Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '21

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
26
 

CUMHURİYET 98 YAŞINDA

CUMHURİYETİN 98. YILI KUTLU OLSUN                                         

Cumhuriyetin 98. Yılı kutlu ve mutlu olsun. Cemiyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Aradan bir asra yakın bir zaman geçti.  Bu günlere elbette kolay gelinmedi. Büyük bir mücadeleden sonra bugünlere kavuştuk. Bu tarihi günlerden biraz söz etmek istiyorum. Gazeteci –yazar Yılmaz Özdil’in Mustafa Kemal adlı kitabından alıntı yaparak bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum:”  23 Nisan 1923’de TBMM ilan edildi.  Kutlama Ankara’da Hacı Bayramı-ı Veli Camii’nde yapılacaktı. 23 Nisan 1920, Cuma. Hacı Bayram Camii’nde mahşeri kalabalık toplanmıştı. Bizzat Mustafa Kemal tarafından kaleme alınan ve yurdun her köşesine ulaştırılan “ millete açık davetiye” de şöyle deniliyordu:  Allah’ın izniyle Nisanın yirmi üçünde Cuma günü, Cuma namazından sonra Ankara’da Millet Meclisi açılacaktır” TBMM’nin bir anlamda temel taşı olan Hacı Bayram Camii İstanbul’un Fethinden önce 1427 ‘de inşa edilmişti. Adını, hemen bahçesindeki Hacı Bayram türbesinden alıyordu.

 

Hacı Bayram-ı Veli Ankara’da doğmuş, tasavvuf felsefesinin en önemli temsilcilerinden biri olmuş, eserlerini Türkçe yazmış, Anadolu‘da Türkçe’nin yaygınlaşmasında büyük katkı sağlamıştı.  Sanki bugün söylenmiş gibi taptaze yaşayan, yüzyıllardır insanlığı etkileyen nasihatleri vardı.” Kin, gerçekleri; gören gözleri bile kör eder, İnsanlığınızı koruyunuz. Kötülükten uzaklaşınız,  iyilerle beraber olunuz. Güzel huylu, Merhametli olunuz. Sakin olunuz, Ağır başlı olunuz. Konuşurken gürlemeyiniz, İlim tahsil ediniz, Nefsinizi daima kontrol ediniz. Hakikati söylemekten korkmayınız, Çok çalışınız, parayı, dünyalığınızı çalışarak, helal kazanınız “ gibi önemli sözlerinden bazıları.

 

TBMM’de bayram ilan edilirken, aslında Sakarya Meydan Muharebesi bile yapılmamıştı. Ağustos 1921…Sakarya vuruşmasının son hazırlıkları için Polatlı’ya gitmişti. Mustafa Kemal’in ayağı üzengideyken atı ürktü, sırtüstü taşa denk geldi, iki kaburgası kırıldı. Ciğerine baskı yapıyordu, nefes alamıyordu. Hastaneye yatmayı kabul etmedi, bandaj yapıldı.

 

Ömürleri cepheden cepheye geçmişti, korku eşiğini çoktan aşmış bir jenerasyondu.  Her günün “ son gün” olabileceğini düşünerek, can pazarında bile hayatın

güzelliklerini yaşamaya gayret ediyorlardı.   O en kırıktık dönemde mesela silah arkadaşı Kılıç Ali’nin kız kardeşi Naime evleniyordu. Mustafa Kemal kırık kaburgalarının ıstırabına rağmen nikâha katıldı, gelinini vekili oldu. Ertesi sabah cepheye döndü… 

 

Halide Edip Adıvar anılarında: Mustafa Kemal’i şöyle anlatıyor: “ Bir zabit beni karargâha götürdü. Köy yolları karanlık ve çamur içindeydi.  Gece yarısıydı. Muhafızlar kapıdaydı. Tek gaz lambası yanan bir Anadolu odasıydı, girdim. Mustafa Kemal Paşa oturduğu koltuktan güçlükle kalkmaya çalıştı. Kaburga kemikleri şiddetli ağrılar içindeydi. Safa geldiniz hanımefendi dedi.  O mütevazı odada, bir millet yaşasın diye ölmeyi göze alan kararı temsil ediyordu… Ne saray, ne şöhret ne herhangi bir kudret, onun odada ki büyüklüğüne yaklaşabilirdi.  Paşa’ya doğru kalbimde mutlak bir hürmetle yürüdüm, elini öptüm.    Yaralansa bile, bir gün dinlenme lüksü yoktu. Daima göz önünde bulunmak zorundaydı”.

 

                                ***     ***     ***

 

Mustafa Kemal Sakarya Savaşı’nı sivil kıyafetle yönetti. Askeri üniforma giymemişti.

 

Ruşen Eşref Ünaydın’ın hatıralarına göre:  “ Savaşı sivil spor kıyafetliyle idare edip kazandıktan sonra. Böğrü ağrıya ağrıya, sancısından adeta düşe kalka yürüyerek, kimseye haber vermeden, karşılama göreni beklemeden, alkış beklemeden, gündelik işini görmekten dönüyormuş gibi, yıpranmış bir vilayet taksisi sanılacak Ford otomobilin sadeliği içinde, ellerinde güderi eldivenleri, o sivil kıyafetle Çankaya’ya dönmüştü.     

 

Sakar Meydan Muhaberesi, sadece Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası değildi. Ay  zamanda….13 Eylül 1683 Viyana’da başlayan kesintisiz geri çekilmenin. 238 yıl sonra 13 Eylül 1921’de nihayet durdurulması anlamına geliyordu.

 

Bundan böyle hattı müdafaa yoktu, sathı müdafaa vardı. O satıh bütün vatandı. TBMM’de kendisine “ mareşal ve gazi “ unvanı verildi. O güne kadar askeri üniforma giymedi.

 

                            ***  *** ***

Silah arkadaşlarından biri de Albay Reşad Bey’di. İstanbulluydu.  Çanakkale’de, Muş’ta, Suriye’ de Mustafa Kemal’in emri altında vuruşmuştu. Madalya, kahraman bir subaydı. Milli Mücadele başlayınca hiç tereddüt etmeden Anadolu’ya geçmişti. Büyük taarruz’ un ikinci günüydü. Mustafa Kemal tarafından Çiğiltepe’yi temizlemesi emredildi. Muharebenin kaderini etkileyecek noktalardan biriydi. Dumlupınar’a kadar en stratejik engeldi. Çiğiltepe’nin öneminin farkında olan Trikoupis   oraya sağlam tutunmuştu. Saat 10.30… Mustafa Kemal sahra telefonunu kaldırdı. “Daha ne kadar sürecek?” diye sordu. Albay Reşad “ kuşatmayı tamamladık, ateş yememek için açıktan dolaştık.         Yarım saat içinde tepeyi alacağım “ diye cevap verdi.

 

Saat 10.45 ‘te Mustafa Kemal tekrar aradı.

“ Reşad  geç kalıyorsun, temizle artık “ diye bağırdı!

Saat 11.00… Telefon çaldı.

Bu defa üsteğmen Bozkurt Kaplangı açtı.  Ağlıyordu.

Geç kalmanın nelere mal olabileceğini bilen albay Reşad bey “ söz verdim, yapamadım” demişti. Son sözleri şu olmuştu: Belinden tabancasını çıkardı, kafasına dayamış, aman demeye kalmadan tetiğe basmıştı. Mustafa Kemal üsteğmeni teselli etti. “ Allah rahmet eğlesin, büyük vatanperverdi, dünyanın hiçbir ordusunda yüreği Türk askerinden daha temiz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir “ dedi. ( 1 )

 

Milli Mücadeleden sonra artık Cumhuriyetin kurulmasını istiyordu. Zaten 1 Kasım 1922’de Saltanı kaldırmıştı. 29 Ekim 1923 ‘te Cumhuriyeti kurdu. Mustafa Kemal TBMM ‘de yaptığı bir konuşmada: “ Hâkimiyet kayıtsız, şartsız milletindir, cumhuriyet fazilettir. Cumhuriyet ahlaki fazilete dayanan bir idare şeklidir. “ diyordu.

 

Sözü biraz uzattım galiba. Buraya kadar geldikten sonra

Onun en yakın arkadaşlarından Kâzım Özalp’ın anılarından birkaç cümleyi de sizlerle paylaşmak istiyorum: “   28 Ekim 1923 günü Meclisten ayrılırken Mustafa Kemal Paşa bana “ Kemalettin Sami Paşa ile Halit Paşa’yı al, Çankaya’ ya gel” dedi.  Gittiğimizde, İsmet Paşa, Fethi bey,  Fuat ( Buca) ve Ruşen Eşref  (Unaydın), beyleri orada bulduk. Mustafa Kemal Paşa hemen söze başlayarak” Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz. Beni fırka grubuna davet edin, bir konuşma yapacağım “ dedi. Erken dağıldık ve ertesi gün Kemalettin Sami Paşa, bir takrir vererek gruba Mustafa Kemal’i davet etti. Mustafa Kemal gelir, gelmez gruptan, bazı çalmışalar yapmak üzere bir saat müsaade istedi. Bu arada bazı mebuslarla görüşerek hazırlık yapmak istiyordu. Tekrar toplandıktan sonra kürsüye gelerek Anayasa’nın 1. Maddesinin sonuna “Türkiye Devletinin yeni şekli hükümeti Cumhuriyettir.” Fıkrasının ilavesini ve bazı yeni maddeleri teklif etti. Cumhuriyetin lehine çok değerli konuşmalar yapıldı. Tarihçi bilim adamı Abdürrahman Şeref Bey,  “ Şimdiki idare tarzımız zaten cumhuriyettir, fazla düşünmeyelim, doğmuş olan çocuğun adını şimdi koyalım” diyordu. Gece saat 20.45 ‘te konuşmalar tamamlandı. Cumhuriyet ilan edildi. (29 Ekim 1923). Daha sonra ittifakla Mustafa Kemal Cumhurbaşkanı olarak seçildi.(2) 

 

Bu duygu ve düşüncelerle Cumhuriyetimizin 98. Yılını kutladığımız bu günlerde, geleceğe büyük bir ümit, inanç ve gayretle yürümek azmi ve de kararlılığı dileğiyle. “Cumhuriyet Bayramınız Kutlu olsun. Ayrıca Cumhuriyetimizin kurulması konusunda Milli Mücadelede ve daha sonra ki günlerde emeği geçen şehitlerimizi, gazilerimizi de saygıyla ve rahmetle anıyor, mekânları cennet olsun diyorum.

 

  • Mustafa Kemal / Yılmaz Özdil, Kırmızı Kedi Yayınları 18. Basım, Aralık 2020. İstanbul
  • Atatürk’ten Anılar /  Kazım Özalp- Teoman Özalp, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2. Basım 1994 Ankara

 

 

 

 

Abdülkadir  GÜLER 

29  EKİM  2021- SÖKE 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

        

 

 

 

 

 

 

                           

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Epeyce de yaşlanmış be arkadaşım:) Elinden tutmak mı lazım elimizi ona vermek mi lazım bilemiyorum... Ben omuz omuza geleyim diyorum:) Selamlar saygılar:)

Halil Güven (Sökeli) 
 30.10.2021 13:49
Cevap :
O yaşlansa da ben her onu genç görüyorum. KISMET OLSURSA İKİ YIL SONRA 100 YAŞINDA OLACAK. O GÜNLERİ BİRLİKTE KUTLAMANIN SEVİNCİNİ YAŞAYACAĞIZ İNŞALLAH, DEĞERLİ YORUMUNUZ İÇİN TEŞEKKÜRLER..  31.10.2021 19:31
 

Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun canım arkadaşım... Selamlar saygılar:)

Halil Güven (Sökeli) 
 29.10.2021 21:03
Cevap :
Sizin de Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun.  30.10.2021 16:24
 

Sayın Hocam Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun selam ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 29.10.2021 18:48
Cevap :
Teşekkürler efendim.Sizin de Cumhuriyet bayramınız kutlu olsun...  30.10.2021 16:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2179
Toplam yorum
: 4780
Toplam mesaj
: 223
Ort. okunma sayısı
: 820
Kayıt tarihi
: 27.06.09
 
 

1946 Mardin ili, Kızıltepe ilçesi'nin Esenli köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Kızıltepe'de bitir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster