Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
598
 

Cumhur Başkanı… İngiliz Kraliçesi… Dersim…

Cumhur Başkanı… İngiliz Kraliçesi… Dersim…
 

Cumhurbaşkanımız şu sıralar yanındaki heyetle birlikte İngiltere’deler. Basından takip ettiğimiz kadarı ile mükemmel ağırlanıyorlar. Her ne kadar İngiltere krallığının törenlerden başka pek bir iş yaptığı yoksa da, yine de onur verici güzel bir durum gibi görünüyor.

Umarız altından bir şeyler çıkmaz. Tarih boyunca biz İngilizler ile asla gerçek dost olmadık. Osmanlı döneminden beri hep İngilizlerin kazığını yedik. Tabir yerinde ise fitne fesat, ne ararsanız bunlarda var. Olmayan şey ise mertlik. Bu yüzden 2008 de Kraliçelerinin bizi ziyaretinden ne kadar hoşlanmadıysak, bu günkü iade i ziyaretten de o kadar kuşkuluyuz. Mesela, Kraliçe Elizabeth, gezisinin İstanbul ayağında Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül’ü, 90 yıl önce Dolmabahçe açıklarında İngiliz işgal gemileriyle aynı yere demirleyen Kraliyet gemisinde ağırlamıştı. Bu bile “biz hiçbir şeyi unutmadık, hesaplarımız, planımız devam ediyor” izlenimi uyandırdı.

Hatırlarsanız, Mudanya mütarekesini de İngilizler Türk topraklarına çıkmayıp bir gemide yapılsın istemişlerdi. Tabii o zaman Mustafa Kemal vardı. Mudanya’daki toplantı yeri gösterildi, gelmezseniz anlaşma filan yok dendi. Paşa paşa geldiler. Bir tek Yunanlılar daha fazla aşağılanamayız diyerek gelmediler. Aynı zihniyetin rövanşı 2008 de Kraliçe tarafından alındı. Bu da İngilizlerin fitneden, namussuzluktan asla vaz geçmeyeceğini gösteriyor.

Cumhurbaşkanı gönderdiği mesajda “tarihi gerçeklerimiz var” diyor. Nedir bu tarihi gerçekler. Olsa olsa İngilizlerin çıkarları için herkesi arkasından vurabileceği gerçeğidir. Hatırlayalım, Atatürk hakkında idam fetvası yayımlatıp Kuva-yı Milliye’yi sabote eden Vahdettin, Damat Ferit, Mustafa Sabri üçlüsünü himaye eden İngiltere ile bu İngiltere aynıdır.

Cumhurbaşkanı TBMM için gerek görmediği frakı kraliçe için diktirdi, neden acaba? 2008 yılında “hak kazandığı” Dizbağı Nişanı’nın,(*) 1856 ve 1876 yıllarında, “Yeni Anayasa”nın ilham perisi, günlerdir Dolmabahçe Sarayı’nda konserler, sempozyumlar, dualarla andıkları Abdülmecit ile Abdülaziz’e de takılmış olması tesadüf müdür? Allah biliyor ya ben bu kadar övülen, göklere çıkarılan Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’nın koşar adım saraya gitmeyip, Kraliçeyi uçakta ağırlayarak İstanbul’un rövanşını alır sanmıştım.

Son günlerde ısıtılıp yeniden servis edilen “Dersim” konusunda da baş suçlu İngilizlerdi. Gerçek tarihten biraz haberi olanlar bilirler ki, Şey Sait isyanı olmasa Musul tıpkı Hatay gibi bir Türk şehri olacaktı. İngilizler kendi tarihçilerinin de itiraf ettikleri gibi Şeyh Sait ve yöre Kürtlerini kullanarak Türk ordusunun başına iyi bir bela olup bu fırsattan istifade Musul’u işgal etmişlerdi. Ayaklanmadaki baş amaç, Diyarbakır’ı ele geçirip İngilizlerin Musul’a rahat girmelerini sağlamaktı. Günümüzün Cumhuriyet düşmanları ve örgütledikleri duygu sömürücülerinin dediği gibi değildi olaylar.

İşte Cumhurbaşkanımız bu İngiltere’yi ziyaret ediyor. Hem de diz bağı nişanı sahibi olarak. Aman dikkat.

(*) : Bu kutsal (!) ‘nişan’, İngiltere’nin en önemli devlet armağanı, Hıristiyanlığın da…

Çünkü gördükleri önemli işlerden dolayı, kişileri onurlandırmak için veriliyorlar. Ama yalnızca, Ulu Haç (grand cross) için mücadele verenlere…

Knight Grand Cross of the Order of the Bath

‘Nişan’ a ana tema, Haç…

Haç’ın ortasında üç taç, Merkezden dışa doğru ise ‘Üzerinde güneş batmayan imparatorluk’ ifadesi olan güneş sembolü var.

Bu ödülü daha evvel şu aralar pek moda olan 1. Abdülmecit yabancı uyrukluların menfaati için çıkarılan Tanzimat ve İslahat fermanları için, yabancılara toprak satışını serbest bıraktığı için de Abdülaziz almıştı.

Kaynak: ¹ Cengiz Özakıncı,’Türkiye’nin siyasi İntiharı Yeni-Osmanlı Tuzağı’,Otopsi Yayınları,Ekim 2007

İzmir 2011

ASLI AKOBA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Geç kaldım ama hiç okumamaktan iyidir. Hocam Atatürk devrinde "egemen Türk devleti" idik. Şu anda "sömürge İslâm cumhuriyetiyiz". Sanırım aradaki fark bu. Elinize, aklınıza sağlık.

Ögeday 
 21.07.2013 13:26
Cevap :
Merhaba O yazının üzerinden iki yıl geçmiş. Kuşkularımızda hiç de abartı olmadığını görmek inanın üzüyor. Oysa bu kuşku içeren yazılarda yanılmayı ne kadar isterdim. Saygı ve selamlar...  22.07.2013 8:33
 

Dost, ne özenmişlerdir meşrutiyete... Saygılar sevgiler

UFUK KESİCİ 
 23.11.2011 23:19
Cevap :
Merhaba, Dost aynı debdebe, aynı riya. Değişen bir şey yok. Saygı ve selamlar...  24.11.2011 0:10
 

Cumhurbaşkanımızın yüzünde, Türkiye'deki görüntülerinde olmayan bir memnuniyet ve iletişimli olma durumu var. Çok dikkatimi çekiyor. Gidip orada sürekli İngilizce konuşuyor olması bana dokunuyor bir kere. Nişan olayını bilmiyordum. Daha doğrusu içime dokunduğu için pek takip etmemeye çalışıyorum. Hele bir de eşi ile Kraliyet Senfoni Orkestrasını dinlerken 'heyhat...' diye başlayan cümleler kurdum içimden... Selamlar

ASLI AKOBA 
 23.11.2011 7:30
Cevap :
Merhaba, Başkalarının dilini konuşmayı uşaklık değil de kültür sananlar yönetimin başında olunca ortaya çıkan görüntü bu oluyor. Saygı ve selamlar...  24.11.2011 11:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1508
Toplam yorum
: 5843
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1658
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster