Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '21

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
38
 

Cumhuriyet 98 Yaşında

Cumhuriyet 98 Yaşında

Cumhuriyet, bu yaşa kolay gelmedi. Birtakım engellerle karşılaştı; demokrasi özünden koptuğu yıllar oldu; ama yıkılmadı. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti; bağımsızlık, özgürlük temeline oturtulmuş, gücünü ulustan alan bir cumhuriyettir.” Egemenlik; kayıtsız, koşulsuz ulusundur” ilkesiyle, demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini, yüzyıllarca yaşatmak, bu ülkede yaşayanların öncelikli görevi olmalı. Neden mi? Ancak, Cumhuriyet yönetiminde; huzurlu, mutlu yaşayabiliriz Peki, Cumhuriyet, nasıl kuruldu? Kolay kurulmadı.

Mustafa Kemal,19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Cumhuriyet’in temellerini atar.29 Ekim 1923 Türk ulusunun yeniden varoluşudur.Cumhuriyet devriminin mimarı Mustafa Kemal Atatürk’ tür. Türkiye Cumhuriyeti’nin mimarı, Samsun’a çıkarak düş evreninde oluşturduğu Cumhuriyeti ilmik ilmik dokur. Yoluna çıkan engelleri; bilimin, askeri yeteneğinin ışığında eritir, yok eder.19 Mayıs 1919’da Samsun’da bir kıvılcım çakarak, karanlıkları yırtar; Anadolu’yu aydınlatır. Bu aydınlıkta uyanır; yürür düşman üstüne eriyle, kadınıyla, kızıyla Anadolu insanı. Tutsaklıktan kurtulmanın yollarını arar. Kurtuluşa, Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal’in izinden giderek ulaşacağına inanır; çünkü Mustafa Kemal’e güvenmektedir. O, tutsak bir ulusu, bağımsızlığına kavuşturmak için emperyalizme savaş açan ilk Doğulu liderdir.

Emperyalizmin olduğu yerde; nemelazımcılık, kadercilik her şeye boyun eğiş vardır. .Sivas ve Erzurum Kongreleri’ nin amacı, ulusu bu felsefeden kurtarmaktır. Mustafa Kemal, tutsaklığın Türk ulusunun yapısına aykırı olduğunun bilincindedir. Anadolu insanına ulus olma bilincini aşılamaya çalışır. Osmanlı, imparatorluktur. Uluslar vardır. Bu uluslar, imparatorun uyruğudur.

İnsanca yaşamak için yapılır; İnönüler, Sakaryalar, Dumlupınarlar...30 Ağustos 1922’de mezar olur düşmana Anadolu. Mehmetçik sel olur dokuz günde Afyon’dan İzmir’e akar. İzmir’e girişimiz, zaferin çabukluğu, geniş ve kesin neticeleri itibariyle bütün dünyada büyük hayret yaratan bir psikolojik ortama rastlar. Yunanlılar, bozgundan sonra Anadolu’dan çekilme koşuluyla ateşkes için İngilizler ’e başvururlar...3Ekim 1922’de Mudanya Konferansı başlar. Konferansta İngiltere’yi General Harrington, Fransa’yı General Charpy, İtalya’yı da General Mombelli temsil ediyordu. Ateşkes Sözleşmesini 11 Ekim 1922 sabahı saat 6’da imza ettik.(İsmet İnönü, Lozan Antlaşması,29-46)  .

Lozan Antlaşması, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yolunu açar. 24 Temmuz 1923 günü imza edilir.İmza törenleri uygar bir ölçüde ve Türkiye için onurlu bir biçimde düzenlenmiş, neticelenmiştir.(ade. s.67) Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyeti kurmayı,19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığı tarihte tasarlamış; devrimlerini ve ilkelerini belleğine kazımıştır.

Türk toplumu, ulus olma bilincine Cumhuriyet’le erişir. Misak-ı Milli’ yle bağımsız, çağdaş bir devletin sınırları çizilir. Bu sınırlar içinde yaşayan tüm toplumlar, Cumhuriyet’in bireyleri olarak yaşamlarını sürdürür; ülkenin kalkınıp gelişmesine katkıda bulunurlar. Her birey, yasalar karşısında eşit haklara erişir. Osmanlının yıkılışıyla ağalık, şeyhlik tarihe karışır. Ağalık, şeyhliklerini sürdürmek isteyenlere de fırsat verilmez; çünkü Cumhuriyet, özgürlüğe, toplumsal uyanışa, değişime de yol açmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, dünyaya kapalı bir doğu ülkesini; cumhuriyete, aydınlanmaya, uygarlığa, çağdaşlaşmaya adım adım hazırlar. ”Ama ya Atatürk’ün büyüklüğünü anlamayan vatan kardeşlerimiz ? Onların anlamaması yetişmelerinden, telkinlerden kaynaklanıyor. Böyle yetiştiriliyorlar. Oysa tarihimizi bilseler, düşünseler, kafalarına yerleştirilen önyargıları, yanlış bilgileri aşabilseler onlar da bu büyüklüğü benimseyecek, Atatürk’ün Allah’ın bir lütfu olduğunu anlayacaklar” (Özakman,2010,s.9) 

Atatürk’ün “Benim en büyük eserim” dediği Cumhuriyet’in 98. yıldönümü.

Cumhuriyet’in sabır taşını çatlatacak bir kararlılık, olağanüstü bir savaşım ruhu ve bilinciyle kurulduğunu en iyi ortaya koyan yapıt, Nutuk’tur.98. yılda bu büyük yapıta nasıl bakacağımız, Atatürk’ün şu sözünde yer alıyor:

“Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek değerler olduğunu ileri sürmek, aklın ve bilimin gelişimini yadsımak olur... Benim Türk ulusu için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, benim manevi mirasçılarım olurlar. Mustafa Kemal,19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Cumhuriyet’in temellerini atar.”

 

29 Ekim 1923Türk ulusunun yeniden varoluşudur. Cumhuriyet devriminin mimarı Mustafa Kemal Atatürk’ tür. Türkiye Cumhuriyeti’nin mimarı, Samsun’a çıkarak düş evreninde oluşturduğu Cumhuriyeti ilmik ilmik dokur. Yoluna çıkan engelleri; bilimin, askeri yeteneğinin ışığında eritir, yok eder.19 Mayıs 1919’da Samsun’da bir kıvılcım çakarak, karanlıkları yırtar; Anadolu’yu aydınlatır. Bu aydınlıkta uyanır; yürür düşman üstüne eriyle, kadınıyla, kızıyla Anadolu insanı. Tutsaklıktan kurtulmanın yollarını arar. Kurtuluşa, Çanakkale kahramanı Mustafa Kemal’in izinden giderek ulaşacağına inanır; çünkü Mustafa Kemal’e güvenmektedir. O, tutsak bir ulusu, bağımsızlığına kavuşturmak için emperyalizme savaş açan ilk Doğulu liderdir. Emperyalizmin olduğu yerde; nemelazımcılık, kadercilik her şeye boyun eğiş vardır. .Sivas ve Erzurum Kongreleri ’nine amacı, ulusu bu felsefeden kurtarmaktır. Mustafa Kemal, tutsaklığın Türk ulusunun yapısına aykırı olduğunun bilincindedir. Anadolu insanına ulus olma bilincini aşılamaya çalışır. Osmanlı, imparatorluktur. Uluslar vardır. Bu uluslar, imparatorun uyruğudur.

Türk toplumu, ulus olma bilincine Cumhuriyet’le erişir. Misak-ı Milli’yle bağımsız, çağdaş bir devletin sınırları çizilir. Bu sınırlar içinde yaşayan tüm toplumlar, Cumhuriyet’in bireyleri olarak yaşamlarını sürdürür; ülkenin kalkınıp gelişmesine katkıda bulunurlar. Her birey, yasalar karşısında eşit haklara erişir. Osmanlı’nın yıkılışıyla ağalık, şeyhlik tarihe karışır. Ağalık, şeyhliklerini sürdürmek isteyenlere de fırsat verilmez; çünkü Cumhuriyet, özgürlüğe, toplumsal uyanışa, değişime de yol açmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, dünyaya kapalı bir doğu ülkesini; cumhuriyete, aydınlanmaya, uygarlığa, çağdaşlaşmaya adım adım hazırlar. “Âmâ ya Atatürk’ün büyüklüğünü anlamayan vatan kardeşlerimiz? Onların anlamaması yetişmelerinden, telkinlerden kaynaklanıyor. Böyle yetiştiriliyorlar. Oysa tarihimizi bilseler, düşünseler, kafalarına yerleştirilen önyargıları, yanlış bilgileri aşabilseler onlar da bu büyüklüğü benimseyecek, Atatürk’ün Allah’ın bir lütfu olduğunu anlayacaklar” (Özakman,2010,s.9) 

Mustafa Kemal,28 Ekim 1923’te bazı arkadaşlarını Fethi Bey, İsmet Paşa, Kazım Özalp Paşa, Halit Paşa, Kemalettin Sami Paşa, Fuat Bulca, Ruşen Eşref  Ünaydın ’ı...yemeğe davet eder. Yemekte,” Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz”der.29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in bayrağı dalgalanır .tek başına, bağımsız bu gökyüzünde.

Peki, Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda, Cumhuriyet’e karşı olanlar yok muydu? Olmaz olur mu?

Ali Fuat Paşa’ya, kimi Kurtuluş Savası öncüleri Ankara’da neler oluyor, diye sordular. Ali Fuat Paşa, “Cumhuriyet’in ilan edileceği günlerin arifesinde bulunduğumuzu zannediyorum” dedi

Bilgi verdiği değerli kimseler, Kurtuluş Savaşı’nın öncüleriydi. Bu bilgi, Kurtuluş Savaşı, öncülerini memnun etmedi. Düşmanı kovmayı yeterli bulduklarını, eski düzenin küçük düzeltmelerle sürmesinden yana oldukları anlaşılıyordu. (Özakman, Cumhuriyet, s.338)

Mustafa Kemal Paşa’yıhalife yapmak isteyenler bile vardı. Mustafa Kemal, o yıllarda demokrasinin, özgürlüğün harman olduğu, Fransız İhtilâl’ inin etki alanındaki ortamlarda geçmişti gençliği. Halifelik, padişahlık önerisini kabul etmesi düşünülemezdi.

Doksan sekizinci kuruluş yıldönümünü kutladığımız Türkiye Cumhuriyeti,”20.yüzyılın geniş kapsamlı birçok devrimsel atılımları içinde tek başarılı olanıdır. Bu devrimin öncüsü, mimarı, uygulayıcısı olan Mustafa Kemal Atatürk de başka devrimcilerle hiç karşılaştırılamayacak bir biçim ve ölçüde, yalnız kendi ulusunun değil, tüm uygar insanlığın kalıcı sevgi ve saygısını kazanan tek büyük kişilik olarak belirmiştir. Evet,20.yüzyıla damgasını vuran devlet ve siyaset adamı, hiç kuşkusuz Mustafa Kemal Atatürk’tür”(Ozankaya,1994,s.1).Cumhuriyete giden yolu, Kurtuluş Savaşı’nı başlatarak, O açar.

Cumhuriyet’in nasıl bir nimet olduğunu, önemini ”Cumhuriyet “yazarı Turgut Özakman şöyle vurguluyor:

Sevgili gençler!

Cumhuriyetin ne kadar büyük nimet olduğunu anlamak için Afganistan’ı, Irak’ı, İran’ı, Pakistan’ı, Emirlikleri, Suudi Arabistan’ı, Mısır’ı, Libya’yı, Tunus’u, Cezayir’i, Fas’ı Müslüman Afrika’yı düşünün.

Cumhuriyetin önünde hazır bir model yoktu. Yolunu düşünerek, arayarak, deneyerek açtı. Şartlardan, ihtiyaçlardan, olanaklardan, tarihten yararlandı. Para yok, kredi yok, yetişmiş yeterli sayıda elaman, uzman yok, araç-gereç yok. Osmanlı’dan borca batık bir miras kalmış.

O altın kuşağın iki gücü vardı sadece: Akıl ve yurtseverlik. Bu iki güçle yola çıktılı yazarılar. Mucizeler yarattılar. Atatürk, gençlere şöyle seslenir:

Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler geleceğimizin gülü, yıldızı, talih ışığısınız. Memleketi asıl aydınlığa sizler ulaştıracaksınız. Ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek, ona göre çalışınız.  Kızlarım, çocuklarım, sizlerden çok şeyler bekliyoruz.”

        Durdu, sordu: ”Çok çalışacaksınız değil mi?”

        Çocuklar avaz avaz bağırdılar: “Söz!”

Arkadaşlarımla birlikte ne yaptıksa sizler için yaptık. Sizin mutluluğunuz onurunuz için yaptık. Başınız dik gezin, kimsenin kulu kölesi olmayın diye yaptık. Bir daha bu acı günleri yaşamayın diye yaptık. Ödülümüz sizin temiz, güzel sevginizdir.”

Fevzi Paşa’nın gözleri yaşarır.

Egemenliğin ulusa geçmesi; demokratik, laik, sosyal, hukuk devletine giden yolun açılmasıyla Cumhuriyet kurulmuştur.Cumhuriyet’in kurulmasıyla halifelik, 03.03.1924’te kaldırılmış; 05.02.1937’de laiklik, Anayasaya girmiştir. Ne yazık ki laikliği içselleştirmeyenler, Cumhuriyet’i kuruluş felsefesinden uzaklaştırarak çağdışına itmeyi, eski kurumları yeniden canlandırmayı amaçlıyorlar. Sözgelimi,1924’te medreseler kapatılmış; yerini modern eğitim kurumları almıştır; ama medrese eğitiminin özlemi çekenler; modern, çağdaş, bilime dayalı eğitimden ülkeyi uzaklaştırarak Ortaçağ karanlığına götürmek isteyenler boy gösteriyorlar.

Sonuç

Atatürk,Batıyı taklit etmemiş; Batı’nın değerlerini Atatürk Devrimleri ve İlkeleri potasında eriterek Türk ulusunun sosyal yapısına, erkine uygun duruma gelmesinde önderlik etmiştir. Atatürk, çağdaşlaşmayla Batı’ya benzemeyi değil; Batı karşısında; her alanda bağımsız bir ülkeyi amaçlamış; Cumhuriyet Devrimlerini bağımsızlık temeline oturtmuştur. Cumhuriyet; laik, çağdaş, sosyal bir hukuk devletidir. Türk Devrimi’nin ürünüdür. İnsan hak ve özgürlükleri temeline dayalı, bu yolda tüm uygar insanlığa örneklik edecek bir başyapıt değerindedir. Bu başyapıtı, her türlü sömürgeci, bölücü anlayış ve düşüncelerden korumak, Türk ulusunun hem de tüm uygar ulusların üniversiteleriyle, bilim, düşün ve sanat çevreleriyle üzerlerine düşen bir insanlık görevidir.

Cumhuriyet; özgürlüktür, kardeşliktir, erdemdir. Tasada, kıvançta ortak olmaktır. Bu ülkede yaşayan her birey, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’e gönülden bağlanmalı; Cumhuriyet’in temel ilkelerinden, değerlerinden sapmamalı ki bu başyapıt sonsuza değin yaşasın, ışığıyla ülkemiz aydınlansın. Gelecek kuşaklar, böyle aydınlık bir ülkede huzurlu, mutlu yaşasınlar.

Cumhuriyet Bayramı, bu ulusun tüm bireylerine kutlu olsun 29 Ekim 2021

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Atatürk diyor ki : "Cumhuriyet fazilettir" . Dilinize sağlık sevgili Öğretmenim. Selamlar.

Abdülkadir Güler 
 02.11.2021 10:48
Cevap :
Meslektaşım,Atatürk,bu ülkeyi Osmanlının küllerinden yeşerten bir devlet adamı,liderdir.İlgine teşekkür ederim.Esen kal.  10.11.2021 11:47
 

"O en büyük eser" bizler için en büyük mirastır. O'nu korumak ve yasatmak ise en büyük mucadelemiz olacaktır! Satırlarınıza ustaca ve özlü bir şekilde sinen bu tarihsel resmi gecite de şükranlarımı sunarım. Saygi, sevgi ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 29.10.2021 12:21
Cevap :
Ersin Bey,Atatürk'ün bıraktığı Cumhuriyet mirasını yaşatmak,bu ülkede yaşayanların en önemli görevi olmalı ki huzur bulalım.Anlamlı yorumun,değerlendirmen için teşekkür eder;selam,sevgi,saygılarımı iletirim.  30.10.2021 19:22
 

Değerli arkadaşım, bu çok değerli Cumhuriyet bayramı hepimize kutlu olsun. Saygı,sevgi, esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 28.10.2021 16:17
Cevap :
Şahin Bey,ilgine teşekkür eder;esenlikler dilerim.  30.10.2021 19:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 378
Toplam yorum
: 1287
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2365
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster