimle paylaşırsanız sevinirim. Yazdığınız herşeyi tek tek canım çekti, haberiniz olsun! Çok samimi ve içten bir yazıydı, emeğinize sağlık, saygılar!

sevilay gülcek sensözlü 
 27.12.2009 13:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 116
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 545
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

Emekli öğretmenim. Üç yıldır Söke Ekspres gazetesinde günlük yazılar yazıyorum. 2008 Yılında röpo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster